
Şimdi üstüm başım İstanbul
Tozlu seyirlerden yoruldu başım
Keşmekeşi bilmece,canı Dünya’nın
Biliyor musunuz
Bugün hasretiniz dağlar kadar
Serde bir çift tumturaklı bir poyraz eser
İstanbul’da boğazı bir meltem yalar
Ararat’da kar, yazın güneşini kovalar
Biri yarin sızısı
Biri İstanbul
Bugun meltem tadı var yanağımda
Usuma bin düş birikir
Ellerimde olanların tortusu
Düğün mü olur ki acep o gün
Bir kolumda İstanbul
Bir kolumda Anadolulu sevdam
Ki sevdiysem biraz da İstanbul’a meydan okuma
Şöyle salına salına adımlamak seni İstanbul
Çocukluktan kalma bin bir ümitle, hayatla
Göğsümüzü gere gere
Tarihi bir özlemle
Başımızı öne eğe eğe
Tarihle yaşıt tevazu ile
Sonbahar edalı hüzünlerle
İlkbahar renkli gülüşlerle
Adım adım damıtmak seni
Boğazda sevdamızla, can ile martı kovalamak
Tuzlu su tadında gülümsemek
Galata’da Yeşilçam edasıyla batırmak güneşi
Süleymaniye’de gözyaşlarımızı altın kasede sunmak Rabbe
Bunca bahşettiği saadetin hatırına
Ve inadına,ve derin bir sevdayla
Beyoğlunda futursuzca dolaşmak
Lalezarda demlenmek
Tabanlarımız şişene kadar hadi
Şimdi üstümüz başımız İstanbul Anadolulu sevdam
Alabildiğine şenlik , fakirin ekmeğe kavuşma bayramı alabildiğine
Balıkların kırıntıya, martıların balığa kavuşma vakti
Haydarpaşa’nın yeni yetme gözlerle helalleşme vakti
Üstüm başım İstanbul
İçim dışım sevdam
Serimde iki buhurlu yel
Deli divane
İki derviş olup tavaf etmek zamanı İstanbul’u
Güneşi batırıp batırıp
Eyüp’te sabah secdesine kavuşma zamanı,,,
Salacak’da demlenme zamanı
Aşiyan’ında kalbimin sevdamla uyuma zamanı
Hey hat ki hey hat
Serde iki deli yel
İki delilik tek yürekte
Üstüm başım İstanbul şimdi
Anadolum
İstanbulum,,,
Garibin hayali bir gün gerçek olur
Garibin hayali gerçek olur
Ne saadettir Rabbim der afallar
Martılara tutunur biraz da
bir kolumda hayat
hayatın cümlesinde biz
bir kolumda İstanbul
yaşamanın bercestesi biz
ve hayat deminde bir ev
Biri dünya saadeti
Biri iki cihan saadeti
Banu Aksoy





