Düğün Gecesi Adabı


ievlilik1

  • Kur’an ve sünnette evlilik / Dr. Muhammed Raid Hamdi Ebu’n-Nur

bu konu hakkında, düsüncekahvesinde daha önce eklenmiş ve  şurada:

http://dusuncekahvesi.wordpress.com/2009/03/13/gerdek-gecesi-adablari-ve-diger-meseleler/

bulunan yazının ve bu eklenen yazının faydalı olması dileğiyle…

Düşünce Kahvesi

Zifaf (Gerdek) Gecesinin Âdabları

Sünnet ve meşru olan nikah akdi tamamlandıktan sonra iki eş, dünya evine girmek maksadıyla zifaf gecesi ve bir araya gelme anı için maddî ve ruhî hazırlığa başlarlar.

Bu bölümde; islâm’ın evlenecek olan çiftlerle ilgili, zifaf gecele­rinde yapmaları gerekli olan âdab ve takip etmeleri lazım gelen yolu izah edeceğim. Söylenilenler yapıldığı takdirde düğün ve zifaf geceleri Allah’ın rızası doğrultusunda ve islâm’ın âdabına uygun olarak yapılmış olur. [918]

Gelinle Halvet (Zifaf) Yapmanın Âdabı:

Bütün bunları açıkladıktan sonra, şimdi de evlenecek olan kişinin zifaf gecesinde yapması gerekli olan şeyleri ve zevcesinin yanına girdiği andan başlamak üzere, cinsel ilişkinin bitimine kadar olan merhale­lerde riayet edilmesi gerekli olan durumları izah edeceğiz.

Herkes bilsin ki, islâm; bize her şeyi, hatta zifaf gecesindeki edebî ve zevciyet muamelesinin temel kaidelerini dahi öğretmiştir.

Bu merhaleler aşağıdaki şekildedir:

1- Düğün gecesi yatsı namazından sonra dua ile damad ge­linin odasına girince, damadın elini gelinin başına koyarak be­smele çekmesi, sonra da ona hayır ve bereketle duada bulun­ması müstahaptır.

Bu konuda Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Biriniz evlendiğinde veya cariye edindiğinde, onun alnına elini koyarak şöyle dua etsin: “Ey Allah’ım! Senden bu hanımın ve üzerinde yaratılmış olduğu ahlakın hayrını talep eder, onun ve ahlakının şerrinden sana sığınırım.” Eğer bir kimse, bir deve (veya başka bir hayvan) satın alırsa, hörgücüne tutunup aynı duayı yapsın.[919]

Gerdek Gecesi Eşlerin Birlikte Namaz Kılmaları:

Gerdek gecesi, gelin ile damadın birlikte iki rekat namaz kılması müstehabdır. Bu hususta Selef-i Salihin’den iki eser [920]nakledilmek­tedir.

a) Ebu Useyd’in azadlısı olan Ebu Saîd şöyle anlatmaktadır:

“Köle iken evlendiğimde, İbn Mesud, Ebu Zer ve Huzeyfe de dahil olmak üzere bazı sahabileri davet ettim. Namaz vakti gel­diğinde Ebu Zer imam olmak isteyince, diğer sahabiler; “Ey Ebu Zer! Sen dur” dediler. Ebu Zer; ‘İmamlığı ev sahibi mi yapacak?” dedi ve ben köle olduğum halde, onlara imam oldum. Namazdan sonra gerdekle ilgili olarak bana tavsiyelerde bulunup şöyle de­diler: “Gelin, içeri girdiğinde iki rekat namaz kıl. Namazı kıldıktan sonra sana gelenin Allah’tan hayrını iste, şerrinden O’na sığın. Duadan sonra bildiğin gibi hareket et!” [921]

b) Şakîk şöyle anlatmaktadır:

“Ebu Harız adlı bir kimse İbn Mesud’a geldi ve; “Bakire bir kızla nişanlandım. Fakat beni beğenmeyeceğinden endişele­niyorum” dedi. Bunun üzerine İbn Mes’ud kendisine şu tav­siyeyi yaptı: “Sevgi Allah’tandır. Nefret ise, Allah’ın size helal kıldığını haram göstermek isteyen Şeytan’d andır. Bunun için, hanımın sana geldiğinde ona, sana uyarak iki rekat namaz kılmasını söyle (bir diğer rivayette) ve şöyle dua et:

Ey yüce Allah’ım! Beni ehlime, ehlimi de bana bereketli kıl. Hayırlı olduğu sürece bizi bir arada tut. Ayrılmak her iki taraf için de daha hayırlı olduğu zaman bizi ayır.” [922]

3- Damadın gelinle biraz sohbet etmesi, gelinin heyecanını gidermesi,  onunla  şakalaşması,  ona bir  takım yiyecek ve içecekler takdim etmesi mustahaptır. İmam Ahmed Müsned’inde şu rivayeti zikretmiştir:

Yezid kızı Esma (r.a.) şöyle anlatmaktadır:

Ben Aişe validemizi, Rasulüllah (s.a.v.) için süsledim ve süsleme işi bittikten sonra, gidip, gelini görmesi için Rasulüllah’ı davet ettim. Hz. Peygamber (s.a.v.) geldi ve Aişe vali­demizin yanına oturdu. O sırada Hz. Peygamber’e büyükçe bir kap içinde süt getirildi. O sütten kendisi içti ve Hz. Aişe’ye uzattı. Hz. Aişe utanarak başını önüne eğince ben;

Rasulüllah1 in elindekini alsana” diyerek onu ikaz ettim. O da aldı ve biraz içtikten sonra Hz. Peygamber (s.a.v.);

Arkadaşına da versene” dedi. Bunun üzerine ben;

  1. Peygamber,   kabı yanımda oturan diğer kadınlara vermemi söyledi. Kadınlar; “iştahımız yok, biz içmeyelim” deyince Hz. Peygamber; “yalan ile açlığı biraraya getirmeyin” diye buyurdu. [923]

Diğer bir hadiste de Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“iman bakımından en kâmil mü’min, ahlakı en güzel olan ve aile­siyle en çok şakalaşandır”[924]

Bir diğer hadiste de:

“En hayırlınız ailesine en çok hayırlı olanınızdır, ben de içinizde ai­leme en çok hayırlı olanınızım.” buyurdu. [925]

Şüphesiz ki bu latife kadına yakınlık hissettirir, yalnızlığını orta­dan kaldırır ve damatla gelin arasındaki sevgi ve saygı bağlarını kuvvet­lendirir. Zira denilir ki:

“Her girende dehşet, her garipte ise korkaklık vardır.”

4-Cinsi münasebette iki eşin de elbiselerini çıkarmaları gerekir. Zira elbiseleri çıkarmak bedeni rahatlatır, hareketi ko­laylaştırır, tatmini artırır ve kadına ünsiyet verir.

Ancak efdal olan, soyunma halinin bir örtü altında olmasıdır. Bu konuda rivayet edilen hadiste Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Allahû Teala haya sahibi ve settar (örten)’dir. Haya ve Örtmeyi sever”

Diğer bir hadiste ise Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Çıplaklıktan sakının, zira büyük abdest ve kişinin zevcesi ile cinsi temasta bulunması hariç, sair hal ve zamanlarda sizinle beraber olan ve sizden asla ayrılmayan (melekler) vardır. Onlardan haya edin ve onlara saygı gösterin”[926]

Hz. Aişe (r.a) da şöyle buyurmuştur:

“Resûlullah (s.a.v) vefat edinceye kadar ben onun cinsel organına bakmadım (onu) görmedim, o da benden görmedi.” [927]

Cinsi münasebette örtünmenin efdal olduğunu teyid eden bir ri­vayette şöyledir:

“Biriniz eşi ile cima yaparkan iki vahşi eşek gibi örtüden büsbütün arınmasınlar. [928]

5- Cinsel temasın âdablarından biri de henüz zevceye yak­laşmadan önce onunla oynaşması, sarmaş dolaş olması ve öpmesi gerekir.

Peygamberin (s.a.v) bu konudaki hadisi de şöyledir:

“Hiçbiriniz eşiyle hayvanlar gibi sevişmeksizin cinsi münasebette bulunmasın. Arada bir elçi bulunsun. Soruldu: Ya Resûlellah! Sözünü ettiğiniz elçi nedir? Aşk fısıltıları ve öpüşmedir. [929]

Yine Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Üç şey acizlik ifade eder: Bunlardan biri de kişinin fısıldaşmaksızın sarmaş dolaş olup eğlenmeksizin eşi veya cariyesi ile cinsi münasebette bulunması; eşi orgazm olmadan (boşalmadan) boşalıp işini bitirmesidir. [930]

Halbuki, zevce ile öpüşme, oynaşma ve sarmaş dolaş olmanın; nefsi cinsi münasebete hazırlama, duyguları harekete geçirme ve cima lezzetini arttırmadaki etkinliği inkar edilemez.

Bu sebeple koca cima esnasında -hadiste geçtiği gibi- eşinin de onunla birlikte tatmin olmasını ve orgazm (boşalmasını) gözetlemesi gerekir. Onun için erkeğin kendisini kontrol altında tutup, acele etme­yip eşinin cinsel duygularını hareketlendirici sevgi sözleri ve aşk fısıltıları ile eşinin cinsel duygularını uyandırmalıdır. ilk gece genelde kadınlar cinsel ilişki yerine oynaşmayı ve sevişmeyi tercih ederler.

Onun için erkek cinsel ilişki için acele etmeden oynaşarak kadının ürkekliğini gidermelidir.

İmam Gazali, Ihya-u Ulumi’d-Din adlı eserinde şöyle der:

“Koca cima edip boşaldıktan sonra vücudunu zevcesinden ayırmakta acele etmemeli, onun da boşalmasını ve sükûnet bulmasını beklemelidir. Zevcenin geç orgazm olması durumunda erkeğin onu bek­lemeden acele davranması kadına eziyet verir. Zira orgazmda eşler arasındaki farklılık nefreti uyandırır. Birlikte orgazm olmak ise kadın için daha lezzet vericidir.” [931]

6- Cima   âdablarından   biri   de   kocanın   henüz   cinsi münasebete başlamadan önce şu duayı okumasıdır:

îbni Abbas’ın (r.a) rivayet ettiği hadiste Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Sizden biriniz eşi ile temasta bulunmak istediği zaman:

“Bismillah, Allahım! Bizi şeytandan şeytanı da bize ve­receğin çocuktan uzaklaştır” şeklinde dua eder de sonra onlara bu münasebet sebebiyle bir çocuk takdir olunursa şeytan o çocuğa ebediyy-en zarar veremez. [932]

7- Cisel  birleşme  kadının  üreme  organına  yapılması şartıyla koca istediği şekil ve keyfiyette eşiyle münasebette bu­lunabilir.

Erkek, normal yoldan (çocuğun geldiği yerden) olmak kaydıyla is­tediği şekilde hanımıyla temas edebilir. Nitekim, “Kadınlarınız sizin tarlanızdır. Tarlanıza dilediğiniz şekilde gelebilirsiniz” (Bakara: 223) buyurulmuştur. “Dilediğiniz şekilde”; yani yüzüstü, sırtüstü, yan yatarak veya ayakta… (Hangi şekilde olursa olsun, ilişki normal yoldan olmalıdır. Aksi takdirde livata fiili işlenmiş olur ki bu büyük günahlardandır. Nitekim Allah Teala Lut kavmini bu günahı işledikleri için helak etmiştir).

Bu hususta daha başka birçok hadis vardır. Onlardan iki tanesini nakletmekle yetineceğiz.

Hz, Cabir şöyle anlatmaktadır:

‘Yahudiler kişinin, hanımıyla onu yüzüstü yatırarak temas etmesi halinde -ki bu çocuğun geldiği yoldan olsa bile- doğacak çocuğun şaşı olacağına inanıyorlardı. Onların bu uydurmasını reddetmek maksadıyla; “Kadınlarınız sizin tarlanızdır. Tarlanıza dilediğiniz şekilde gelebilirsiniz” (Bakara: 223) ayeti nazil oldu. O zaman Hz. Peygamber (s.a.v.); “Normal yoldan olduktan sonra, dilediğiniz şekilde hanımınıza yaklaşabilirsiniz” buyurmuştur. [933]

b) Ibn Abbas rivayet etmektedir:

“Ensar daha önce putperest idi. Yahudiler ise kitap ehli ol­duklarından kendilerini Ensar’dan (Evs ve Hazrec kabilesin­den) daha bilgili görürlerdi. Nitekim bu nedenle Medineliler de birçok işlerinde onlara uyarlardı. Yahudiler hammlanyla onları bir yana yatırarak münasebette bulunurlar ve kadının mahrem yeri örtülü olurdu. Nitekim Ensar da bunu onlardan öğrenmişti. Kureyşliler ise hanımlarını açık-saçık bir şekilde yatırır; sırtüstü, yüzüstü ve mümkün olan her şekilde temas ederlerdi. Muhacirler, Medine’ye geldiklerinde, muhacirlerden bir müslüman, Ensar’dan bir kadınla evlendi ve kendi âdetlerine uygun olarak münasebette bulunmak istedi. Ancak hanımı bu âdeti hoş görmeyerek itiraz eti ve ona; “Bizim âdetimiz yan üstüdür. Sen de ya böyle yaparsın ya da benden uzaklaşırsın” dedi. Bu mesele, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) kulağına gidecek kadar büyüdü. İşte bunun üzerine, “Kadınlarınız sizin tarlanızdır. Tarlanıza dilediğiniz şekilde gelebilirsiniz” (Bakara: 223) ayeti nazil oldu. [934]

En Güzel Cima Şekli:

Cimanın en güzel şekli, erkeğin kadın üzerine çıkarak yaptığı cim-adır. Bu şekilde yapılan cinsi münasebet Hz. Aişe validemizin (r.a) Pey-gamber’den (s.a.v) rivayet ettiği hadise dayanmaktadır. Söz konusu ha­dis rivayeti şöyledir:

“Ebu Musa el-Eş’ari (r.a) dedi: Ensar ve Muhacirinden bir gurup kendi aralarında ihtilaf ettiler. Ensarlar:

Gusül ancak meniden veya kuvvetli atıştan icab eder dediler.

Muhacirler ise:

Erkek ve dişinin birleşmesiyle (cima ile) gusül vacip olur, dedi­ler. Ebu Musa:

Bu meselede tatminkar cevabı ben size bulurum dedi ve devam etti: Bunun üzerine Hz. Aişe’ye vardım ondan izin istedim, o da bana izin verdi. Dedim ki:

Ey Anne! Sizden bir şey sormak istiyorum, ancak utanıyorum. Hz. Aişe:

Utanma! Seni doğuran annenden sorabileceğini bana da sor, zira ben de senin annenim, dedi.

Dedim ki:

Guslü gerektiren nedir? Şöyle dedi:

işi ehline sordun. Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Erkek, kadının dört uzvu (eller ve bacaklar) arasına çöker ve kadına mübaşeret ederse güsül vacip olur” dedi. [935]Yani cinsel or­ganlar birbirinin içine girince rahatlama olmasa da gusül gerekir.

8- Cinsi münasebette bulunan kimse şayet ikinci defa tek­rar birleşmek isterse, cinsel ilişkiden önce abdest alması mus-tahaptır, çünkü abdest canlılık verir.

Meşru’ yoldan yapılan münasebetten sonra, yeniden temas etmek isteyen kimse, Hz. Peygamber’in şu emri nedeniyle abdest almalıdır:

“İçinizden biri hanımıyla temasta bulunduktan sonra, tek­rar temas etmek isterse, iki temas arasında abdest alsın. (Bir ri­vayete göre; namaz abdesti aldığı gibi abdest alsın). [936]

Gusül Abdesti Almak Daha Makbuldür.

“Ebu Râfiî şöyle anlatmaktadır: Hz. Peygamber (s.a.v.) hanımlarının odalarına gittiğinde, her odada ayrı ayrı gusleder-di. Bir gün ben kendisine; “Ey Allah’ın Rasûlü! Niçin bir gusül ile yetinmiyorsun?” diye sordum. Hz. Peygamber; “Gusül yap­mak daha uygun ve daha temizdir” buyurdu. [937]

Guslün daha efdal olmasına gelince; zira kan koca sabah na­mazına uyanınca, tembellik, sıkıntı veya namazı kaçırma gibi bir endişe taşımadan hemen namazlarını kılmaya yönelirler, özellikle soğuk ve nezlenin yaygın olduğu kış mevsiminde bu durum daha da açıktır.

9- Cinsel  ilişkiden  sonra   efdal  olan,  iki  eşin  hemen yıkanmasıdır. Şayet tembellik sebebiyle geciktirirlerse bu du­rumda uyumadan önce abdest almaları mustahab olur.

Abdullah b. Kays der ki: Hz. Aişe’den (r.a), Peygamberin (s.a.v) cünüp olduğunda nasıl davrandığını sordum.

Uyumadan önce yıkanıyor muydu? Yoksa yıkanmadan mı uyuy­ordu? Şöyle cevap verdi:

Bunların hepsi de olurdu. Bazen yıkanır sonra uyurdu, bazen de abdest alıp Öylece uyurdu.

Ben de:

Bu işte genişlik bahşeden Allah’a hamd olsun dedim. [938]

Cünüb Kimsenin Uyumadan Önce Abdest Alması:

Cünüb olan eşler, ancak abdest aldıktan sonra uyuyabilirler. Nite­kim bu konuda birçok hadis varid olmuştur.

a) Hz. Aişe şöyle demektedir:

“Hz. Peygamber (s.a.v.) cünüb iken yemek veya uyumak is­tediğinde, avret mahallini yıkar ve namaz abdesti gibi abdest alırdı. [939]

b) Ibn Ömer şöyle rivayet etmektedir:

  1. Peygamber’e;   “Cünüb   olarak uyuyabilir miyiz?” diye sorduğunda, Hz. Peygamber; “Evet, ab­dest aldığınız takdirde uyuyabilirsiniz.” (Bir rivayete göre; ab­dest al, avret mahallini yıka sonra uyu) diye buyurdu.[940]

Diğer bir rivayette: “Evet, abdest aldıktan sonra, istenilirse gusledene kadar uyunabilir” denilmektedir. [941]

Bir başka rivayette ise: “Evet, uyunabilir, istenilirse abdest de alınabilir” diye duyurulmaktadır. [942]

c) Ammar b. Yasir şöyle anlatmaktadır:

“Hz. Peygamber (s.a.v.)  üç sınıf insana meleklerin yak­laşamayacağını söylemiştir: “Kâfir bir kimsenin leşine, bede­nine kadınlara mahsus -heluk- diye adlandırılan kokuyu sürene ve cünüb iken abdest almadan yatana!” [943]

Cünüb iken alman abdest şer’an vacip değildir. Sadece müekked olan müstehab davranışlardandır. Nitekim Hz. Ömer: “Cünüb iken uyuyabilir miyiz?” diye sorduğunda, Hz. Peygamber (s.a.v.): “Evet, uyuyabilirsiniz, dilerseniz abdest de alabilirsiniz” diye cevap vermiştir. [944]

Bu abdestin müstehab olduğunu, Hz. Aişe’nin rivayet ettiği bir hadis teyid etmektedir. [945] (Fakat yukarıdaki Ammar b. Yasir hadi­sinde buyurulduğu gibi takvayı gözeten bir kimse hiç olmazsa ya abdest almalı ya da teyemmüm etmelidir.)[946]

Cünüb Bir Kimsenin Abdest Yerine Teyemmüm Alması:

Eşler abdest yerine bazen teyemmüm alarak da yatabilirler. Nite­kim Hz. Aişe: “Rasulüllah cünüb iken uyumak istediğinde abdest alırya da teyemmüm ederdi” buyurmuştur. [947]

Uyku Öncesinde Gusül Almak Daha İyidir:

Eşlerin uyumadan önce yıkanmaları daha iyidir. Nitekim Abdul­lah b. Kays, Hz. Aişe’ye: “Rasulüllah cünüb iken ne yapardı; yıkanmadan önce mi uyurdu, yoksa uyumadan önce mi yıkanırdı?” diye sorduğunu ve Hz. Aişe’nin şöyle cevap verdiğini bildirmektedir:

“Her iki şekilde de olurdu. Bazan yıkandıktan sonra uyur, bazen de abdest alarak uyurdu.” Bunun üzerine Abdullah b. Kays şöyle der: “Bu hususta Ümmet-i Muhammed’e genişlik ihsan eden yüce Allah’a hamdolsun. [948]

Cinsel İlişki İle İlgili Bazı Meseleler

İslâm, gerek erkeğe gerekse kadına bazı fiilleri yasaklamış, eşlerin harama düşmemeleri ve günaha bulaşmamaları için bu fiillerden sakınmalarını emretmiştir.

Bu yasaklar şöyle sıralanabilir:[949]

1- Karı-Koca; Yaptıkları Cinsi Münasebet Fiilini İnsanlara Söz Veya İşaretle Anlatmaları Haramdır.

Zira Peygamber (s.a.v) bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet gününde, Allah katında insanların en şerlisi, eşi ile cinsi münasebette bulunduktan sonra sırlarını insanlar arasında yayan kim­sedir. [950]

Ebu Hüreyre’nin (r.a) rivayet ettiği diğer bir hadiste de şöyle buy­urmuştur:

“Resûlullah (s.a.v) namazımızı kıldırıp selam verdikten sonra bize döndü ve şöyle buyurdu:

Yerlerinizden kalkmayın beni dinleyin! Aranızda, kapısını ka­patıp perdesini çektikten ve zevcesi ile cinsi münasebette bulunduktan sonra, insanların arasına çıkıp da: “Ben eşimle şöyle yaptım, böyle yaptım”   diyenler var mıdır? Kimseden ses çıkmadı. Sonra kadınlara döndü ve onlara seslendi: Sizlerden bunu yapanlar var mıdır? dedi: Ara­larından genç bir kız, Peygamber’in (s.a.v), onu görmesi ve sesini işitmesi için iki dizinden birisine dayanarak dikildi ve:

Evet vallahi, kadınlardan da   erkeklerden de konuşanlar var, dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) onlara:

Böyle yapanların kime benzediklerini biliyor musunuz? dedi. Bunların misali kadın ve erkek iki şeytana benzer; Şeytanlardan biri yoldan geçen arkadaşını (eşini) yakalayıp onunla cima eder, işini bitir­ir, insanlar da ona bakarlar.” [951]

2- Erkeğin, Kadına Arka Organından Temas Etmesi Haramdır.

Kadın; tehdit de etse, korkutsa da, ısrar da etse, kocasının, onun arka organından temas etmesine imkan ve firsat vermemelidir. Bu ko­nuda Peygamber’in (s.a.v) şu hadisi şerifi ile amel etmelidir:

“Allah’a isyana sebebiyet veren şeylerde hiçbir yaratığa itaat edilmez.” [952]

Şayet kadın buna rıza gösterirse, o da erkek gibi günahkâr ve âsi olur.

Şüphesiz; kadına arka organından temas etmek sıhhat ve beden açısından zararlı, ahlak ve fazilet kurallarına aykırı, sapıklık ve ah­laksızlığın açık bir ifadesidir. Bu çirkin fiili ancak, âdî, karektersiz, şahsiyetsiz ve ahlaksız olan kimseler yapar.

Erkeğin hammıyla normal yolun dışında bir şekilde ilişki kur­masının kesinlikle haram olduğunu bildiren bazı hadisleri nakledelim!

a) Mü’minlerin annesi Ümmü Seleme şöyle anlatmaktadır:

“Muhacirler Medine’ye geldiklerinde Medine’li kadınlarla evlendiler. Kureyşli kadınlar kocalarının arzularına uyarak, el­lerini yere koyarlardı. Oysa Medine’li kadınlarda böyle bir âdet yoktu. Muhacirlerden biri, Medine’li (Ensar’dan) olan hanımına ellerini yere koyarak münasebette bulunmayı teklif edince; hanımı bu meseleyi Hz. Peygamber’e sorduktan sonra, kendisi­nin teklifine uyabileceğini söyledi. Allah Rasûlü’ne geldi ve fa­kat utandığı için bir türlü söyleyemedi. Bunun üzerine meseleyi bana açtı ve ben de onun namına Rasûlullah’a sordum. İşte o za­man “kadınlar sizin tarlanız dır…” ayeti nazil oldu ve Hz. Pey­gamber, normal yoldan olmak kaydıyla her türlü şeklin caiz olabileceğini söyledi. [953]

b) Ibn Abbas rivayet etmektedir: [954]

“Hz. Ömer, Rasûlullah’a (s.a.v.): “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben he­lak oldum” deyince, Hz. Peygamber, “seni helak eden nedir?” diye sordu. Hz. Ömer, “bu gece yükümü değiştirdim (hanımımı yüzüstü yatırarak münasebette bulundum)” diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasûlüllah, “kadınlar sizin tarlamzdır…” ayeti nazil oluncaya kadar, Hz. Ömer’e cevap vermedi. Sonra normal yoldan olmak kaydıyla istediği şekilde münasebette bulunabi­leceğini söyledi.”

