Posted by: dusuncekahvesi on: Mart 5, 2009
Allah Rasulü (sav) buyuruyor: “Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu perişan etmez. Kişiye şer olarak Müslüman kardeşini horlaması yeter.” (Buhari ve Müslim)
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki Allah’ın yardımı pek yakındır. (Bakara 214)
Ey ülkemin ziyaları bu karanlık denizleri neye yoralım?
Ey dünyanın ziyaları bu karanlıkları neye yoralım?
Yoksa savunmanızı size ışık verilmediği ile mi yapacaksınız?
Demeyin sakın demeyin, La diye yalanlar sizi Kur’an! İcabet edici susturur sizi.
Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.” (Furkan 77)
Böylesi muhkem ayetleri olan bir kitabın muhatabı muhkem bir kavimiz biz. Asırlardır ümmet bilinci ile büyüyen İslam coğrafyalarında bugün bir Türkiye olarak ülkeme dönüp baktığımda bilincini yitirmiş sönük bir kavimden başka bir şey göremiyorum, Diplomasisiyle dışa dönük Türkiye’de.
Müslüman bir ülke olarak biliniyor olmanın hakkını sonunu kadar ihlal ediyor ülkemizin kurumları. Diyanet kendi ülkesinin sadakasını, hakkını bile veremezken şu an eleştirdiğim hususu fazla gören kardeşlerime hak vermeden de edemem doğrusu.
En son Mirac Kandili hasebiyle toplanılan camilerimizden yapılan programları izleme fırsatım olmuştu çeşitli televizyon kanallarında. Yapılan son duaların içeriğine hep dikkat ederim. Bu defada izlediğim tüm programlarda dualara dikkat ettim ve maalesef dualarda bile uygulanan yaptırımların içler acısı oluşuna şahitlik ettim. Biz nasıl müslüman bir toplumuz ki mübarek saydığımız bir islam ülkesi olarak müslümanların selameti adına Rabbimize elimizi açtığımız bir gecede yıllardır zulüm altında kıvranan kanayan Filistinli,Iraklı,Çeçenistanlı … vs. kardeşlerimizi unutuyoruz. Tek bir dua kelamını bile esirgiyoruz onlardan.
Bu çağın deccalı politikaya kurban ediyoruz kardeşlerimizi.Uluslararası diplomasi kazanında uhuvveti vahdeti eriten bir ülke durumuna geliyoruz. İsrail’e Amerika’ya,Rusya’ya ülkemizin camilerinden iltimas geçiyoruz.
Ey islam alemi, ey müslüman geçinen ülkemin devlet-i alası müslümanın diyen zulme iltimas geçer mi ? İmanı sağlam olan zulme ortak olur mu ? Bu çağda vahdeti ebter bırakmanın hesabı sorulmayacak mı sanıyorsun. Ya bir gün bizde Filistinleşir Iraklaşırsak…
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki Allah’ın yardımı pek yakındır. (Bakara 214)
Güzel diyanetimin toplumsal hutbeleri
Son zamanlarda islami gündemde en çok eleştirilen sıkıntılardan birini dile getireceğim yine.
Diyanetin yayınladığı Cuma hutbeleri. Elbette her bilgi ehemmiyetlidir, hiçbir bilgi boş değildir. Ama diyanet hutbeleri son zamanlarda öyle bir hal aldıki cemaat hutbe mi dinliyor yoksa toplumsal adabı muaşeret seminerinde mi farkını ayırdedemez oldu.
İşte diyanetin son zamanlarda ki hutbe konularından örnekler,
İstanbul Müftülüğü’nden “sofra adabı” hutbesi: “Sağ elle yeyin”
İstanbul Müftülüğü’nden ‘doğruluk dürüstlük’’
İstanbul Müftülüğü’nden ‘Su ve israf ‘’ vs.vs.
Daha sayılabilir elbette , denilebilir ki bunlarda elzemdir .Elbette elzemdir ama öncelikli değildir.Bu toplumun daha ilmi hutbelere ihtiyacı olduğu mutlaktır. Haftada bir cumaya gelen bir cemaatin hakkını vermek diyanetin asli görevidir.
Ele alınması anlatılması gereken onca fıkıh,siyer,akaid ve en başta Kuran’a dair bahis varken bunu es geçmek büyük bir kayıp olsa gerek.
Dileriz bu iyileştirmeler bir an önce yapılır.
Banu Aksoy / Ağustos 2008
1 | ebdâ
Kasım 15, 2009 1:41 pm
ah ablacım ahh ..
iyi günler ileride inşaAllah …