Posted by: dusuncekahvesi on: Ağustos 4, 2009

30 yıl önce telefon bağlatmak için hatırlı tanıdık aranırdı. 5 yıl önce öğrenciler ADSL hizmet bölgesinde yer alan bir ev bulup kiralayabilmek için büyük şehirleri sokak sokak dolaşırdı. Şimdi ise ülkemiz, 3. nesil cep telefonu hizmetiyle tanıştı. Artık insanlar cep telefonlarıyla görüntülü konuşabiliyor.
Bundan 30-35 yıl kadar önce evinize telefon hattı çektirmek için araya hatırlı tanıdıklar sokmak zorunda kalırdınız. Buna rağmen aylarca bekler ve bir gün postaneden gelen bir haberle havalara uçardınız. Telefonlu olma sırası artık size gelmiştir. Postaneye gider, abone ücretini ödedikten sonra size uygun görülen numara ve telefon cihazını alır, evinize dönerdiniz. Birkaç gün sonra telefon ilk kez çalar, açtığınızda cızırtılı bir ses, “Ben PTT’den arıyorum, artık telefonunuzu kullanabilirsiniz.” müjdesini verirdi.
O günlerde her ne kadar istediğiniz insanla konuşabilmek için PTT’ye numara yazdırıp saatlerce, bazen de günlerce bekledikten sonra “Adana! Çık aradan Adana!” ikazları eşliğinde ancak görüşebilseniz de bir telefona sahip olmak ciddi ayrıcalıktı. Kiralık dükkân arayışında, “telefon hattı” bulunanlar ciddi bir tercih sebebiydi. Telefonu olan dükkân sahipleri her gün onları, yüzleri bulan, “Bir telefon edebilir miyim?” taleplerini karşılamak için telefon cihazına kumbara bağlatmak zorunda kalır ve parayı atmazsanız, telefon çalışmazdı.
Telefona çabuk alıştık, Özal’lı yıllarda teknolojiyi yakaladık ve birçok ülkeden çok daha önce manuel santrallerin araya girmediği ‘otomatik arama’ dönemini başlattık. Öyle ki, bir sokak kulübesinden Almanya’daki bir akrabanızla (tabii ki jeton stokunuzun yettiği ölçüde) konuşabilmek son derece sıradan hâle geldi. Günümüzde ise abartılı bir cep telefonu çılgınlığı yaşıyoruz. Dünyada bir cep telefonunun değiştirilme süresi ortalama 24 ay iken bizde bu süre 11 ay kadar kısa. Birçok insanın birden fazla ‘cep’i var artık. Çift hatlı telefonlar bile kesmedi, evde ayrı işte ayrı cep telefonu kullanıyor bazı insanlar. Bugün kişisel telefona sahip olmanın belki de en önemli şartı, “Hele bir 6. sınıfa başla, sonra düşünürüz.” cümlesinde saklı.
30 Temmuz 2009 itibarıyla bu alanda Türkiye, yeni bir teknolojiyle tanışmanın heyecanını yaşıyor. Artık telefonda 3G dönemi başlıyor. Çok ama çok özetle, internete sürekli olarak bağlı kalan ve yüksek hızda veri alışverişi yapabilen, hatta sesle birlikte görüntülü iletişime de imkân tanıyan yeni bir oyuncağımız var artık.
Biz ismini yeni yeni duysak da 3G teknolojisi Uzakdoğu’da 2001, Avrupa’da ise 2003 yılından bu yana kullanılıyor. 2009 yılı rakamlarına göre dünyada hâlihazırda 600 milyon GSM abonesi 3G ile zaten tanışmış ve hatta aralarında samimi bir ilişki oluşmuş durumda.
Third Generation (Üçüncü Nesil) teknoloji, var olan 2G teknolojisinin hızını kat kat artırarak ADSL bağlantısıyla internette yapabildiğiniz her şeyi telefonlarınızın çektiği her yerde yapabilme imkânı veriyor. 3G’de hız limiti, sabit bir yerde olduğunuzda 4 mbps, hareket hâlinde örneğin bir arabayla yol alıyorsanız da 144 kbps sınırını destekleyecek. Yani herkesin anlayacağı bir dille şu an 2G olarak adlandırılan cep telefonlarınızdaki internet hızı 20 kat artıyor. 3G teknolojisi ile birlikte cep telefonlarımızda mega bitlerle ifade edilen bağlantılara ulaşabileceğiz.
HABERLERE HIZ GELİYOR
Reklamlarda genellikle görüntülü konuşma özelliği ön plana çıkarılıyor olsa da 3G’nin öncelikli avantajı cep telefonundan ve bilgisayarlarımızdan çok hızlı internet erişimine sahip olabilme ve veri aktarabilme imkânı. Böylece cep telefonundan rahatlıkla televizyon izleyebilme veya video sitelerinden beklemeden ve kesilmeden video izleyip indirme imkânımız olacak. Cep-haber paketlerine abone olanlar, haberleri sadece SMS olarak değil, haberin videosuyla birlikte alabilecek. Dergicilikte uzun zamandır uygulanan haberin devamının web sitesine yönlendirme uygulaması 3G sayesinde haberin devamını ya da daha detayını cep telefonundan okuma ya da izleme biçimine dönüşecek. Bütün medya servislerinin online içeriğine çok daha hızlı ve istediğiniz her yerden ulaşabileceksiniz.
Habercilikle uğraşanlar için çok büyük bir avantaj oluşturan 3G, hızlı bağlantı ağı sayesinde çekilen video ve resimleri anında haber merkezlerine ulaştırmayı kolaylaştıracak. Ülkemizde de giderek yaygınlaşan ve benimsenen internetten alışveriş yapabilmek artık cep telefonunuz kadar yakın. Arama motorlarını kullanarak istediğiniz bilgilere hemen ulaşacaksınız. Tüm dünyadaki sanal kütüphanelerden anında yararlanabilirken ülkemizde birkaç üniversitede bulunan online eğitimi de istediğiniz yerden takip edebileceksiniz. Rezervasyon, check-in gibi işlemlerinizi de cep telefonunuzdan halledebileceksiniz. E-devlet işlemlerini, faturalarımızı, banka hesap ve havale işlemlerimizi daha hızlı şekilde, şubeye gitmeden hatta bilgisayara ihtiyaç duymadan birkaç tuşa basarak yapabileceğiz. Hatta ve hatta sevdiğiniz internet oyunları da her an cebinizde.
3. Nesil teknolojisinin en büyük avantajı ise şu anda maliyet yüksekliği nedeniyle kullanmakta tereddüt ettiğimiz GPRS tarifelerine göre, veri indirme hızlarının daha yüksek ve ödenen faturanın daha düşük olması. 3G teknolojisinin ülkemizin televizyon izleme şampiyonu kullanıcılarına en büyük hediyesi, cep telefonlarından canlı TV yayınlarını izleyebilmek olacak. Bu sayede İstanbul trafiğinde olsanız da, doğa yürüyüşü yaparken gündemden kopmamak adına, merakla takip ettiğiniz dizileri ya da heyecanla beklediğiniz maçları, olmadı haber programlarını cep telefonunuz kapsama alanı içinde bulunduğu sürece takip edebileceksiniz.
CEP TELEFONLARI VİRÜSLERLE TANIŞIYOR
3G hizmetine uyumlu telefonlar neredeyse bilgisayar özellikleri taşıyor. Bu çok fonksiyonlu cihazlardan ülkemizde yaklaşık 5 milyon adet bulunuyor. Hizmetin başlaması ve operatörlerin düzenlediği kampanyalarla beraber, bu sayı katlanarak artacak. Bu süreçle birlikte şimdiye kadar pek gündemde olmayan cep telefonu virüslerinde de bir patlama yaşanması bekleniyor. Bilgisayarlara saldırarak bankacılık bilgilerini almaya çalışan ‘hacker’ların yeni hedefinin cep telefonlarımız olması kaçınılmaz. Daha önceleri bilgisayar virüslerine karşı tedbirini almış bankalar, cep telefonu virüslerine karşı teknolojilerini yenilemek zorunda. Tüketiciler de bu konuda bilinçlendirilmek zorunda. Virüslerden korunmayan cep telefonlarıyla yapmış olduğumuz işlemler cihaz tarafından kaydedildiği için her an bir korsanın hedefi hâline gelebilir.
3G teknolojisinin en çok merak edilen özelliklerinin başında görüntülü görüşme yapabilmek geliyor. Yüksek veri aktarım hızı sayesinde en uzaktaki yakınlarınızla dahi 3G standardına uygun cep telefonları ile birbirinizi görerek konuşabileceksiniz. Bu sayede yalnızca sesle yetinmeyip görüntülü olarak da sohbet edebileceksiniz. Gezdiğimiz yerleri, yakınlarımıza 3G cep telefonları aracılığı ile anında gösterebileceğiz. Özellikle iş gezilerine sıkça çıkan iş adamları işlerini daha rahat yaptırabilecek, acil toplantı durumlarında görüntülü konferanslar sayesinde işlerini uzaktan da yürütebilecekler.
Reklamcılar içinde yepyeni reklam mecraları açılıyor. Artık basılı medya ve görüntülü medya işbirliği daha da artacak. Gazetede gördüğümüz bir reklamın köşesindeki barkod benzeri simgeyi reklamda belirtilen numarayı arayıp telefonumuzun kamerasına gösterdiğimizde reklamın videosunu da izleyebileceğiz. GPS üzerinden konum bilgisi şebeke tarafından tespit edilen kullanıcıya en yakın mağazanın promosyon bilgisi anında gönderilebilecek. Kullanıcının yaş, cinsiyet, ekonomik durum ve harcama istatistiklerine sahip operatör kişiye özel reklam ile doğru zamanda doğru hedefe en etkili mecradan ürün veya kampanya tanıtımı yapabilecek.
3G teknolojisi ve ona uyumlu cihazlar aynı zamanda özel hayatın gizliliği açısından da yeni bir dönemin başlangıcı. Artık trafikte söylenen “10 dakika içerisinde geliyorum!”, “Avcılar’da kaza vardı, bir saattir bekliyoruz” benzeri bahaneler daha büyük dikkat isteyecek. İş toplantıları ve yurt dışı gezileri aile ve patron denetimine daha açık olacağından, kullanıcıların doğruyu söyleme hassasiyetlerinin artmasında fayda var. Bu konuda GSM kullanıcılarını bekleyen en büyük tehlikelerden biri ise ortam dinlemelerinin cep telefonlarına bulaştırılan virüsler aracılığıyla daha kolay yapılabilme imkânı. Virüsü yöneten kişi, telefonun kamerasını çalıştırarak kullanıcının haberi olmadan çevreyi dilediğince gözlemleyebilir.
Popüler Bilişim Genel Müdürü Yasin Kesen’e göre operatörlerin açıkladığı sınırsız bir tarife yok. Öncelikli hedef ADSL’ye rakip olmaktan ziyade cepten internet’in kullanımını yaygınlaştırmak ve diğer katma değerli servisleri pazarlamak. İlerleyen zamanlarda pazara çıkacak ADSL modem benzeri daha çok kullanıcının aynı hat üzerinden internete bağlanmasını sağlayan sim kart takılabilen modemler sayesinde ADSL ile rekabet de başlayacaktır. Sabit telefon bağlantısı gerektirmeksizin sahip olduğunuz bir bağlantıyı, modeminiz ile ülkenin her yerinde kullanabileceksiniz. Güvenlik ile ilgili endişesi olanlar için iyi haber şu ki siz bu servisi kullanmak istemediğiniz zamanlarda telefonunuzun ayarlarını değiştirip hepsini kapatabileceksiniz.
BİR DE SAĞLIK BOYUTU VAR
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var; 3G ile birlikte hayatımıza yeni ve daha güçlü baz istasyonları dahil olacak. Bu istasyonların çevreye ve insanlara zarar vermemesi için yönetmeliklere uygun olarak yapılması ve denetlenmesi gerekiyor. Zira artan veri ve konuşma trafiği istasyonların yaydığı enerji miktarını önceki teknolojilere göre daha da artırıyor. 3G’deki yüksek veri hızını sağlamak için kullanılan düşük dalga boyları istasyonların kapsama alanlarını azalttığı için daha güçlü ve daha sık konumlandırılan vericilere ihtiyaç var.
Uzmanlar, görüntülü konuşma esnasında cihazların mümkün olduğunca vücuttan uzakta tutulmasının sağlık açısından önemine değiniyor. Görüntülü konuşma, normal konuşmaya göre daha fazla fiziksel çaba gerektirdiği için maruz kalınan radyasyon miktarı da artacak. 3G kullanıcılarını bekleyen tehlikelerden en önemlisi belki de bu; kablosuz iletişimin insan sağlığı açısından oluşturduğu negatif etkiyi artıracak olması.
25 maddede 3G’li günler
1. 3G ile birlikte program yüklenebilir cep telefonları yaygınlaşacağı için ciddi bir güvenlik zafiyeti olacak. Cep telefonu virüslerinin sayı ve etkileri çok hızlı artacak. Yeni dolandırıcılık yöntemleri ortaya çıkacak. İnternet bankacılığı işlemlerinde yeni standartlar belirlenmesi gerekebilecek.
2. Telekulak’çılık görüntülü hâle dönüşecek, bireysel muhbirlik faaliyetleri ve citizen journalizm (vatandaş gazeteciliği) artacak. İnsanlar haberi sokakta görüntüleyip hemen habercilere, haber sitelerine ve video paylaşım sitelerine gönderebilecekler. Yurttaş haberciliği yapan sitelere ilgi artacak ve bu siteler çoğalacak
3. İstihbarat servislerinin video görüntü arşivlemesi kolaylaşacak. Operatörler aracılığıyla yapılan dinleme faaliyetlerine gözleme faaliyetleri de eklenecek.
4. Bilgisayarda kullanılan bazı truva atı mantığıyla çalışan virüs yazılımlarının benzerleri cep telefonları için uyarlandığında ve çalıştırıldığında cihaz kullanıcının isteği ve bilgisi dışında çevreden görüntü alabilecek. Böylece özel hayatın istem dışı ifşası söz konusu olabilecek.
5. Türkiye bir kez daha teknoloji çöplüğü hâline gelecek. Eski cihazların yenileriyle değiştirilmesi sürecinde döviz çıkışı artacak. IMF’den para gelsin mi diye konuşurken 3G’li telefonlara 4 milyar dolar yatıracağız.
6. Şimdiye kadar kontörlü müşteriye ağırlık veren operatörler bundan sonra faturalı tarifeleri cazipleştirecek. Ekonomik kriz nedeniyle parça kontöre yönelen ve ön ödemeli yüklemeden çekinen kullanıcıları daha rahat ve ucuz internet kullanımı teklifiyle faturalı hat abonesi yapacaklar.
7. Lig TV maçlarının yayın haklarında yeni kavgalar çıkacak. Cep telefonu operatörleri ortaklıklar kurarak veya TV kanalları ile anlaşarak ihalelere girebilecek. Bu alanda da rekabet artacak.
8. Web siteleri cep telefonlarına uyumlu tasarlanacak. Bugüne kadar mobil ziyaretçi oranı yüzde 1 mertebesinde olan web siteleri kullanıcı sayılarının artması ile beraber site tasarım ve yazılımlarında mobil ziyaretçileri daha çok dikkate alacak.
9. Dizi, yarışma ve şov programı yapımcıları TV kanalları ile anlaşmak yerine GSM operatörleriyle anlaşabilecek. Popüler diziler izleme veya indirme başına ücret talep ederek pazarlanabilecek.
10. İnternetten indirilen video, müzik ve resimlerde reklam bulunması karşılığında, operatörler kullanıcılara kontör ve indirim tekliflerinde bulunacaklar.
11. Cep telefonunun çektiği her yerde internete girebilme imkânıyla beraber taşınabilir özellikleri düşük olan notebook satışları azalacak, daha taşınabilir olan netbook ve kullanımı daha konforlu olan masaüstü bilgisayarın satışları artacak. Bilgisayarlara ilave edilen 3G modüllerinin maliyeti ve satışların düşmesi nedeniyle notebook fiyatları artacak, netbook yaygınlaşıp ucuzlayacak.
12. Beyaz eşya firmaları sim kart modülü ekledikleri ürünlerini yeni bir teknoloji olarak lanse edip yüksek fiyatlarla satacak. İçerisindeki ürünleri internet üzerinden gösterebilen buzdolabı, çalışma saati cep telefonlarından ayarlanan fırın gibi ürünler hayatımıza girecek ancak fiyatları yeni teknoloji sebebiyle pahalı olacak.
13. İkili görüşme ve görüntülü toplantılar cep telefonları üzerinden anlık olarak yapılabileceği için şehir içi ve şehirlerarası iş seyahati talebi ve şehir içi trafiği azalacak.
14. Alışveriş merkezlerinde ve mağazalarda sıra dışı hareketler yapanlar artacak. Denediği kıyafeti telefonla gösterip ‘Hayatım, yakıştı mı?’ diye soranlar ya da markette telefonunu dolaştırarak “Bir bak da, ne lazımsa alalım” diyenler ortaya çıkacak.
15. Firmalar daha önce düşük maliyeti nedeniyle SMS ile yaptıkları reklamları artık MMS ile internet sitelerine yönlendirerek yapabilecekler. Cep telefonlarımıza bol bol MMS reklam mesajları gelmeye başlayacak.
16. Özel hayatın gizliliği için hassasiyet gösteren kişiler ve kurumlar için jammer (sinyal kesici) kiralanması ve satışı yaygınlaşacak. Organik tarım alanları gibi veri sinyalleri olmayan yaşam ve eğlence alanları yeni trend hâline gelecek.
17. Toplu taşıma araçlarında cep telefonuyla cinsel taciz ve bunların internet ortamında paylaşılması artacak (Upskirting). Taciz ve görüntülenmekten kaçınma nedeniyle giyim kuşama daha dikkat edilecek. Bu nedenle otobüslere jammer takılması tartışılacak.
18. Okullarda sınavlarda ciddi sorunlar çıkacak. Eğitim sisteminde (üniversiteler de dâhil) telefon yasağı gündeme gelecek. Öğrenci devamlılıkları ve katılımları cep telefonları üzerinden anında ölçülüp ailelere rapor edilebilecek.
19. Tasarım ve patent hakları daha kolay ihlal edilecek ve fikir hırsızlığı artacak.
20. Cep telefonundan kesin reyting ölçümü mümkün olacak. Kullanıcının yaş, cinsiyet, eğitim ve sosyal ekonomik durum gibi verileri ile birlikte reyting ölçümleri yapılabilecek. Reyting ölçümlerinde sadece AGB değil artık GSM de referans olabilecek. TV kanallarının gündüz yayınları reyting kaygısı ile daha çok güncel haber ve günlük gelişmelere odaklanacak.
21. Operatörlerin son dakika haber yayınına ilgi artacak, haber sitelerine girmek yerine ajansların anlık haberlerini almak daha hızlı ve kolay olacak. Foto-haber, video-haber daha fazla ilgi çekecek. Bu yüzden gazeteler yoruma daha fazla ağırlık verecek. Köşe yazarlığı önem kazanacak. Kullanıcılar için haberin içeriği kadar, haber kaynağının güvenirliği de önemli hâle gelecek. Gazete ve televizyonlar, güvenirliklerine daha çok dikkat edip yatırım yapacaklar.
22. Youtube’a giriş talebi artacak ve dolayısıyla Youtube yasakları daha sık tartışılır hâle gelecek.
23. Home-ofis ve mobil-ofis uygulamaları yaygınlaşacak. Dünyanın öbür ucundaki kurumlara evinizden iş yapabilme imkânı artacak. Bazı mesleklerde uluslararası işgücü rekabeti artacak. Üniversiteler dünya ile rekabette öne çıkabilen öğrenciler yetiştirmek için çalışacaklar.
24. Boşanma davaları artacak ve kısa sürecek. Yalan söylemek zorlaşacak, şantaj artacak, tanıklık önem kazanacak ve yaygınlaşacak. Görüntülü telefonlarda söylenen yalanları destekleyecek türde çözümler üreten firmalar türeyecek.
25. Gelebilecek görüntülü aramaları yanıtlayabilmek için insanlar evlerinde de kendilerine daha çok dikkat edecekler. Aynaya bile makyajsız ve bakımsız bakmak istemeyen bazı bayanların kozmetik ürünleri tüketimleri artacak.
Bu ‘alo’ da nereden çıktı?
Ahizeyi her kulağımıza götürdüğümüzde ya da cep telefonumuzun ‘yes’ tuşuna bastığımızda ağzımızdan ister istemez çıkıveren ilk söz genellikle ‘Alo!’ oluyor. Peki, her gün onlarca defa kullandığımız bu kelimenin anlamı ya da kaynağı ne? Ne kadar gerçektir bilinmez ama bu kelimenin kaynağı olarak oldukça romantik bir hikâye dolaşıyor kulaktan kulağa. Tevatüre göre “alo” sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır. Sevgilinin tam adı Allessandra Lolita Oswaldo. Bu sevimli genç kız, telefonu icat eden A. Graham Bell’in sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo’dan başkası olamayacağını bildiğinden, telefonu açar açmaz “Allessandra Lolita Oswaldo” diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu “Ale Lolos” diye karşıladı.
Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve iki heceli bir ad buldu: Alo. Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip bütün kente yaymaya çalıştığı telefondan başka bir şey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell’i telefonuyla baş başa bıraktı, yani terk etti. Bell, sevgilisinin bir gün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı. Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı. Graham Bell’i artık başka kişiler de arıyordu. Fakat o, sevgilisinin aradığını sanarak her telefonu “Alo” diyerek açıyordu. O günlerde hemen herkes telefonu açtığında Alexander Graham Bell’in anısına saygı olarak alo demeye başladı.
Bu konuda akla yakın ikinci iddia ise sözcüğün İngilizcedeki merhaba sözcüğünün karşılığı olan ‘Hello’nun biçim değiştirmiş hâli olduğu. Almanların evet anlamında ‘ja’, Ruslar’ın ‘da’ kelimesini kullanıyor olmasını bir kenara koyacak olursak, dünyanın birçok dilinde telefonlarını açan insanların ilk tercih ettikleri kelimenin ‘alo’ ya da ‘halo’ olması bu iddiayı oldukça güçlendiriyor. Tabii ki bu iddiayı güçlendiren bir başka gerçek daha var. O da Alexander Graham Bell’in, telefonu icat etmesinden yaklaşık bir yıl sonra evlendiği eşinin isminin Allessandra Lolita Oswaldo değil de Mabel Hubbart olması.
3G’nin artı ve eksileri
ARTILARI
3G ile uyumlu cep telefonlarıyla internete çok daha hızlı bir şekilde bağlanılabilecek.
Hızlı bağlantı sayesinde internet üzerinden kesintisiz TV izlenebilecek.
Yazılı ve sesli iletişime ilave olarak görüntülü iletişim devri başlayacak. Görüntülü toplantılar yapılmasına imkân sunacak.
İstenilen müzik saniyeler, filmler ise dakikalar içerisinde cep telefonuna indirilebilecek.
Cihazlar arası fotoğraf, video ve doküman paylaşımı artacak ve hızlanacak.
GPS harita uygulamaları ve belediyelerin şehir haritaları uygulamaları ile anında konum ve trafik yoğunluğu bilgisi alınabilecek.
İleri seviyede güvenlik sistemine sahip 3G ile artık görüşmeler daha güvenli bir şekilde yapılabilecek.
3G modemler sayesinde, dizüstü bilgisayarlarda yeni teknolojiden faydalanıp kapsama alanı içerisinde rahatlıkla internete girilebilecek.
EKSİLERİ
Kısmen yüksek iletişim maliyeti.
Görüntülü görüşme ve diğer multimedya uygulamalarının bataryayı çabuk bitirmesi.
Araç içerisinde seyahat gibi durumlardaki baz istasyonu değişikliklerinde bağlantıda küçük aksamalar yaşanması.
Bir baz istasyonuna çok fazla kullanıcı bağlandığında iletişim kalitesinin düşmesi.
İskoç asıllı Amerikalı bilim adamı Alexander Graham Bell ve yardımcısı elektrik mühendisi Thomas Watson 133 yıl önce, 14 Şubat 1876’da, sesleri bir tel yardımıyla çok uzaklara iletebilen telefon için patent bürosunun kapısını çalıyordu. Aynı gün, yine aynı konuda bir başka müracaat daha yapıldı. 10 yılı aşkın bir süredir telgraf üzerine buluşlar yapan elektrik mühendisi Elisha Gray de telefonun patentini almaya çalışı0yordu.
Sonuçta kazanan Graham Bell oldu ve 29. doğum gününden 4 gün sonra, yani 7 Mart 1876’da Bell’e istediği patent verildi. Annesi doğuştan işitme özürlü olan Bell çalışmalarına onun hayatını kolaylaştırmak için başlamıştı; fakat gelişmeler onu bambaşka bir yöne sürükledi ve modern dünyanın iletişim modeli telefona babalık yapmış oldu. 174.465 nolu patentin sahibi olarak kayıtlara geçen Bell, henüz tel üzerinden net ve anlaşılabilir ses iletimini gerçekleştirememişti. Patenti aldıktan 3 gün sonra, atölyede telefonu çalıştırmak için kullandığı bataryadan pantolonuna asit döküldü ve canı yanan Bell, üst katta bulunan yardımcısı Watson’u yardıma çağırdı: “Mr. Watson, come here. I want to see you!” Yani “Bay Watson, buraya gelin. Sizi görmek istiyorum.” Watson, Bell’in bu seslenişini üst katta bulunan telefon sayesinde duydu ve bu kelimeler telefon tarihinin uzaktan anlaşılabilen ilk kelimeleri olarak literatüre geçti.
Telefon atölyeden ancak 4 yılda çıkabildi ve 1880 yılında Bell ve o zamanki yardımcısı Tainer bir ucu evde, diğer ucu da evin karşısındaki tepede bulunan ‘radyofon’ ile ilk görüşmelerini yaptılar. Sadece 8 yıl sonra Connecticut, telefon şebekesine sahip ilk kent oldu.
Belki bugünkü telefonlara çok benzemiyordu ama 1915 yılında New York ile San Francisco’yu birbirine bağlayan ilk uzun şehirlerarası telefon hattı açıldı. Bu tarihten sonraki 60 yıl boyunca telefon gelişimini yatay olarak ilerletti. Daha düzgün hatlar inşa edildi, daha net ses kalitesine ulaşıldı. Dünyanın neredeyse her köşesine telefon ulaştı ve uzaklardaki insanlar yakınlarıyla ‘yanlarındaymışçasına’ konuşma imkânı buldular.
Ama ‘telli’ iletişimin açmazları da vardı. Özellikle Finlandiya ve İsveç gibi yüzlerce kilometre fiyort ve binlerce adaya sahip Kuzey Avrupa ülkeleri coğrafi şartlar yüzenden kablo döşemekte büyük sıkıntı yaşıyorlardı. Bu yüzden alternatif iletişim yöntemleri aranmaya başlandı ve 1982 yılında Avrupa Telekomünikasyon Standartları Komitesi, GSM’ye ilk adını veren Groupe Speciale Mobile’i oluşturdu ve GSM konusunda yapılan çalışmalar 1984 yılında Avrupa Komisyonu tarafından onaylandı. 1987 yılında ise 13 ülke GSM Memorandum of Understanding (MoU) yani GSM tabanlı hücresel ağların gerçekleştirilmesi ile ilgili şartnameyi imzaladı.
Avrupa’da özellikle 1988 ve 89 yıllarındaki yoğun çalışmalardan sonra 1991 yılında Finlandiya’nın yerel GSM operatörü Rodiolinja üzerinden yine Finlandiya’nın iletişim devi Nokia’nın 1011 modeli ile ilk cep telefonu görüşmesi gerçekleştirildi. Bir yıl sonra Finlandiya ve İngiltere birbirleriyle cep telefonu aracılığıyla görüşebiliyordu.
İlk SMS 1992 yılında gönderildi. 1994 yılında MoU’ya imza atan ülkelerin sayısı 100’e yaklaşırken dünyadaki GSM abone sayısı da 1 milyona ulaştı. 1998 yılında ilk WAP hemen ardından da GPRS anlaşmaları imzalandı.
Japon NTT DoCoMo 1 Ekim 2001’de ilk ticari 3G hizmetini piyasaya tanıttı. Aynı yıl dünyada, bir ayda atılan SMS sayısı 500 milyondu ve yine aynı yıl cep telefonu kullanıcıları renkli ekranlarla tanıştı.
2004 yılına gelindiğinde yeryüzünde 1 milyar insan cep telefonu taşıyordu ve 50’den fazla operatör 3G ağını kurmuştu. 2005 yılında bu sayı 100’ü aştı ve bu yıl atılan SMS sayısı 1 trilyonu geçti. 2006 yılında ise iki milyarı bulan GSM abonelerinin 60 ülkede yaşayan 100 milyon abonesi 3G hizmeti sunan 130 şirket sayesinde yüksek hızlı internet erişimine kavuştu. GSM şirketleri 3 milyar abone barajını ise 2007 yılında geçti.
İletişimde nesil farkları
Birinci nesil: Bu nesildeki sistemlerin neredeyse hepsi esas trafik kaynağı olarak sesi kabul eden analog sistemlerdir. Üçüncü şahıslar tarafından dinlenebilmeleri çok kolaydır.
İkinci nesil: Bu nesildeki tüm standartlar ticari ve dijitaldir. Dinlenmeleri zordur, sesin yanında görüntü ve diğer verileri de iletebilirler.
Üçüncü nesil: 3G, abone sayısında artış gösteren talepleri, yüksek hızda veri iletim ihtiyacı ve diğer uygulamalar için gerekli hızı karşılamak için geliştirilmiştir. TV kalitesinde görüntü aktarabilecek kapasiteye sahiptir.
Dördüncü nesil: 4G tüm sim kart taşıyan cihazların bilgisayarlar gibi bir IP’ye sahip olduğu esasına göre düzenleniyor. Yüksek çözünürlüklü (HD) TV izleme ve dünya üzerindeki iki nokta arasında 100 Mbps hızında veri aktarma olanağı sunar.
3G en etkin hangi telefonla kullanılır?
Görüntülü konuşabilmek için telefonun ön yüzünde de kamera bulunmalı. Tek taraflı, ancak öne çevrilebilen cihazların arkadaki kameraları da kullanılabilir. Görüntülü konuşmak isteyenler için bu tür telefon şart. Televizyon ve video izleyebilmek için uygun ekran genişliği, görüntülü konuşma kalitesi için de ekran çözünürlüğü çok önemli. En az 240×320 çözünürlüğe sahip, ekranı parlak bir telefon, TV ve görüntülü konuşma için idealdir. Dokunmatik ekranlı cihazların tuşlulara göre daha geniş ekranları olduğu unutulmamalı. İkincil kameranın 352×288 çözünürlükte 30 fps hızını desteklemesi, standart bir kullanıcı için yeterlidir.
Görüntüden sonra internet hızına paralel olarak cihazınızın dosya indirme gücü artacaktır. Dolayısıyla SD veya MMC kart desteği ile arttırılabilen depolama alanına sahip bir cep telefonu tercih etmek bu konuda sorun yaşamanıza engel olur. Telefonla yer ve konum belirleme ileride çok gündemde olacağı ve kullanılacağı için GPS özelliği gelişmiş bir telefon tercih edilmeli. Son olarak cihazın bataryasının uzun süre kullanılabilmesi çok önemli. 3G telefonların birçok mültimedya ve internet uygulaması ile birlikte görüntülü konuşma ve mesajlaşma desteği de sunduğu düşünüldüğünde bataryanın ömrünün uzun olması çok önemli.
Peki, 3G hizmeti alabilmek için nasıl başvuru yapılacak? 3G yazıp Vodafone kullanıcılarının 3636’ya, Turkcell kullanıcılarının 2323’e, Avea kullanıcılarının ise 3334’e SMS göndermeleri gerekiyor.
ALPAY SEVİM
YORUM CİDDİ BİR YORUM İÇERMEDİĞİ VE TAMAMEN REKLAMDAN OLUŞTUĞU İÇİN İÇERİĞİ SİLİNMİŞTİR.
1 | sarışın kız
Ağustos 4, 2009 1:00 pm
artık 3g sayesinde istediğim bütün şarkıları tlf çok kısa bir sürede indirebileceğim ben aveanın hattnı alıcam bir de yanında ttnetin wifi sini veriyormuş ama tlf uyumlu olmalıymış sakın unutmayın