c) Huzeyme b. Sabit şöyle anlatmaktadır:

“Biri Hz. Peygamber’e (s.a.v.) gelip, normal olmayan yoldan kadınlarla münasebet etmeyi sordu. Hz. Peygamber, helal olduğunu söyleyince adam dönüp gitti. Biraz uzaklaştıktan son­ra, Hz. Peygamber adamı yanına çağırdı ve ona şöyle dedi: “Sen bana nasıl sormuştun? Eğer sorun ‘hangi yoldan yapılabilir?1 şeklindeyse, ancak normal yoldan yapılabilir. Diğeri caiz değildir. Binaenaleyh Allah, hakkı söylemekten hiçbir zaman çekinmez. Kadınlarınızla normal olmayan yolun dışında sakın birleşmeyin![955]

“Allah hanımı ile normal yolun dışında münasebette bulu­nan kimsenin yüzüne bakmaz. [956]

“Hayızlı hanımiyla (bunu helal bilerek) münasebette bulu­nan, hanımıyla normal yolun dışında temas eden ve kâhine gi­dip, onun dediklerine inanan kimse, Muhammed’e nazil olan Kur’an’a inanmamış demektir. [957]

Hayızlı Kadınla Temas Etmek Haramdır:

Hayızlı bir kadına, kocasının yaklaşması haramdır. Çünkü Allah Teâlâ, Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:

“Sana hayzın durumunu sorarlar. De ki: O (kadınlara) eziyet veren bir şeydir. Hayızlı iken kadınlardan uzak durun, temizlenene kadar onlara yaklaşmayın. Temizlenince Allah’ın emrettiği yoldan onlara yaklaşın. Kuşkusuz ki Allah tevbe edip, temizlenenleri sever. [958]

Bu hususla ilgili olarak birkaç hadis zikredelim:

a) “Hayızlı olan hanımına yaklaşan veya normal olmayan yoldan münasebette bulunan veya kâhine gidip, onun sözlerini tasdik eden kimse Muhammed’e indirileni inkâr etmiş demek­tir.[959]

b) Enes b. Malik şöyle anlatmaktadır:

“Yahudiler hayız olan kadını evden dışarı çıkarırlardı. Onunla birlikte yemez, içmez ve birarada oturmazlardı. Hz. Pey­gamber’e yahudilerin bu durumu sorulduğunda, Bakara, 222. ayeti nazil oldu. Hz. Peygamber (s.a.v.): “Onlarla birarada otu­rabilir, cinsî münasebet dışında herşeyi yapabilirsiniz” buyu-runca, yahudiler, “bu adam hiçbir âdetimizi beğenmiyor ve hep­sine muhalefet ediyor” dediler.

Useyd b. Hudayr ile Ubbad b. Bişr adlı iki şahabı gelip, Hz. Peygamber’e, “ey Allah’ın Rasulü! Yahudiler şöyle şöyle diyor. Biz de hayızlı kadınlara dokunmayalım mı?” diye sorunca, Hz. Peygamber’in mübarek yüzü öyle kızardı ki biz o ikisine kızdığını sandık. Onlar da, bu hâli görünce hemen dışarı çıktılar. O esnada Hz. Peygamber’e hediye olarak süt getirildi. Hz. Peygamber onların ardından birini göndererek geri çağırttı. Huzura geldiklerinde, kendilerine biraz önce gelen sütten ik­ram etti. O zaman, Hz. Peygamber’in onlara kızmadığını anladık. [960]

Hayızlı Kadınla Temas Etmenin Kefareti:

Nefsine hâkim olamayıp, hayızlı olduğu halde hanımıyla temas eden kimse bir veya yarım dinar kefaret vermelidir.

îbn Abbas şöyle rivayet etmektedir:

“Hayızlı olduğu halde hanımıyla münasebette bulunan kim­se bir veya yarım dinar sadaka versin. [961]

Bir veya yarım dinar vermek, kefaret verenin maddî durumuna bağlıdır. Zengin ise bir dinar, fakir ise yarım dinar vermelidir. Nitekim bazı hadislerde bu durum belirtilmiştir.[962]

Hayızlı Hanımdan Kocasına Neler Helaldir?

Kişi, hanımına cima’ dışında her şekilde yaklaşabilir. Nitekim bu hususta birçok hadis nakledilmiştir.

“Hayız halindeki hanımınıza cima’ dışında herşeyi yapabi­lirsiniz.[963]

b) Hz. Aişe şöyle anlatmaktadır:

“Hayızlı olduğumuz zamanlar, Hz. Peygamber (s.a.v.) bizim izar (peştemal) bağlamamızı ister, izar bağladıktan sonra, bi­zimle aynı yatakta yatardı.

Hz. Aişe, bu sözüne ilave ederek, Hz. Peygamber’in izardan sonra eşiyle mübaşerette bulunduğunu da söylemiştir. [964]

Mübaşeret, cima1 anlamına gelirse de, burada cima’ olmaksızın kadına yaklaşmak kastedilmiştir.

c) Hz. Peygamber’in hanımlarından rivayet olunduğuna göre, Ra-sulüllah hayızlı hanımına yaklaşmak istediğinde, ona avret mahallinin aşağısını örtmesini söyler ve sonra istediğini yapardı. [965]

Nifas halinde olan kadınla temasta bulunmanın haramlığı kıyasla sabittir. Zira fakihler; hayız ile nifas illet ve sebep bakımından aynı olduğundan, nifası hayıza kıyas etmişlerdir. Ayrıca bu haramlık âlimlerin icma’ı ile de sabittir.

Bu haramlığın hikmeti ise, nefsi emmareyi şer’an yasak ve bedene zararlı olan şeylere düşmekten alıkoymaktır. Zira korunmuş bir yerin etrafinda dolaşan kimsenin oraya düşmesi muhtemeldir.

Müslümamn, dini ve sağlığı için ihtiyatlı olması gerekir. Ah­lakında, muamelelerinde ve diğer davranışlarında daima takva olanını tercih etmelidir.

Tıbbın isbatına göre; hayız ve nifas günlerinde yapılan cin­sel temastan şu zararlar meydana gelir:

Kadının tenasül uzvunda ağrıların olması, öyle ki bu ağrılar ra­him ve yumurtalıkta veya havuzda iltihaplama meydana getirir ve kadının sağlığına ciddi bir şekilde zarar verir. Hatta; yumurtalığın yok olmasına sebep olup kısırlık dahi meydana getirebilir.

  1. Hayız kanının; erkeğin tenasül uzvuna sirayet etmesiyle, frengi hastalığına benzeyen irinli iltihablanmaya yol açar. Erkeğin husyelerine geçerek şiddetli ağrıya ve bunun neticesi olarak da erkeğin kısır kalmasına sebep olur. Şayet bu hastalığın mikropları kadının kanında mevcut   ise   bu   durumda   zührevi   hastalığına   yakalanması   da mümkündür.

Netice olarak; hayız ve nifas devresinde yapılacak cinsel temastan erkek veya kadının kısır kalmaları, tenasül uzuvlarının iltihablanması ve sağlıklarının bozulmasına yol açar. Zaten zarar olarak da bu yeterli­dir.

Bu sebepledir ki; dünyanın dörtbir yanındaki modern tıp uzman­ları hayız ve nifas dönemlerinde kadından uzaklaşmanın gerekli olduğunda karara varmışlardır.

Her şeyi bilen ve hikmet sahibi olan Allah tarafından indirilen Kur’an-ı Kerim’de bu hakikat şöyle dile getirilmiştir:

“Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun.[966]

Eşi hayız veya nifas olduğu halde, onunla cinsi temas yapmaya mübtela olan kimse cumhuru’l fukaha’ya göre işlediği bu günahı, bir daha yapmamak üzere samimi ve gerçek bir tevbe ile bırakmalı, pişmanlık duyarak Allah’a tevbe ve istiğfarda bulunmalıdır.

tbni Abbas, Katade, Evzai, Ishak’ın mezheblerinde, imam Ahmed ikinci rivayetinde, Şafii ise kavli kadiminde; fakirlik-zenginlik, kanın kırmızılık veya sarılık durumlarına göre bir ya da yarım dinar [967]değerinde sadaka vermeleri gerekir.

îbni Abbas (r.a) rivayet ediyor: Peygamber’e (s.a.v): Eşi hayızlı iken ona cinsi temasta bulunan kimse hakkında soruldu. Şöyle cevap verdi:

“Bir veya yarım dinar tasadduk etmesi gerekir. [968]

Tirmizi’nin rivayetinde ise: “Kan kırmızı ise bir dinar, sarı ise yarım dinar” şeklinde geçmektedir.

Bu konuda ihtiyatlı olan: Hayız veya nifas halinde olan kadınla cima yapan kimsenin, hem tevbe ve istiğfar etmesi, hem de sadaka ver­mesidir. Bu vesile ile umulur ki, Yüce Alah bu kimsenin hatasını affeder ve günahım da bağışlar.[969]

Kadın Hayizdan Temizlendiğinde Ne Zaman Kocasına Helal Olur?

Kadın hayız halinden çıktığında, (kendisinden kan kesildiğinde) avret mahallini yıkadıktan veya abdest aldıktan veya guslettikten; yani bunlardan birini yerine getirdikten sonra kendisine yaklaşmak caiz olur.[970] Çünkü Allah Teâlâ: “Temizlendiklerinde Allah’ın emret­tiği yerden onlara yaklaşın. Allah tevbe edenleri ve temizlenen­leri sever” (Bakara: 222) buyurmuştur. [971]

İki Eşin Birarada Yıkanması:

iki eşin, -birbirlerinin mahrem yerlerini görseler bile bir yerde yıkanmaları caizdir. Nitekim bu hususta birçok hadis nakledilmiştir.

a) Hz. Aişe şöyle anlatmaktadır:

“Rasûlüllah ile birlikte aynı kaptan su alarak yıkanırdık. O mübarek elini çıkardığında ben, ben çıkardığımda ise o elini sokardı. Rasûlüllah benden daha çabuk davrandığı için, ben; “Bana da bırak, bana da bırak” diye bağırırdım. Biz bunu (yıkanmayı) yanyana oturarak yapardık.[972]

b) Hayde oğlu Muaviye (r.a.) şöyle anlatmaktadır:

“Ben Hz. Peygamber’e; “Ey Allah’ın Rasûlü! Avret yerlerimi­zin ne kadarını gösterebilir, ne kadarını örtebiliriz?” diye sor­duğumda, Hz. Peygamber, “Avret yerini hanımın ve cariyen dışında herkesten gizle” buyurdu. Bunun üzerine ben; “Ey Al­lah’ın Rasûlü! Herkes birarada bulunduğu için örtünmek zor olursa, nasıl davranmak gerekir?” diye sordum. Hz. Peygamber (s.a.v.), “Elinden geldiğince herkesten gizlemeye çalış” diye ce­vap verdi. Ben tekrar, “Ey Allah’ın Rasûlü! Tek başımıza ve ten­ha bir yerde olursak, yine avretimizi açabilir miyiz?” diye sorun­ca, Hz. Peygamber; “Allah, insanlardan daha çok utanılmaya layıktır” dedi. [973]

Eşler Evlenirken Neye Niyet Etmelidir?

Eşlerin evlenirken yapacakları niyetlerin en iyisi, nefislerini haramdan korumayı ve namuslu yaşamayı istemeleridir.

Ebu Zerin rivayet ettiği gibi, bu niyetle evlenenlerin münase­betleri bile sadakadır:

“Ashabdan bir grup, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) yanına gele­rek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Zenginler bütün sevapları elde ediyor­lar. Çünkü namaz kıldığımız gibi onlar da namaz kılıyorlar, oruç tuttuğumuz gibi oruç da tutuyorlar. Ancak üstelik bir de mal­larının fazlasını sadaka veriyorlar. (Onlara yetişebilmek için ne yapabiliriz?)” dediler.

Hz. Peygamber (s.a.v.) onlara şöyle dedi: “Allah Teâlâ size sadaka vereceğiniz bir şey vermemiş midir? Her teşbih (sübhanellah) bir sadaka, her tekbir (Allahu ekber) bir sadaka, her tehlil (la ilahe illallah) bir sadaka, her temhid (elhamdülillah) bir sadakadır. Marufu emretmek sadakadır, münkerden nehyetmek sadakadır. Herhangi birinizin eşiyle münasebeti de sadakadır.”

Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! Kişi hem şehvetini tatmin ede­cek hem de sevap mı kazanacak?” deyince, Hz. Peygamber: “Şehvetini haramla tatmin etseydi günahkâr olmaz mıydı?” diye sordu. Ashab: “Evet, günahkâr olurdu” diye cevap verince, Hz. Peygamber: “O halde helal olarak yaptığında da sevap alır” diye buyurdu. Bundan sonra birkaç şeyin daha sadaka olduğunu söyleyen Rasûlüllah: ‘İki rekat kuşluk namazı bütün bunların yerini tutar” dedi. [974]

Zifaf Sabahında Neler Yapılmalıdır?

Kişinin sabahleyin kendisini evinde ziyarete gelen yakınlarını karşılayarak, onlara selam verip, dua etmesi, onların da aynıyla mu­kabelede bulunmaları müstehabdır.

Enes b. Malik şöyle anlatmaktadır:

“Hz. Peygamber (s.a.v.) Zeyneb validemizle evlendiğinde velîme (düğün) yemeği verdi. Müslümanlar et ve ekmek (tirit) yemekten doymuşlardı. Aynı gecenin sabahı Hz. Peygamber hanımlarının odalarını gezerek, onlara selam verdi, dua etti. On­lar da kendisine karşılık verdiler. [975]

4- Erkek,   eşini   yatağına   çağırır,   kadın   da   gelmeye yanaşmaz, erkek öfkelenmiş olarak sabahlarsa, melekler saba­ha kadar -bir rivayette de yatağa gelinceye kadar kadına lanet okurlar. [976]

Kadın, kocasının sevdiği şekilde süslenmeye, şakalaşmaya ve onun özel vakitlerdeki cinsel isteklerine riayet etmesi ve gözetlemesi gerekir. Taki iki taraf arasındaki evlilik bağları, sevgi ve saygı duygu­lan pekişmiş olsun. Bunlar yapılmadığı takdirde aile hayatı gittikçe kötüleşir ve belkide boşanma ile noktalanır.

5- Doktor ve tslâm âlimlerinin tavsiyeleri:

a- Eşlerin; şehvet ve cinsel ihtiyaçlarım tatminde mu’tedil dav­ranmaları gerekir. I’tidalın sınırı ise haftada iki defa olmasıdır. Ancak tatmin olup iffetlerini sağlamaları açısından, erkek ve kadının ihtiyaç durumları göz önüne alınarak daha az veya daha fazla da olabilir. Ne var ki erkek cima konusunda ifrata gitmemelidir. Çünkü bu konuda if­rata gitmek vücudu yıpratır, aklı sarsar, işten geri bırakır ve îslâmî so­rumluluktan yüz çevirmeye sevk eder.

b- Önce sevişmek, sonra cinsel temas ile şehveti tatmin etmek. Bu konu ile ilgili açıklamayı daha önce vermiştik.

c- Koca cima için muayyen ve uygun vakitler tesbit etmeli ve bu konuda kadının mizacını da gözardı etmemelidir. Kadının arzu etmediği bir vakitte, mesela: onun yorgun veya hasta olduğu bir ortamda yapılacak cinsi münasebet; aralarında hoşnutsuzluğa, tartışmaya hatta ayrılmaya dahi sebep olabilir.

d- Cinsi münasebet; bütün ay ve haftalarda, her vakitte, gecenin veya gündüzün her saatinde caizdir. Ancak şeriatın harara kıldığı özel vakitler veya muayyen haller; Mesela: Eşlerin farz orucunu tutmuş ol­maları, kadının hayız veya nifas halinde olması durumu müstesnadır.

Fakat sünnet olan, cuma gecesi veya gündüzünde yapılan çımadır. Bu konudaki hadiste Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Kim cuma günü cünüplükten yıkanır, sonra camiye giderse bir deve tasadduk etmiş gibi sevaba nail olur. îkinci saatte giden bir inek, üçüncü saatte giden boynuzlu bir koç, dördüncü saatte giden bir tavuk, beşinci saatte giden ise bir yumurta tasadduk etmiş gibi ecir alır. İmam hutbeye çıkınca melekler de hazır olur, zikri dinlerler. [977]

Diğer bir hadiste de Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Kim cuma günü yıkar[978] ve yıkanırsa, kim erkenden mescide gider ve hutbenin başına yetişirse, yürür ve binmezse, imama yakın du­rur, dinler, malayani söz etmezse ona her bir adım için bir yıllık amelin oruçları ve namazlanyla sevabı yazılır.” [979]

e- Kadın nafile oruç tutmak isterse kocasından izin almalıdır. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Kocası yanında olduğu halde bir kadının, kocasının izni olmadan nafile oruç tutması helal olmaz.[980]

Bu iznin; kocanın nefsini korumasında ve sıhhatli olan kadının maslahatını takdir etme açısından önemi büyüktür.

îslâmın ışığı altında, cima konusunda öne sürülen en önemli ya­saklar bunlardır.

Doktor ve fakihlerin; îslâm, ilim ve sağlık çerçevesinde tavsiye et­tikleri en önemli nasihatler de bunlardır.

Öyle ise -evli olan- genç kardeşim! Haramlardan uzak durman ve evliliğinin îslâmî esaslara uygun olması açısından bu tavsiyeleri tatbik etmeye azami gayret göster.[981]

[918] Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 341.
[919] Buharî, Efâlil-lbâd, s. 77; Ebu Davud, I. 336; Ibn Mâce, I. 592; Hâkim, II. 185; Beyhakî, VII. 148 Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 341.
[920] Eser” kelimesi sahabi sözü veya fiili anlamındadır. Bazen hadis-i şerif ma­nasında da kullanılır.
[921] ibn Ebî Şeybe, Musannef, VII. 50; İbn Hacer, Isabe
[922] Taberanî, II. 21-23; İbn Ebî Şeybe, VII. 50;Taberanî, el-Evsat,
[923] Bu hadisi Ebu Ya’la iyi bir senetle Enes (r.a.) dan rivayet etmiştir.
[924] Bu hadisi Buharı rivayet etmiştir.
[925] Bu hadisi Buharı, Müslim ve diğer Hadis imamları rivayet etmişlerdir.
[926] Bu hadîsi Hakim ve Beyhakİ rivayet etmişlerdir.
[927] Bu hadisi Taberani Camiu’s-Sağir’inde iyi bir isnadia rivayet etmiştir.
[928] Bu hadisi Tirmizi rivayet etmiştir.
[929] Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir.
[930] Bu hadisi İmam Ahmed rivayet etmiştir.
[931] Bu hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.
[932] Bu hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.
[933] Buharı, VIII. 154; Müslim, IV. 156; Nesaî, İşretü’n-Nisa, 76; Beyhakî, VII. 195; Vahidî, s. 53
[934] Ebu Davud, I. 377; Hâkim, II. 195, 279; Beyhakî, VII. 195; Vahidî, Esbabu’n-Nüzul Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 242-346.
[935] Bu hadisi Müslim Ebu Musael-Eş”ari’den rivayet etmiştir.
[936] Müslim, I. 171; Ibn Ebî Şeybe, Musannef, I. 51; Müsned-i Ahmed, Davud, II. 16
[937] Bu hadis, Ebu Davud, Nesaî ve Taberânî tarafından hasen bir senedle rivayet edilmiştir.
[938] Bu hadisi Müslim Abdullah b. Kays’tan rivayet etmiştir. Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 346-349.
[939] Sahihu Süneni Ebî Davud, hadis no: 218, (Hazırlayan: Nasıruddin Elbanİ) Bu-harî, Müslim, Ebu Avane. (Burada sözkonusu edilen abdest vacip değil, sünnettir.)
[940] Üç Sünen sahibi
[941] Ebu Davud
[942] Müslim, Ebu Avane, Beyhakî. Bu hadis, abdestin vacip olmadığına delildir.
[943] Ebu Davud, II. 192-193; Müsned-i Ahmed, Tahavî, Beyhakî, Taberânî, Mu’cenVui-Kebir, III. 143 (Ibn Abbas’tan). Tirmizî bu hadisin sahih olduğunu söylemiştir.
[944] fbn Hibban, Ibn Huzeyme’ye nisbeten Zehebî, Telhis
[945] Ibn Ebî Şeybe, I. 45; Nesâî dışında diğer sünen sahipleri, Tahavî, Tayaiisî, İmam Ahmed, Beyhakî ve Hakîm
[946] Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 349-350.
[947] Beyhakî, I. 200 (Assam b. Ali tankıyla). Hafız Ibn Hacer, Feth’de senedinin ha-sen olduğunu söylemiştir, (I. 313) Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 350.
[948] Müslim, 1.171; Ebu Avane, I. 278; Müsned-i Ahmed, VI. 73, 149 Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 350.
[949] Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 350.
[950] Bu hadisi Müslim ve Ebu Davud rivayet etmişlerdir. “Yufzi” kelimesi Cİmadan kinayedir.
[951] Bu hadisi Ahmed ve Ebu Davud Ebu Hureyre’den rivayet etmişlerdir. Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 350-351.
[952] Bu hadisi Ahmed ve Hakim rivayet etmişlerdir.
[953] Müsned-i Ahmed, VI. 305, 318; Tirmizî, III. 75; Beyhakî, VII. 195
[954] Nesaî, el-lşret, 76/2;Taberanî, III. 156; Vahidî, s. 53
[955] İmam Şafiî, II. 260; Beyhakî, VII. 196; Tahavî, II. 25; Nesaî, II. 76-77. Ibn Hib-ban ile İbn Hazm bu hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir.
[956] Nesaî, İbn Dakik lyd
[957] Nesâî, el-işret, 78; Tirmizî; İbn Mâce; Ebu Davud; Darimî; Müsned-i Ahmed Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 351-352.
[958] Bakara, 222
[959] Bu hadis sahihdir ve bütün Sünen sahipleri ve başkaları da rivayet etmiştir.
[960] Müslim, Ebu Avane, Sahîhu Sünen-i Ebî Davud, hadîs no: 250 Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 352-353.
[961] Bütün Sünen sahipleri, Taberânî, Ibnu’l-Arabî, Dârimî, Hâkim ve Beyhakî
[962] Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 353.
[963] Bu, Hz. Enesin rivayet etliği 724 dipnotlu hadisin bir kısmıdır.
[964] Buharî, Müslim, Ebu Avane, Ebu Davud
[965] Ebu Davud, hadis no: 262
[966] Bakara: 222 Bkz. “El-Meraği Tefsiri” Bakara Sûresi, Ayet: 222.
[967] Bir dinar: 12 dirhem gümüştür. Bir dirhem ise 3 gramdır. (Bir dinar: 12×3 =36 gram gümüş eder.)
[968] Bu hadisi Sünen sahibleri ve Taberani rivayet etmişlerdir.
[969] Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 354-355.
[970] Şafiî (r.a.) yıkanmanın şart olduğu görüşündedir. Ona göre, hayızdan yeni çıkmış ve henüz yıkanmamış bir kadına kocasının yaklaşması haramdır. İmam Ebu Hanife’ye göre, kadının hayız süresi 10 gün sürdükten sonra, kadın hayızdan çıkarsa, yıkanmadan da kocası ona yaklaşabilir.
[971] Ibn Hazm’a göre, abdest almak temizlik demektir. Bütün bedenin yıkanması da temizliktir. Hayızdan kesilen kadın bunlardan hangisini yaparsa kocasına helâl olur. Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 356.
[972] Buharı, Müslim, Ebu Avane; Eşlerin Birlikte Yıkanması Babı. Bu hadis, aynı za­manda eşlerin birbirlerinin mahrem yerlerine bakmalarının helal olduğuna delâlet etmekte­dir.
[973] Sünen sahiplerinden sadece Nesâî rivayet etmiştir, I. 76 Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 356.
[974] Müslim, III. 82; Nesâî, II. 78; (Işretun-Nîsa); Müsned-i Ahmed, V. 167, 168, 178. İmam Suyutî; “Hiçbir niyet olmasa dahi cima’ sadakadır” demiştir. (Izkâr’ul-Ezkâr). Nitekim hadisten anlaşılan budur.
[975] Nesâî, el-Velîme, II. 26, senedi sahihtir.
[976] Bu hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.
[977] Bu hadisi Buhari rivayet etmiştir.
[978] Men Gassele” Eşine cimada bulundu ve onun da yıkanmasına vesile oldu.
[979] Bu hadisi Ebu Davud ve Nesai rivayet etmişlerdir.
[980] Bu hadisi Buhari rivayet etmiştir.
[981] Dr. Muhammed Ebu’n- Nur, Kur’an ve Sünnette Evlilik, Uysal Yayınları: 357-359.
About these ads

2 responses to this post.

  1. Posted by emre on Kasım 3, 2010 at 7:53 pm

    teşekkürler gerçekten çok bilgilendirici bir site…

  2. Posted by sedat on Mayıs 17, 2012 at 8:14 am

    allah razı olsun bilgilerimizi yenilediğiniz için

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: