5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Hakkında Mevzuatı


5510 kanunla ilgili sorular ve cevaplar

1-Kanunda aktif- pasif dengesini sağlamaya yönelik düzenlemeler var mı?
5510 sayılı Kanunda Kurumun aktüeryal dengesini olumlu yönde etkileyecek olan kayıt dışı çalışma ve kayıt dışı bildirime ilişkin önemli düzenlemeler bulunmaktadır.
Şöyle ki;
Aktif-pasif dengesinin sağlanmasına yönelik olarak; sigortalıların prime esas kazançlarının büyük bir kısmı prim kesintisine tabi kılınmıştır. Prime tabi tutulmayan kazançlar tek tek sayılmış ve sınırlandırılmıştır. Sigortalılığın kapsamı genişletilmiş, sigortalı sayılmayanların kapsamı daraltılmıştır. Böylelikle prim ödeyecek sigortalıların sayısı fazlalaştırılmıştır.
Kamu idareleri ile bankalara, Kurumca sağlanacak elektronik altyapıdan yararlanmak suretiyle, Kurumca belirlenecek işlemlerde, işlem yaptığı kişilerin sigortalılık bakımından tescilli olup olmadığını kontrol ederek, sigortasız olduğunu tespit ettiği kişileri, Kuruma bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.Bu yükümlülükleri yerine getirmeyen kamu idareleri ile bankalara da, sigortalı başına aylık asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanacağına ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Yine Kanunun  4/a veya 4/c ya da 5 inci maddesi kapsamında sigortalı olup da  sigortalılığı sona erenlerin durumlarının işverenleri tarafından, 4/b kapsamınsa sigortalı olup da sigortalılığı sona erenlerin durumlarının ise, kendileri ve faaliyetin sona erme halinin bildirildiği kuruluşlar veya vergi daireleri tarafından, en geç on gün içinde Kuruma bildirme zorunluluğu getirilmiştir.


Bankalara, döner sermayeli kuruluşlara, gerçek ve tüzel kişilere, kamu kurumlarına, kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlara kişilerin sosyal güvenliğinin sağlanması amacıyla Kuruma bilgi ve belge verme yükümlülüğü getirilmiştir. Bilgi ve belgeleri yapılacak protokolde belirtilen sürede; mücbir sebep olmaksızın vermeyenlere haklarında, Kanunun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi gereğince aylık asgari ücretin beş katı tutarında, bilgi ve belgelerini geç verenlere ise, aylık asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanması  öngörülmüştür.

Kayıtdışılıkla mücadele ve Sosyal Güvenlik Kurumunun prim tahsilat kapasitesinin güçlendirilmesi kapsamında, sigortalıların kazançlarının gerçeğin altında bildirilmesini önlemeye yönelik, gelir vergisi ve sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primlerinin doğrudan tahsiline olanak sağlayacak aktif sigortalı ücretlerinin bankalar aracılığıyla ödenebilmesi için Borçlar Kanunu, İş Kanunu, Deniz İş Kanunu ve Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun bazı maddelerinde değişiklik yapılarak, belirli sayıdaki  işçiye, hizmet erbabına, gazeteciye, gemi adamına ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkak ödemelerini bankalar aracılığıyla yapma zorunluluğu getirmiş ve buna uymayan işveren veya işveren vekili yada üçüncü kişiye idari para cezasına ilişkin yaptırımlar düzenlenmiştir.
4/a kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin 5510 sayılı Kanunun 80.maddesinin  birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarının  Hazinece karşılanacağı, işveren hissesine ait primlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Kurumumuza vermeleri gerektiği,ancak yapılan kontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işverenlerin ise bir yıl süreyle sağlanan destek unsurlarından yararlanamayacağı hususu düzenlenerek ilk kez destekten yararlanma durumu kayıt dışılığın olmamasına bağlanmıştır.
Öte yandan yine 4857 sayılı Kanunda yapılan değişiklik yapılarak  özürlü sigortalıyı çalıştıran işverenlere teşvik getirilmiştir.Yine yapılan düzenleme ile genç işsizlerin ve kadınların çalışmasını sağlamak amacıyla teşvik getirilerek kadın ve gençler için yeni iş imkanları açılmış ve kayıt dışı kayıt altına alınmaya çalışılmıştır.
Kurumca belirlenen yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinde uygulanan idari para cezalarının miktarları artırılmış, ayrıca, yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmemesini denetleyen Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarına görevlerinin yerine getirilmesinde engel veya zorluk çıkaranlara, 5510 sayılı Kanunla getirilen  yükümlülüklerin yerine getirilmemesi dışında ayrıca idari para cezası uygulanması ile Türk Ceza Kanununun 265 inci maddesine göre hapisle cezalandırılmaları konusunda düzenleme yapılmıştır.
Yapılan bu düzenlemelerle Kuruma bilgi akışı sağlanması, sigortalılık kapsamının genişletilmesi  ve kayıtdışı istihdamın engellemesi amaçlanarak Kurumun aktif-pasif dengesini sağlamaya yönelik önlemler alınmıştır.
Diğer taraftan kanun sigortalıların daha uzun süre sistemde kalmalarını teşvik etmekte ve prim matrahlarını genişletmesi itibariyle, gelir ve aylıkların azalması gibi bir sonuç da ortaya çıkarmamaktadır.
2-Kayıt dışı istihdamın önlenmesinde hangi çalışmalar yapılmıştır?
Denetim elemanı sayısı artırılarak, etkin ve yaygın denetim uygulanmasına başlanmıştır.
Sağlık Bakanlığından portör muayene listeleri alınarak düzenli olarak sigortalılık kontrolleri yapılmaya başlanmıştır.
İçişleri Bakanlığından Kimlik Bildirimi Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik ekindeki işyeri ve çalışanlara ait formlar alınarak sigortalılık kontrolleri yapılmaktadır.
Gelir İdaresi Başkanlığından muhtasar beyanname ve işyerlerine ilişkin bilgiler alınmaya başlanmıştır.
ALO 170 İhbar Hattı kurularak, kayıt dışı istihdam konusunda gelen ihbar ve şikayetlerin anında değerlendirilmesi uygulaması başlanılmıştır.
3-5510 Sayılı Kanunun  8   ve 100 üncü maddeleri kapsamında istenecek bilgilerde özel hayatın gizliğinin ihlal edileceği hususu doğru mu?
5510 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin uygulamasına ilişkin çıkarılmış olan Tebliğ’e göre sigortalılık kontrolü kapsamında bankalar ve kamu idarelerinden sadece işlem yapılan kişilerin “kimlik ve meslek bilgileri” istenecek ve bu bilgilere istinaden sigortalılık kontrolü yapılacaktır. Bunun dışında özel bilgileri içerecek herhangi bir bilginin istenmesi söz konusu olmayacaktır.
Örneğin; bir kişinin bankadan kredi alması durumunda, sadece bu kişinin “kimlik ve mesleki bilgileri” alınacak, bunun dışında “kredi miktarı”, “neden kredi aldığı” ve “ bu kredinin nerede kullanılacağı” hususları ile ilgili bilgi alınmasına ilişkin Tebliğ’de herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Kanunun 100 üncü maddesi kapsamında çıkarılan Tebliğ’de ise “sosyal güvenliğin sağlanması” ve “Kurum borçlarının takibi” konusunda Kurumca bankalar ve diğer kurum ve kuruluşlardan sadece Kurum işlemlerinin takibine yönelik olarak yapılacak olan protokoller çerçevesinde bilgi ve belge alınarak, güvenli ortamda sorgulama yapılmak suretiyle bilgilerin Kurumun yetkili personelince kullanılması sağlanacaktır.
Her iki Tebliğ’e istinaden de özel hayatın gizliliğini ihlal edecek herhangi bir hüküm bulunmamakta ve uygulamada da aksine bir işlem yapılamayacaktır.
4-Malullük ve ölüm aylığını hak etmek için aranan süreler uzatılıyor mu?
Mülga kanunların uygulamasında malullük sigortasından aylığa hak kazanma koşulu; SSK’lılar için 1800 gün veya 5 yıldan beri sigortalı olup en az 900 gün, Bağ-Kur’lular için 5 tam yıl hizmet, kamu görevlileri açısından ise 10 tam yıl hizmet süresinin bulunmasını gerektirmektedir.
5510 sayılı Kanunda malullük sigortasından aylığa hak kazanma koşulu, en az 10 yıldan beri sigortalı bulunup toplam 1800 gün, sigortalının başkasının bakımına muhtaç olması halinde ise belli bir sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün prim ödeme şartına bağlanmıştır.
Mülga kanunların uygulamasında ölüm sigortasından aylığa hak kazanma koşulu; SSK’lılar için 5 yıldan beri sigortalı olup en az 900 gün, Bağ-Kur’lular için 5 tam yıl hizmet, kamu görevlileri açısından ise 10 tam yıl hizmet süresinin bulunmasını gerektirmektedir.
Yeni düzenleme ile ölüm sigortasından aylığa hak kazanma koşulu, en az 1800 gün prim ödeme şartına bağlanmış ancak  4/a sigortalıları için; borçlanma süreleri hariç, 5 yıl sigortalılık  süresi ile toplam 900 gün prim ödeme gün sayısı olarak düzenlenmiştir.
5-Aylık bağlama oranları düşürülüyor mu? Bunun emekli aylıklarına etkisi nasıl olacak?
Mevcut uygulamada SSK ve Bağ-Kur’luların emekli aylıklarının hesabında, hizmet sürelerinden, ilk 10 yılın her yılı için % 3,5, sonraki 15 yılın her yılı için % 2, daha sonraki her yıl için % 1,5 olarak belirlenen aylık bağlama oranı uygulanmaktadır.
Bu durumda, 25 yıl çalışan bir sigortalıya ortalama yıllık kazancının % 65’i oranında aylık bağlanmaktadır. Yani,  her yılı için uygulanan aylık bağlama oranı ortalama  % 2,6’dır.
Yeni düzenlemeyle aylık bağlama oranı her yıl için % 2 olarak sabitlendiğinden, 25 yıl çalışan sigortalıların aylık bağlama oranında her yıl için ortalama 0,6 puan bir azalma görülmekte ise de, aylığın hesabında dikkate alınan prime esas kazanç matrahları yükseltildiğinden, aylık miktarlarında herhangi bir düşme olmamaktadır.
