Yarışma Fıkhî Hükmü


kkkkkklu2

Hükmü

Yarışma, meşru olup övülen bir beden eğitimidir. Nisbet ve amaca göre müstehab veya mubah olur. Ok, silâh atımı, at, katır ve merkeple yarışma şeklinde olduğu gibi, şahıslar arasında bir koşu yanşması hakkında Aişe (r.a.)’nm şöyle dediği de sabittir: «Nebî aleyhisselam ile yarıştım ve onu geçtim. Şişmanladığım zaman ya­rıştığımızda ise o beni geçti. Ben «Bu şişmanhğımdandi,» dedim.»

Okla, mızrakla ve atılabilen tüm silâhlarla yapılan yarışma hu­susunda Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: «Onlara karşı gücünüzün yet­tiği kadar kuvvet ve savaş atlan hazırlayın.» (Enfal: 60)

Ukbe bin Âmir’den rivayete göre, o şöyle demiştir: Allah Ra-sûlü’nü minberi üzerinde iken dinledim: «Onlara karşı gücünüz yet­tiği kadar kuvvet hazırlayın.» âyetini okudu ve şöyle buyurdu: «Dik­kat edin; kuvvet atmaktır. Dikkat edin; kuvvet atmaktır. Dikkat edin; kuvvet atmaktır.» (Hadisi Müslim kaydetmiştir.)

Nebî aleyhisselam: «Size ok atmanızı tavsiye ederim. O, sizin oyunlarınızın en hayırlısıdir» buyururdu. (Hadisi Bezzâr ve Taberani «sahih» senedle kaydetmiştir.)

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: «Üçü hariç bütün oyunlar haramdır. «Kişinin hammiyla oynaşması, yay­la ok atmak, atı terbiye ermek.»

Atış sırasında ruh taşıyan (canlıyı) hedef tahtası yapmak ha­ramdır.

Abdullah bin Ömer, bir tavuğu hedef yapan bir topluluk gördü ve onlara: «Nebî aîeyhisselam, ruh taşıyan bir şeyi hedef yapana lanet etmiştir» dedi, (Hadisi Buharî ve Müslim kaydetmiştir).

Hayvanlar arasında yarışlar düzenlemek, hadislerde sabit ol­muştur.

Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivayete göre, o şöyle demiştir: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem: «Deve, ok ve at yansından başka yanş yoktur» buyurdu. (Hadisi Ahmed, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Ne-sâi kaydetmiş, İbn Hibbân «sahih» demiştir.)

Ibn Ömer’den rivayete göre, o şöyle demiştir: «Nebî aleyhisse-lam, atların, kuvvetlendirilip belli bir süre aç bırakılanlarını Haf-yâ’dan Veda Yokuşu’na kadar yanştınrdı. Böyle hazırlanmayan at­lan ise; Veda Yokuşu’ndan Benî Züreyk Mescİdi’ne kadar yanştı-rırdi.» İbn Ömer de yarışanlar arasındaydı. Süfyan: Hafyâ’dan Ve­da Yokuşu’na kadar beş veya altı mil, Veda Yokuşu’ndan Benî Zü­reyk Mescidine kadar da bir mil mesafe olduğunu söylemiştir. (Ha­disi Buhari ve Müslim kaydetmiştir.)

Bir Karşılık İçin Yarışmanın Cevaz

Karşılıksız olarak yarışma düzenlemenin caiz olduğunda —geç­tiği gibi— âlimler icma etmişlerdir. Bir ödüle karşılık yarışma dü­zenleme ise, aşağıdaki şekillerde olursa caizdir :

a- Hâkim veya bir başkası tarafından yanşa bir mal koy­mak caizdir. Meselâ; «Kim yansı kazanırsa, şu kadar mal onundur.» denir.

b- Yarışanlardan biri, arkadaşına: «Beni geçersen, şu mal senindir. Eğer ben seni geçersem, bana bir borcun yoktur, benim de sana vereceğim bir şey yoktur.» diyerek bir mal ortaya koyar.

c- Yanşan İki kişi veya yarışçılardan bir topluluk tarafından, bir malın ortaya konup, eğer geçerse, beraberindekilerin o malı al­maya hak kazandıklanm, geçilirse bir borcu olmadığını söylemesi.

Enes’e: «Allah Rasûlü zamanında Ödülle yanşma yapar mıydı­nız? Allah Rasûlü ödüllü yanşma yapar mıydı?» diye soruldu. Enes (r.a.) şöyle dedi: «Evet, vallahi Sebha denilen bîr ata ödül koydu. At yanşçılan geçti. Bu yüzden Nebi aleyhisselam sevindi ve bundan hoşlandı. »

Ödül koymanın haram olduğu şekiller de vardır.

Ödül Koymanın Haram Olduğu Şekil

Her birinin, eğer geçerlerse ödülü almalon, eğer geçitirlerse Ödül sahibine ödül miktarmca borçlu olmaları şartıyla yapılan ödül­lü yanşma caiz değildir. Çünkü bu haram olan kumara dahil olur.

Allah Rasûlü aleyhisselam şöyle buyurmuştur: «At üç çeşittir: Rahman için olan, insan için olan ve şeytan için olan. Rahman için

olanı; Allah yolunda nöbete hazırlananıdır. Onun yemi, tersi ve bev-li(…) Allah’ın dilediği şeydir. (Yani, onun tüm bu şeyleri iyiliktir). Şeytanın ab İse, kumar oynayan veya üzerine kumar oynatılan at­tır. İnsanın atı da sırtına yük yüklenilerek, kişiyi bekleyen attır. O fakirliğe karşı bir engeldir.»

Ödüllü Yarışmada Cenb ve Celb Yoktur

Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve îbn Mâce’nin İmran bin Husayn’-dan rivayetine göre, Nebî aleyhisselam şöyle buyurmuştur: «Ödüllü yarışmada celb de yoktur, cenb de.»

Celb : Yanşan atı, hızlı koşmaya teşvik eden birinin takip et­mesidir.

Cenb : Yorulduğunda değiştirmek için, bir atı yarıştığı atın yedeğinde taşımaktır. îbn Üveys şöyle demiştir: «Celb : Yansı ka­zanması için, meydanda atın arkasından gürültü çıkarmaktır. Cenb ise: Atın yanında onu takip etmektir. Binici, yarışın sonuna doğru atından kuvvetli olan diğer ata biner ve böylece finişe önce ulaşır.»

Ebû Ubeyde şöyle demiştir: «Cenb : Kişinin yanştığı atının ya­nında üzerinde binici bulunmayan boş bir at taşımasıdır. Finişe yaklaştığı zaman, boş ata biner ve yansı kazanır. Çünkü bu at, üze­rinde binici olan ata nazaran daha az yorgun ve daha az bitkindir.

Hayvana Eziyet Haramdır

Hayvana eziyet etmek, üzerinde taşıyabileceğinden çok yük yük­lemek haramdır. Eğer kişi, hayvana gücünün üstünde yük yüklerse, hakimin ona hayvanın gücünün yetmediği yükü yüklemesini engel­leme hakkı vardır. Hayvanın süt emen yavrusu varsa, ancak yav­rusuna zarar vermeyecek kadar sütün alınması caizdir. Çünkü is­lâm’da ne insana ne de hayvana zarar ve zararla karşılık vermek vardır.

Hayvanı Damgalamak ve İğdiş Etmek

Hayvanı, yüzü dışında herhangi bir yerinden damgalamak ca­izdir. Allah Rasûlü, yüzünden damgalanmış bir merkep gördü ve şöyle buyurdu:

«Size ulaşmadı mı ki, ben hayvanı yüzünden damgalayana ve yüzüne vurana Iânet ettim.» (Hadisi Ebû Dâvûd kaydetmiştir.)

Câbir (r.a.)’den rivayete göre, o şöyle demiştir: «Nebî aleyhis­selam yüze vurmayı ve orayı damgalamayı menetti» (Hadisi Müs­lim ve Tirmizî kaydetmiştir.)

Alimler bu nehiyden, yüze vurmanın ve orayı damgalamanın, insan ile hayvan arasını ayırmaksızm, haram olduğunu çıkarmışlar­dır. Çünkü yüz Allah’ın ikram ettiği ve güzelliklerin toplandığı bir yerdir. Hayvanın yüzü dışında bir yerini damgalamak caiz, hatta müstehabdır. Çünkü hayvanların arasını ayırmada buna ihtiyaç var­dır. Nebî aleyhisselam sadaka develerini damga ile damgalamıştır. (Hadisi Müslim kaydetmiştir.)

Ebû Hanife, bunun, azab verme ve müsle yapma olduğu için mekruh olduğunu söylemiştir. Nebî aleyhisselam azab vermeden de müsle’den de nehyetmiştir. Ebû Hanife’nin bu sözü: «Bu umumî hüküm sınırlandırılmıştır» denilerek reddedilir. Çünkü sınırlandır­ma, Rasûlüllah aleyhisselam’in fiili ile sabittir. Yani azab verme ve müsle yapma, hayvanı damgalama dışındaki her halde haramdır. Hayvanı damgalama ise caizdir.

iğdiş etmeye ise; âlimlerden bir cemaat, yağ ve başka şeyler gibi faydalar sağlamak amaçlandığı zaman, izin vermişlerdir .

Urve bin Zubeyr, kendi katırını iğdiş etmiştir. Ömer bin Abdü-laziz, atların iğdiş edilmesine izin vermiştir. Mâlik de erkek koçların iğdiş edilmesine izin vermiştir.

İnsanın İğdiş Edilmesi

Yukarıdaki hüküm, insanın iğdiş edilmesinin aksinedir. Bu ca­iz değildir. Çünkü bu müsle, Allah’ın yarattığını değiştirme ve nes­lin kesilmesidir. Genellikle de bu helake yol açar.

Hayvanları Birbirine Dalaştırmak

Allah Rasûlü hayvanları hedef tahtası yapmayı nehyettiği gibi, onları birbirine dalaştırmayı ve dövüşmeleri için teşvik etmeyi de nehyetmiştir.

îbn Abbas’dan rivayete göre, o şöyle demiştir: «Allah Rasûlü hayvanları birbiriyle dalaştırmayı menetti.» (Hadisi Ebû Dâvûd ve Tirmizî kaydetti.)

Enes bin Malik, Hakem bin Eyyûb’un evine girdiğinde, bir top­luluk bir tavuğu bağlamış ona ok atıyordu. Onlara: «Allah Rasûlü hayvanları bağlayıp ölünceye değin ok atmayı menetti» dedi. (Ha­disi Müslim kaydetmiştir.)

Câbir (r.a.)’den rivayete göre, o şöyle demiştir: «Allah Rasûlü herhangi bir hayvanı hapsedip öldürmeyi menetti.» (Hadisi Müslim kaydetmiştir.)

İbn Abbas’tan rivayete göre, Nebî aleyhisselam şöyle buyur­muştur: «Hiçbir canlıyı hedef yapmayın.»

Bunu ancak; eğer kesilecekse, hayvana azab verdiği, canını te­lef ettiği, maliyetini zayi ettiği ve zekâtını kaldırdığı için, eğer ke-silmeyecekse, menfaati için menetmiştir.

Tavla Oynamak

Âlimlerin çoğunluğu tavla oynamanın haram olduğu görüşünde­dirler. Bunun haramlığına aşağıdaki hadisleri delil getirirler:

Büreyde (r.a.)’den rivayete göre, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: «Kim tavla oynarsa, sanki elini domuz etine ve kanına batırmış gibidir.» (Hadisi Müslim, Ahmed bin Han-bel ve Ebû Dâvûd kaydetmiştir.)

Ebû Musa’dan rivayete göre, Nebî aleyhisselam şöyle buyur­muştur: «Tavla oynayan, Allah’a ve Rasûlü’ne isyan etmiştir. » (Hadisi Ahmed bin Hanbel, Ebû Dâvûd, îbn Mâce ve Mâlik kaydetmiş­tir.)

Sa’îd bin Cübeyr, tavla oynayanlara rastladığı zaman onlara selâm vermezdi.

Şevkânî şöyle demiştir: «Kumar sözkonusu olmadığında, İbn Muğaffel ve îbn Müseyyeb’in ona izin verdiği nakledilir. Bu ikisi hadisleri kumar oynayan kimseye hamle tmiştir.»

Satranç Oynamak

Satranç oynamanın haramlığı hakkında hadisler varid olmuş­tur. Fakat bu hadislerden hiç biri sabit değildir.

îbn Hacer el-Askalânî şöyle demiştir: «Satrancın haramlığı hak­kında sahih veya hasen bir hadis sabit olmamıştır.»

Bu yüzden fakihler onun hükmünde ihtilâf etmişlerdir : Kimi­si haram sayar, kimi de mubah sayar.

Ebû Hanife, Mâlik ve Ahmed bin Hanbel onu haram sayanlar­dandır.

Şafi’î ve tabilerinden bazıları onun haram değil, mekruh oldu­ğunu söyleyerek şöyle demişlerdir: «Sahabeden bir cemaat ve ta-biîn’den de sayılamayacak kadar kimse satranç oynamıştır.»

îbn Kudâme «el-Muğnî» adlı eserinde şöyle demiştir :

«Satranç da haramhkta tavla gibidir. Ancak, tavlanın haramlığı, hakkında varid olan nasslar sebebiyle daha kuvvetlidir. Fakat sat­ranç da onun mânâsına girer. Böylece onun hakkındaki hüküm tav­laya kıyasen tesbit edilmiştir.»

Ebû Hüreyre, Sa’îd bin Müseyyeb ve Sa’îd bin Cübeyr’in onu mubah gördüğü nakledilmiştir.

Onlar, «Eşyada aslolan mübahlıktır» kaidesiyle ihticac etmiş­lerdir. Onu haram kılan ne bir nass varid olmuştur ne de bir nass’-in mânâsma dahil edilebilir. Bu yüzden mübahhk hükmü devam eder.

Onu mubah sayanlar, mübahlığı için bazı şartları koymuşlar­dır:

1.  Dini gereklerden bir vacibi yerine getirmekten alıkoymamalı.

2.  Kumara karıştırılmamalı.

3.  Oyun esnasında, Allah’ın şeriatine muhalif şeyler sadır ol­mamalı.

kaynakça : Fıkhussunne

link : http://www.darulkitap.com/fikih/fikhussunne/index.htm

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: