Suskun görünümlü sloganlar

Katre düsse suya kalbimden
ebruli karanfillerle bezense eteklerim
Bir nefes almadığım coğrafyadan
Taş olup kurtulmak istiyor benliğim
Şimdilerde…

Oysa bahar rengi türküler söylerdik bir vakit
Büyütülecek idealler filizdi saksılarımızda henüz
Topraklarımıza doğal yağmurlar düşerdi
Ekmeğimiz hep alın teri kokar
Terimiz saf su içerirdi…
Su buhar olunca geride
Anne kokan baba kokan bir tuz kalırdı
Öpmeye aşina dudaklarımızda…

Özgürce koşardık okulumuz kapılarından
Eşitlik silgi kadar basit
Kara kaleme hükmedecek kadar yarımlıkta bir kelime idi
Eşitlik bir teneffüslük sıra arkadaşlığı
Peynir ekmek kadar öğle arası bir şeydi…
En kötü düşünce oyunda yapılan bir el şakası kadardı…

Düşünmek ipi dört yana bırakılmış
Beyaz bir yele kadar hızlı ve sınırsızdı
Her yan düşüncemize koşu alanıydı
Biz koştukça sokak sokak hayal dağılırdı şehre
Oysa düşünmek
O vakit pespembe bir pamuk şekeri idi…
Düşünmek
Mavi bir bulutun arslana benzeyen yelesi
Düşünmek
Bir çiçeğin böceği andıran poleniydi
Düşünmek
Annenin kurabiyelerini sessizce aşırmak
Düşünmek
Babanın alet çantasını karıştırmaktı…

Ve bugün;
Asit yağmurları düşüyor üzerimize
Biz birkaç yıllık bir uykuya dalmışken, aniden sandığımız…

Tel örgülere takılı artık usumuz
Biz çektikçe kanıyoruz
Çekildikçe kanıyoruz.
Tel örgünün bir ucunda biz
Bir ucunda dünya krallığı
Ortada düşüncelerimiz
Ve korkulan üretkenliğimiz

Her şey ikiye ayrıldı her şey
Biz ve her şey olmak üzre
Renkler bile ikiye ayrıldı
Biz siyah yeşil birde acı kırmızı olduk
Onlar diğerleri
Sıra arkadaşlarımızda ayrıldı
Kılıçlarını kuşanıp
Düşünce avcılığına başladı
O masum teneffüs şenliği çocuklar
Çiçekler bile ayrıldı
Biz kırmızı bir karanfil ektik kalbimize
Birde gül şehadetimize
Orkideleri nergizleri onlara bıraktık
Okullarımız ayrıldı sonra
Okul ,okul kapısı ve biz olmak üzere
Büyüdükçe
Eylemlerimiz ayrıldı giderek birbirinden
En çok gülmek kovuldu kapılarımızdan
Ağlamaya gözyaşı ile veda ederek..
Sonra yakınlarımız
Fire verdik dünyaya kimilerini
Kalbimizi elimizle kopartarak…

Ve yanık bir çağ gençliği doğdu dünyaya
Her sözü sloganlarla kardeş
Kalbi ezikliğin buruk tadını vuran
Sözleri zehir zemberek
Başı her dem dik kızıl ufuklardan
Tazelik soluyan nefesleri olan

Bir gençlik doğdu dünyaya
Her adımında vahiysel bir eylem planı basan

Bir gençlik doğdu dünyaya
Susmak kavramını çoktan öldürmüş
Sözü kurşun kadar ağırdan satan

Bir gençlik doğdu dünyaya
Bir gün dünyanın kapısından
Beyaz bir örtü gibi uçuruma bırakılmışcasına
Salına salına kopan…

Ve yüreği daima
Bir dava ( Allah )   için atacak olan…

Zarif Kalem

One response to this post.

  1. çok begendim..

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s