Diğer taraftan, eski sistemde 25 yıldan fazla süreler % 1,5 oranında değerlendirilirken, yeni sistemde % 2 olarak dikkate alınacağından, sistemde kalınan süre uzadıkça her yılın bağlanacak aylıklara etkisi daha fazla olacak ve daha yüksek tutarda aylık bağlanacaktır.
Ayrıca, geçiş döneminde Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen sürelere ilişkin kısmi aylık hesaplanırken, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 3600 prim ödeme gün sayısını doldurmamış olan sigortalıların Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen ve Kanunun yürürlük tarihinden önceki prim ödeme gün sayısını 3600 güne tamamlayan hizmet sürelerinin her 360 günü için % 3 oranı esas alınacaktır.
6-Aylıkların 223 YTL’ye düşeceği doğrumudur?
5510 sayılı Kanunun 55 inci maddesi uyarınca, ilk defa 1/10/2008 tarihinden sonra işe başlayacak sigortalılar ile hak sahiplerine bağlanacak aylıklar, çalışma sürelerindeki asgari kazançlar dikkate alınarak güncellenmiş prime esas  kazançlarının ortalamasının % 35’inden, sigortalının bakmakla yükümlü olduğu eşi veya çocuğu varsa % 40’ından az olamayacaktır.
Söz konusu düzenleme, 25/8/1999 tarihli 4447 sayılı Kanunla getirilen bir düzenleme olup, 5510 sayılı Kanunla yeni getirilen bir düzenleme değildir. Bu düzenleme ile ilk defa 1/1/2000 tarihinden sonra işe başlayan sigortalılara bağlanacak aylıkların, prime esas asgari kazancın aylık tutarının %35’inden az olamayacağı öngörülmüştür.
5510 sayılı Kanunla buna paralel olarak düzenleme korunmuş, ayrıca sigortalının bakmakla yükümlü olduğu eş veya çocuğunun bulunması halinde ise alt sınır  asgari kazancın %40’ına çıkarılmıştır.
Bu düzenleme bütün sigortalılara bu oranlar üzerinden aylık bağlanacağı anlamına gelmeyip, özellikle  özel şartlara göre aylık bağlananlara düşük sakatlık oranlarında bağlanan yaşlılık aylığında prim ödeme gün sayıları düşük olduğundan sigortalılık süresinde aylık miktarını etkileyen diğer parametrelerinde düşük kalması halinde alt sınır kontrolü ile  bunlara belli bir seviyenin altında aylık bağlanmaması amaçlanmıştır.
506 sayılı Kanunda sigortalının çalıştığı ilk yılları için yüksek aylık bağlama oranları söz konusu iken 25 yıllık çalışmadan sonraki her 360 gün için aylık bağlama oranları ilave olarak %1,5 artırılmaktadır. Bu da sigortalıların sistemden çabuk çıkmalarına ve bir an evvel emekli olmalarını teşvik etmektedir. Oysa 5510 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeyle sigortalının çalıştığı her 360 gün için aylık bağlama oranı %2 olarak uygulanmak suretiyle sistemde daha uzun süre kalma teşvik edilmiştir.
5510 sayılı Kanunla,
-Sigortalıların primlendirilen kazançlarının kapsamının genişletilmesi,
-Kanunla kayıt dışı istihdamın önlenmesine yönelik getirilen düzenlemelerle çalışma süresindeki prime esas kazançlardaki kayıpların önlenmesi,
-Sigortalıların sistemde daha uzun kalması suretiyle hizmet süreleri, kazançları ve aylık bağlama oranları artacağından bu da bağlanan aylıklara olumlu yönde etki edecektir.
7-5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki hizmetler için öngörülen aylıklar hangi formülle hesaplanacaktır? Sigortalıların prim ödeme gün sayısının fazla olması ve prime esas kazancının yüksek olması emeklilik  maaşını etkiler mi?
5510 sayılı Kanunla getirilen düzenlemede; Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki hizmetler için öngörülen aylıklar;
AYLIK = Ortalama Aylık Kazanç  x  Aylık Bağlama Oranı
Formülü ile hesaplanacaktır.Ortalama aylık kazanç ise; sigortalıların prime esas kazançlarının emeklilik yılına güncelleme katsayısı ile taşınan değerlerinin prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle bulunan kazançlarının aylık tutarı, aylık bağlama oranı da, toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için % 2 oranında hesaplanır. Dolayısıyla, sigortalıların prime esas kazançlarının yüksek ve prim ödeme gün sayılarının fazla olması halinde bağlanacak aylığın miktarı da yüksek olacaktır. 5510 sayılı Kanunla sigortalıların sistemde daha uzun süre kalması suretiyle hizmet süreleri, kazançları ve aylık bağlama oranları artacağından, bağlanan aylıkların azalması söz konusu olmayacaktır.
8-Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanların aylıkları nasıl hesaplanacaktır?
Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanların aylıklarının hesaplanmasında; SSK ve Bağ-Kur sigortalıları için Kanunun yürürlük tarihine kadar geçen hizmetleri için halen uygulanmakta olan güncellenen kazançları ve aylık bağlama oranları üzerinden, Kanunun yürürlük tarihinden sonra geçen hizmetleri için ise, yeni güncelleme katsayısı ve aylık bağlama  oranları üzerinden karma sisteme, göre hesaplanacaktır.
Kanunun yürürlük tarihinden önce iştirakçi (memur) olanların Kanunun yürürlük tarihinden önce veya sonra geçen hizmetlerinin tamamı için 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacaktır.
9-Prim ödeme gün sayılarının düşük olması malullük veya ölüm aylığında aylık bağlama oranını nasıl etkileyecektir?
Malullük ve ölüm sigortasında, sigortalıların prim ödeme gün sayısının 9000 günden az olması halinde aylık bağlama oranları 9000 gün (4/a sigortalıları için 7200 gün) üzerinden hesaplanacaktır. Ayrıca, malul sigortalının başkasının bakımına muhtaç olması halinde aylık bağlama oranı 10 puan artırılacaktır.
10-Emekli aylıklarının hesaplanmasında gelişme hızı niçin dikkate alınmamaktadır?
Reformun ana parametrelerinden biri olan ve prime esas kazançların güncellenmesinde kullanılan güncelleme katsayısı Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda sabit fiyatlarla gayri safi yurtiçi hasıla gelişme hızının (GH) % 30’u dikkate alınmak suretiyle yeniden belirlenmiştir. Buna göre, güncelleme katsayısı TÜFE+%30 GH +1 formülünden oluşmaktadır.
Güncelleme katsayısı belirlenirken, emeğin GH içindeki payının ortalaması olan %26,3 oranının üzerinde refah payı da dikkate alındığından, aylıklarda herhangi bir kayıp meydana gelmeyecektir.
11-Mevcut sistemdeki aylık bağlama oranları niçin değiştirilmektedir?
Mevcut uygulamada aylık bağlama oranları yönünden giderek azalan bir yapı söz konusudur. Bu durum sigortalıların sistemde uzun süre kalmalarını teşvik etmemekte aksine alt sınır uygulamaları ile birlikte kısa sürede sistemden çıkmalarına neden olmaktadır.
Kanun ile sigortalıların prim ödeme gün sayılarının artması karşılığında bağlanacak aylıkları da artıran, dolayısıyla sistemde daha uzun süre kalmalarını teşvik eden düzenlemeler bulunmaktadır.
Diğer taraftan mevcut sigortalılarımızın Kanunun yürürlük tarihinden önceki hizmetleri eski hükümlere göre değerlendirilmektedir.
11-Bu Kanun SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığından  halen gelir ve aylık almakta olan emeklilerin aylıklarını herhangi bir şekilde etkileyecek mi?

Kanunun yürürlük tarihinden önce SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığından emekli aylığı almakta olanların mevcut gelir ve aylıklarının aynen ödenmesine devam edilecektir. Aylıklarda herhangi bir azalma söz konusu değildir. SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıkları, Kanun yürürlüğe girdikten sonra altı aylık dönemlerde gerçekleşen enflâsyon oranında artırılacak, memur emeklilerinin aylıkları ise eskiden olduğu şekilde arttırılmaya devam edilecektir.

12-Halen sigortalı olarak çalışmakta olup da  emekliliği hak edenler  5510 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra emekli olurlarsa aylıkları düşecek mi?

Yeni aylık bağlama sistemi, Kanunun yürürlük tarihinden sonraki çalışmalar için uygulanacaktır. Getirilen sistemde aylığın hesabında, mevcut uygulamada olduğu gibi sigortalıların prime esas kazançları ve hizmet süreleri dikkate alınmaktadır.
Yeni düzenlemeyle; sigortalıların prim alınan kazançlarının matrahı genişletilmekte, kayıt dışı istihdamın önlenmesine yönelik getirilen düzenlemelerle çalışma süresindeki prime esas kazançlarındaki kayıplar önlenmekte ve sigortalıların sistemde daha uzun süre kalması nedenleriyle, prime esas kazançları ve hizmet sürelerine bağlı olarak da aylık bağlama oranları artacağından aylıkların azalması söz konusu olmayacaktır.
Öte yandan, yine Kanunla, mevcut sigortalıların Kanunun yürürlük tarihinden önce geçen hizmetleri için eski aylık hesaplama sistemi, yürürlük tarihinden sonra geçen hizmetler için yeni aylık hesaplama sistemi uygulanmak suretiyle karma sisteme göre aylık bağlanması öngörülerek, müktesep hakların korunması sağlanmıştır.
13-Emekli aylıkları yükseltilirken emekli, dul ve yetimlere refah payı verilmeyecek mi?
Kamuoyunda refah payı olarak bilinen gelişme hızı aylık hesaplanması esnasında dikkate alınmakta, bu şekilde bağlanan aylıkların artırılmasında ise TÜFE oranları ya da ilgili kanunlarla belirlenen yüzdesel oranlar esas alınmaktadır.
Yapılan düzenleme ile, mevcut uygulama korunduğundan, refah payının aylıklara yansıtılmadığından bahsedilemez.
14-Yasa ile getirilen emeklilik için gerekli süreler uzatılmakta mıdır?
4447 sayılı Kanuna göre 2000 yılından sonra ilk defa işe giren SSK’lılar için 7000 gün, Bağ-Kur ve Emekli Sandığına tabi olanlar için 9000 gün şartı uygulanmaktadır.
Bu Kanunda mevcut çalışanların prim gün sayılarında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.
01.05.2008 tarihi itibarîyle ilk defa işe girecek sigortalılardan Bağ-Kur ve Emekli Sandığına tabi olanlar için halen uygulanan 9000 gün şartı korunmuş, SSK’lılar için ise 7000 gün yerine 7200 gün şartı getirilmiştir.

15-5510 sayılı Kanun ile getirilen 65 yaş düzenlemesi kimler için uygulanacak?
5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olanların mevcut yaş hadlerini değiştiren bir düzenleme söz konusu değildir. 65 yaş uygulaması; Bu Kanundan sonra 2027 yılında çalışmaya başlayacak olan erkek sigortalılar için 2044 ve 2029 yılında çalışmaya başlayacak kadın sigortalılar için 2048 yılından sonra devreye girecek bir düzenlemedir.
16-Emekli aylığı almakta iken yeniden çalışmaya başlayanların aylıkları nasıl hesaplanacak ?
Emekli aylığı almakta iken çalışmaya başlanması nedeniyle aylığı kesilenlerin aylıklarının yeniden hesabında, ilk aylık hesabı yapıldığı şekilde işlem yapılmasının emekliler arasında aylık farklılıklarına neden olduğu dikkate alınarak; emeklilikten sonraki çalışma dönemleri ayrıca değerlendirilmek suretiyle önceki aylıklarına ilave edilmesi şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Memur emeklilerinin kamu kurum ve kuruluşlarında yeniden memur olarak  çalışmaya başlamaları halinde (istisnalar hariç) aylıkları kesilecek bu görevlerinden tekrar ayrılmaları halinde ise eski ve yeni hizmetlerinin  toplamı üzerinden yeniden aylık bağlanacaktır.
Memur emeklilerinin özel sektörde 4/a veya 4/b kapsamında çalışmaları halinde ise aylıkları kesilmeyecek dolayısıyla emekli aylıklarının ödenmesinde herhangi bir değişiklik olmayacaktır.
17-Emekli ikramiyelerinin tahville yada taksitler  halinde ödeneceği doğru mu ?
Emekli ikramiyeleri 5434 sayılı Kanundaki usulle ödenmeye devam edilecektir.
18-Malullük aylığı bağlanabilmesi için hangi şartlar aranmaktadır ?
Devredilen üç sosyal güvenlik kurumunun norm ve standart birliği gözetilerek 10 yıl sigortalılık ve 1800 gün şartı ile malullük aylığı bağlanması, sigortalı, başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul ise 1800 gün prim ödemiş olması şartıyla malullük aylığına hak kazanması öngörülmüştür.
19-5510 sayılı Kanunda daha kolay şartlarda emekli olmayı sağlayan düzenlemeler var mıdır? Mevcut kanunlarda bulunan bu tür özel şartlar yeni Kanunda da korunmuş mudur? ( maden işyerlerinde çalışanlar, sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlananlar, ilk defa sigortalı oldukları tarihte kanuna göre malul olanlar)
5510 sayılı Kanunla, sigortalı olarak işe başlamadan önce malûl olan, çalışma gücü kaybı oranı % 60’ın altında bulunan, erken yaşlanan, maden işyerlerinin yeraltı işlerinde çalışan sigortalılar ile kadın sigortalılardan başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunanlar korunarak, bunlara daha kolay şartlarla emekli olabilme olanağı sağlanmıştır.
Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanlar,
5510 sayılı Kanun ile hizmet akdi ile çalışan 4/a sigortalıları  açısından müktesep haklar korunarak;
-Maden işyerlerinin yer altı işlerinde çalışanlar ile çalışmalarının en az 1800 gününü maden işlerinin yer altı işlerinde geçiren sigortalıların,
–  İlk defa sigortalı oldukları tarihte malul olan sigortalılar  ile de sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlananların,
506 sayılı Kanunda öngörülen aylığa hak kazanma koşulları korunmuştur. Bunlara mülga kanun hükümlerine göre aylık bağlanacaktır.
İlk defa Kanunun yürürlük tarihinden sonra sigortalı olanlar ise,
5510 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde; ilk defa sigortalı olduğu tarihten önce malul olan,  çalışma gücü kaybı oranı % 40 ila % 59 arasında olanlar ile erken yaşlanan sigortalıların  aylığa hak kazanma koşulları,
– 4 /b sigortalılarından  1/10/2008 tarihinden sonra tahsis talebinde bulunanlara bu tarihten sonra,
– 4/a sigortalılarından, Kanunun yürürlük tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlar için uygulanacaktır.
-Kanunun yürürlük tarihinden önce iştirakçi (memur) olanların 5510 sayılı Kanun ile 4/c sigortalıları  açısından müktesep hakları korunmuş, ayrıca bu haklara ilave olarak;
–  5 ila 10 yıl arasında hizmeti olanlardan ölenlerin, 5434 sayılı Kanuna göre aylık bağlanamayan hak sahiplerine, bu Kanuna göre aylığa müstahak olmaları halinde aylık bağlanma,
-5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmaya başlayanlardan, bilahare Kurum Sağlık Kurulunca çalışma gücündeki kayıp oranının;
a) % 50 ilâ % 59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılara, en az 5760 (16 yıl),
b) % 40 ilâ % 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılara, en az 6480 (18 yıl),
gün prim ödenmiş olması halinde aylık bağlanma,
-Doğuştan en az %40 oranında özürlü olduklarını belgeleyenlere de 15 yıl hizmetinin bulunması halinde aylık bağlanma imkanı getirilmiştir.
-Kanunun yürürlük tarihinden sonra ilk defa 4 (c) sigortalı olanlar için ise,
Malûl sayılan sigortalının, en az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün (5 yıl) veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması halinde; Kurum Sağlık Kurulunca çalışma gücündeki kayıp oranının;
a) % 50 ilâ % 59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 16 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4320 gün,
b) % 40 ilâ % 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 18 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4680 gün ,
prim ödenmiş olmak şartıyla yaş şartları aranmaksızın yaşlılık aylığı bağlanması imkanı getirilmiştir .

20-Sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanan sigortalıların aylığa hak kazanma koşulları nelerdir? 5510 sayılı Kanunla bu koşullarda herhangi bir değişiklik yapıldı mı?

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununa göre çalışma gücünün en az % 40’ını kaybetmek suretiyle sakatlık indiriminden yararlanmaya hak kazanmış durumda bulunan sigortalılar, en az 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 gün malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları pirimi ödeme şartlarını yerine getirmeleri halinde yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmakta idiler.
4958 sayılı Kanunla sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazanmış sigortalıların yaşlılık aylığından yararlanmasında 506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin (C/b) bendinde aranan sigortalılık süresi ve toplam prim ödeme gün sayısı sakatlık derecelerine göre kademelendirilmiş ancak, bu durumdan sigortalıların hemen etkilenmelerini önlemek amacı ile 12 yıldan az sigortalılık süresi bulunanlar için kademeli geçiş süreci öngörülmüştür.
Buna göre, 6/8/2003 tarihi itibariyle 12 yıl ve daha fazla sigortalılık süresi bulunanlara yaş koşulu aranmaksızın 15 yıl 3600 gün ile aylık bağlanacak, söz konusu tarihte 12 yıldan az sigortalılık süresi bulunanlar için sakatlık derecelerine göre farklı sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayıları aranacaktır. Bu süreler 506 sayılı Kanunun geçici 87 nci maddesinde düzenlenmiş olup, 5510 sayılı Kanunla bu madde yürürlükte bırakılmıştır.
Buna göre 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce sigortalı olanlardan sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlandığını bu tarihten önce veya sonra tespit ettirenlere 506 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanacaktır.
21-Özürlü sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanmasının şartları ağırlaştırılmakta mıdır?
Özürlü sigortalılara yaşlılık aylığı bağlanmasının şartlarının ağırlaştırılmasının söz konusu olmayıp kolaylaştırılmaktadır.
506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesine göre birinci derece sakatlığı olanlar 15 yıl sigortalılık süresi 3600 gün, ikinci derece sakatlığı olanlar 18 yıl sigortalılık süresi 4000 gün, üçüncü derece sakatlığı olanlar 20 yıl sigortalılık süresi 4400 gün şartlarını yerine getirmeleri halinde yaşlılık aylığından yararlanmakta iken,
5510 sayılı Kanunla çalışma gücündeki kayıp oranı %50 ila %59 arasında olanlar 16 yıl sigortalılık süresi 4320 gün, %40 ila %49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar 18 yıl 4680 gün şartlarını yerine getirmeleri halinde kendilerine yaşlılık aylığı bağlanacaktır. Ayrıca yeni düzenleme ile çalışma gücündeki kayıp oranına bağlı olarak aylık bağlanması öngörülmüş olup, bu da sigortalıların lehine bir düzenlemedir.
22-Çalışma gücündeki kayıp oranı % 66 nın altında olan bir 506 sayılı Kanuna tabi olan sigortalıya 5510 sayılı Kanun uyarınca malullük aylığı bağlanabilir mi?
506 sayılı Kanunda, çalışma gücünün 2/3 ünü (%66,6) veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını kaybedenler malul sayılır iken, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile hem çalışma gücü kayıp oranı hem de meslekte kazanma gücündeki kayıp oranı  en az %60 olanlar malul sayılmıştır.

23-5510 sayılı Kanuna  göre sigortalı olan ve çocuğu özürlü olan bayan çalışanlar için 5 yıl yıpranma payı uygulanacak mı?
5510 sayılı Kanunla getirilen yeni bir düzenleme olup, yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan kadın sigortalılardan başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunanların, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, prim ödeme gün sayıları toplamına eklendiği gibi emeklilik yaş hadlerinden de indirilecektir.
Bu haktan yararlanmak için kadın sigortalının bu durumunu belgelendirmesi şarttır. Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğun varlığı sağlık kurulu raporu ile belgelenecek, kadın sigortalılara bu hak Kanunun yürürlük tarihinden sonraki süreler için verilecektir. Malul çocuğun ölümü veya bakıma muhtaçlığının kalkması halinde, Kanunun yürürlük tarihinden ölüm tarihine veya bakıma muhtaçlığın kalktığına karar verilen sağlık kurulu rapor tarihine kadar geçen hizmetlerin dörtte biri prim ödeme gün sayısına eklenecek, emeklilik yaş hadlerinden indirilecektir.
24-Malullük aylığı alanların çalışması halinde maaşları kesilir mi?
Kanunun yürürlük tarihinden önce mülga sosyal güvenlik kanunlarından;
a) 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre malullük aylığı alanlardan, Kanunun yürürlük tarihinde veya sonrasında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri kapsamında çalışmaya başlayanların aylıkları kesilmez. Bunların (a) bendi kapsamında çalışmaları halinde ise Kanunun geçici 14 üncü maddesindeki sosyal güvenlik destek primine ilişkin hükümler uygulanır.
b) 506 ve 2925 sayılı kanunlara göre malullük aylığı alanlardan, Kanunun yürürlük tarihinde ve sonrasında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının  (a) bendi kapsamında çalışmaya başlayanların aylıkları kesilir. Bunların  (b) ve (c) bentleri kapsamında çalışmaları halinde ise aylıkları kesilmez .
Bu bağlamda, Kanunla yürürlükten kaldırılan mülga kanunlara göre sigortalı olanlardan malullük aylığına hak kazananlar ile malullük aylığı bağlananlar mülga kanun hükümlerine göre  sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışabilirler.
c) 5434 sayılı kanuna göre Adi malullük aylığı alanlardan, Kanunun yürürlük tarihinde veya sonrasında Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında çalışmaya başlayanların aylıkları kesilmez ve sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışabilirler.
Ancak (c) bendi kapsamında çalışmaya başlayanların ise  aylıkları kesilir.
25-Sürekli işgöremezlik gelirinin hesaplanmasına esas günlük kazanç nasıl tespit edilir?
Sürekli işgöremezlik gelirinin hesaplanmasına esas günlük kazancın tespiti:
İş kazasının olduğu veya meslek hastalığı  halinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki oniki aydaki son üç ay içindeki kazançlar dikkate alınır.
Son on iki ay içerisinde kazanç olmaması halinde sigortalının kaza geçirdiği ay içindeki prime esas kazançları dikkate alınır.
Çalışmaya başladığı gün iş kazasına uğraması halinde ise aynı veya emsal işte çalışan benzeri bir sigortalının günlük kazancı esas tutulur.
Prim, ikramiye ve bu nitelikteki arızi ödemeler dikkate alınmış ise gelire esas alınacak günlük kazanç, ücret toplamının ücret alınan gün sayısına bölünmesiyle hesaplanacak günlük kazanca, % 50 oranında bir ekleme yapılarak bulunan tutardan çok olamaz.
26-Sürekli işgöremezlik geliri için alt sınır var mıdır? Sürekli iş göremezlik geliri ile yaşlılık, malullük ve ölüm aylıklarında alt sınır uygulaması devam edecek mi?
Kanunla malullük, ölüm ve yaşlılık aylıklarında alt sınır uygulamaları mevcut olup,
Malullük ve ölüm aylıklarında, talep ve ölüm tarihi itibariyle bağlanacak aylıkların talep ve ölüm yılından bir önceki yılın Aralık ayında ödenen en düşük yaşlılık aylığından az olamayacağı,
Yaşlılık aylıklarında, Kanunun yürürlük tarihinden sonraki süreler için bağlanacak aylıkların, sigortalının mevcut çalışmalarının asgari kazançlar üzerinden hesaplanan ortalama aylık kazancının % 35 inden, sigortalının bakmakla yükümlü olduğu eşi veya çocuğu varsa % 40’ından az olamayacağı, hak sahibi kimselerin aylıklarının; hak sahibi bir kişi ise hesaplanan alt sınır aylığının % 80’inden, hak sahibi iki kişi ise % 90’ından az olamayacağı,
Sürekli iş göremezlik gelirlerinde başkasının bakımına muhtaç olanlara bağlanacak gelirlerin, prime esas kazanç alt sınırının aylık tutarının % 85’inden az olamayacağı,
hüküm altına alınarak, alt sınır uygulaması devam ettirilmektedir.
Dolayısıyla iş kazası veya meslek hastalığı sonucu başka birinin sürekli bakımına muhtaç duruma gelen sigortalı için hesaplanacak sürekli iş göremezlik geliri, prime esas kazanç alt sınırının aylık tutarının % 85’inden az olamaz.
Alt Sınır Geliri=Asgari Aylık Kazanç x % 85

27-Cenaze yardımından yararlanma şartları nelerdir ve yardım miktarı nasıl belirlenecektir ?
İş kazası veya meslek hastalığı sonucu veya sürekli iş göremezlik geliri, vazife malullüğü ya da yaşlılık aylığı almakta iken ölen sigortalıların hak sahiplerine hiçbir koşul aranmadan cenaze yardımı ödenecektir.
Cenaze ödeneği miktarını belirleme  sosyal taraflardan işçi, işveren ve emekli temsilcilerinin de bulunduğu Kurum Yönetim Kurulunun aldığı  kararın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanınca onaylanması üzerine belirlenmektedir.
Cenaze Yardımı Tutarları:
4/a kapsamında bulunan (SSK)     :    257,00.-YTL
4/b kapsamında bulunan  (Bağ-Kur)    :    257,00.-YTL
4/c kapsamında bulunan  (E.S.)    :    977,00.-YTL

28-2925 sayılı Kanuna göre yaşlılık toptan ödemesi alınabilir midir?
2925 sayılı Kanunun yaşlılık toptan ödemesine ilişkin 24 üncü maddesi yürürlükten kaldırıldığından ve uygulama 5510 sayılı Kanuna paralel düzenlendiğinden primlerin 2/3’ü   yerine tamamı yaşlılık toptan ödemesi olarak ödenir.
29-Birden fazla sigortalılığın bulunması halinde emeklilik maaşı hangi sisteme göre bağlanacak?
1/10/2008 tarihinden önce sigortalı olanlara 2829 sayılı Kanuna göre; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde en çok hangi sosyal güvenlik kuruluşuna prim ödenmiş ise o kuruluş hükümlerince aylık bağlanır.
1/10/2008 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlardan birden fazla statüye tabi olarak çalışanların  hizmetleri, yaşlılık sigortası bakımından; toplam çalışma süresi içinde en fazla hizmetin geçtiği statü(4/a, 4/b, 4/c) hükümleri esas alınmak,  ölüm ve malullük hallerinde ise, son statü hükümleri uygulanmak suretiyle birleştirilecektir.
30-Sigortalının birden fazla aylığa hak kazanması halinde hangi aylığı ödenecektir?
Kanuna göre bağlanacak aylıkların birleşmesi durumunda;
a) Hem malûllük hem de yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya, aylıklardan yüksek olanı, aylıklar eşitse yalnız yaşlılık aylığı,
b) Malûllük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı ile birlikte, ölen eşinden dolayı da aylığa hak kazanan sigortalıya her iki aylığı,
c) Ana ve babasından ayrı ayrı aylığa hak kazanan çocuklara, yüksek olan aylığın tamamı, az olan aylığın yarısı,
d) Birden fazla çocuğundan aylığa hak kazanan ana ve babaya en fazla ödemeye imkân veren ilk iki dosyadan yüksek olan aylığın tamamı, düşük olan aylığın yarısı,
e) Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı,
f) Bu Kanuna göre vazife malullüğü aylığı almakta iken, tekrar sigortalı olanlardan hem vazife malullüğüne hem de malullük aylığına hak kazananlara bu aylıklardan yüksek olanı, aylıkları eşitse yalnızca vazife malullüğü aylığı, bunlardan hem vazife malullüğü hem de yaşlılık aylığına hak kazananlara, bu aylıkların her ikisi, bir başka ifade ile hem vazife malullüğü aylığı ile malullük aylığının, hem de vazife malullüğü aylığı ile yaşlılık aylığının birleşmesi hallerinde ise  her iki aylığı birlikte ödenecektir.
g) Evliliğin ölüm nedeniyle sona ermesi durumunda sonraki eşinden de aylığa hak kazananlara tercih ettiği aylığı bağlanır.
31-5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce ve sonra sigortalı olanlardan birden fazla sosyal güvenlik kanununa veya sigortalılık haline tabi çalışması bulunanların Kanunun yürürlük tarihinden sonra aylık bağlama işlemi yapılırken  hangi sigortalılık haline göre aylık bağlama işlemi yapılacaktır. (2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanacak mı?)
Kanunun yürürlük tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlar,
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa Kanuna göre sigortalı olup, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışan veya prim ödeyen sigortalıların;
-Yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin talepleri, sigortalılık süresi içinde en fazla sigortalılığının geçtiği, hizmetlerin eşitliği halinde ise, son tabi oldukları,
-Malullük ve ölüm sigortalarına ilişkin aylıklar ise en son tabi oldukları,
sigortalılık hali esas alınarak sonuçlandırılacaktır.
5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı veya iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da bu Kanunda belirtilen sigortalılık hallerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanun, bu Kanunla mülga 2829 sayılı Kanun hükümleridir. Yaşlılık aylıklarında son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde en fazla hizmetin geçtiği sigortalılık hali, hizmetlerin eşit olması ile  malullük ve ölüm aylığında ise son sigortalılık hali esas alınacaktır.
32-Kanunun yürürlük tarihinden önce bir veya birden fazla dosyadan gelir ve aylık alanların aylıkları veya gelirleri ödenmeye devam edecek mi?
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce birden fazla dosyadan gelir veya aylık alınması durumunda, bu gelir ve aylıklar ödenmeye devam olunur. Ancak, Kanunun yürürlük tarihinden sonra bu dosyalara ek olarak yeni bir dosyadan gelir veya aylık alınmasına hak kazanılması halinde, yeni bağlanacak dosyadaki gelir ve aylık miktarı da dahil olmak üzere mukayese yapılarak en düşük miktarlı dosya kapsamdan çıkarılır ve kalan dosyalardaki karşılaştırmalar Kanunun 54 üncü maddesine göre yapılır. Bu  işlem, her durum değişikliğinde veya yeni bir dosyadan gelir ve aylığa hak kazanılması halinde tekrarlanır.
33-Hak sahibi eşlerin hisseleri % 75’ten % 50’ye düşüyormuş doğru mu?

Halen ölüm aylığı almakta olan dul eşlerin bu aylıkları aynı şekilde devam ettirilmektedir. Kanunla sigortalının dul eşine, çalışması, kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alması veya aylık alan çocuğunun bulunması halinde % 50 oranında aylık bağlanacağı öngörülmüş olup, bu durum kamu görevlilerinin dul eşleri için  sürdürülmekte olan bir uygulamadır.
Bu konuda da norm ve standart birliğinin sağlanması amaçlanarak, çalışmayan ve düzenli geliri olmayan dullar ile çalışan veya aylık alan dulların ölüm aylıkları farklılaştırılmıştır.
34-Kanunla anne ve babalara  ölüm aylığı bağlanması hususunda bir kolaylık getiriliyor mu?
Yeni düzenleme ile ölen sigortalıdan dolayı ana ve babalara aylık bağlanması için eş ve çocuklardan artan hisse bulunması, her türlü gelirlerinin asgari ücretin net tutarından az olması ve gelir/aylık almaması şartları getirilmiştir. Ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde artan hisse koşulu aranmayacaktır.
Mülga kanunların uygulanmasında,  SSK sigortalılarının ana ve babalarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için sigortalının öldüğü tarihte eş ve çocuklardan artan hisse bulunması  koşulu aranmakta idi. Yeni düzenleme ile artan hissenin sonradan oluşması  halinde de, ana ve babaya aylık .bağlanması ile birden fazla çocuğundan aylık alması sağlanmıştır.
5434 sayılı Kanuna göre anne ve babaya aylık bağlanabilmesi için ölen iştirakçinin en az 10 yıl hizmetinin bulunması gerekirken, 5510 sayılı Kanunla bu süre 5 yıla indirilmiştir.

35-Kurumdan ölüm aylığı almak amacıyla eşlerinden muvazaalı olarak boşananlar için 5510 sayılı Kanunda nasıl bir düzenleme getirilmiştir?
Kamuoyunda rahatsızlık uyandıran, ihbar ve şikayetlere konu olmasına rağmen, mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde herhangi bir işlem yapılamayan ve sırf Kurumdan gelir veya aylık almak amacıyla eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve kız çocukların, yeni düzenleme ile bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesilmesi öngörülmüştür.
36-Hak sahibi kız çocuklarına aylık bağlanması için yaş koşulu getiriliyor mu?
Kanunla hak sahibi kız çocuklarına çalışmamaları ve kendi çalışmalarından dolayı gelir ve aylık almamalarının yanısıra evli olmamaları şartıyla aylık bağlanacağı öngörülmüştür. Kız çocukları için herhangi bir yaş koşulu getirilmemiştir.

37-Malul kız çocuklarının aylıkları evlenmeleri halinde kesilecek mi?
Gerek malul kız, gerekse erkek malul çocukların aylıkları evlenmeleri halinde kesilmeyecek, ancak, çalışmaları, kendi çalışmalarından dolayı gelir/aylık almaları veya maluliyet hallerini yitirmeleri durumunda aylıkları kesilecektir.
38-Evlenme ödeneği hangi miktar üzerinden ve kimlere verilecektir ?
Bu Kanun uyarınca, evlenme ödeneği yetim kız çocuklarına almakta oldukları aylıkların 24 aylık tutarı miktarında ödenecektir.
Bu kanundan önce Emekli Sandığı Kanununa göre bağlanmış aylıklar hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağından yetim aylığı alan eş, ana ve kızın evlenmesi halinde oniki aylık tutarında evlenme ikramiyesi ödenecektir.
Hizmet azlığı nedeniyle aylık bağlanamayan ancak 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanmış kız çocuklarına almakta oldukları aylıkların 24 aylık tutarı miktarında ödenecektir.

39-Sigortalı olan ve  itibari hizmet süresi kapsamındaki bir işte çalışan kişinin çalışmaları 5510 sayılı Kanuna göre yine itibari hizmet süresi  kapsamında mı değerlendirilecektir?
Kanunla 506 sayılı Kanuna tabi olarak çalışan sigortalılar için halen uygulanmakta olan itibari hizmet süresi uygulamasına son verilerek, fiili hizmet süresi zammı uygulamasına geçilmiştir.
Yeni düzenleme ile sigortalıların Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar  itibari hizmet süresi kapsamında geçen süreleri mevcut kanunlar doğrultusunda 3600 gün koşulu aranmaksızın emeklilik haklarına yansıtılacaktır.
Kanunun yürürlük tarihinden sonra ise, çalışılan işin fiili hizmet süresi zammı kapsamındaki bir iş olması halinde, sigortalılar fiili hizmet süresi zammından yararlandırılacaklardır.
40-Fiili hizmet zammı 5510 sayılı Kanunda neyi ifade etmektedir?
Fiili hizmet süresi zammı kapsamındaki işler; ağır, riskli ve sağlığa zararlı olup, çalışanları fiziki, ruhi ve fizyolojik bakımdan olumsuz yönde etkileyen, dolayısıyla bu işlerde çalışanları diğer çalışanlara göre daha fazla yıprattığı için ömürlerini kısaltan işlerdir.
506, 5434 sayılı Kanunların uygulamasında kapsam içerisinde bulunan bazı işler, teknolojideki gelişmeler ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi nedeniyle zamanla yıpratıcı olmaktan çıktığı halde, bu işlerde çalışanlara hala fazladan hizmet ilavesi yapılması, diğer kesimlerde çalışanlar aleyhine bir adaletsiz durum yaratıyordu. Bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması amacıyla fiili hizmet süresi zammı getirilmiştir.

devamı : http://www.sgk.gov.tr/wps/portal

Reklamlar

One response to this post.

  1. Posted by süleyman korkmaz on Aralık 9, 2009 at 11:44 pm

    bunun nesine yorum yapıyım yasaları düzenlerken yapmışlar yorumunu zaten iş kazası denilen naletten sürekli iş göremez raporum 0/80 idi konturol muaynesi sanki beni iyileşti gibi gösterip aylığımı kestiler nedenhani seksendişimdi 56 ya bağlamışlar kesmek için 60 olsa aylık alacam ayarı çeken eller kırılsın onlarda benim gibi ekmeğe mutaç olsun

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: