İsrail’e Soykırım Suçlaması


direnis1

İSRAİL’İN GAZZE’YE YÖNELİK SALDIRISI VE İŞGALİ

İsrail ordusu, 27 Aralık 2008 tarihinde, Filistin Özerk Yönetimi’nde bulunan Gazze şeridinde bulunan yerleşim yerlerini önce havadan, sonra denizden ve karadan yoğun bombardımana tabi tutmuştur. Tank ve ağır silahlarla işgal yapılmış; sivil halka, BM binaları ve görevlilerine, medya kuruluşları ve medya mensuplarına, insani yardım kuruluşlarına, hastanelere, okullara vs. vahşice saldırılmıştır. Filistin halkını, yaptığı sistemli saldırılarla yok etmek isteyen ve soykırım yapan çoğunluğu İsrail ordusunda bulunan şüpheliler, soykırım ve insanlığa karşı suçları işlemişlerdir. İsrail’in Gazze Şeridi’nde konvansiyonel olmayan ve deneysel silahlar kullandığına dair sayısız haber ve görüntü yayınlanmıştır. Özellikle FOSFOR BOMBALARI: En bilinen nokta deriyle temas ettiğinde çok ciddi yanıklara neden olan beyaz fosfor içeren bombaların kullanımı ile ilgilidir. Uluslar arası yasalara göre fosfor sadece askerleri korumak amacıyla duman görüntüsü yaratmak istendiğinde kullanılabilmekte ancak sivillere karşı kullanıldığında kimyasal bir silah olarak değerlendirilmektedir. izah ettiğimiz tüm nedenlerden dolayı şüpheliler hakkında soruşturma açılarak cezalandırılmaları için kamu davası açılmasını, şüphelilerin Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına girmeleri halinde tutuklanmaları için yakalama emri çıkartılmasını gerektiğine inanıyoruz. MAZLUMDER Türkiye de ki bütün şubeleriyle beraber bugün Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusun da bulunmuştur. Yaşanan zulümlerin son bulması için herkes elinden geleni yapmalı, biz yapmaya çalışıyoruz.

Mazlumder’in kendi sitesinde  Ankara Başsavcılığının suç duyurusunu kabul edip incelemeye aldığı duyurulmuştur.

Ayrıca başka bir ülkede işlenen suçlar hakkında:

Türk Ceza Kanunu’nun 13. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yurt dışında işlenmiş olan soykırım suçu insanlığa karşı suçların Türkiye’de kovuşturulması bakımından evrensel yetki kuralı kabul edilmiştir.

Evrensellik ilkesinin 13. maddede düzenleniş şekline göre, bu maddede sayılan suçların yurtdışında işlenmesi durumunda, failin ve mağdurun vatandaşlığına bakılmadan, failin Türkiye’de bulunması da gerekli olmadan hakkında Türk kanunları uygulanır; suçun bir yabancı tarafında yurt dışında yabancıya karşı işlenmiş olması halinde ve failin yurt dışında bulunması halinde bile hakkında Türkiye’de kovuşturma yapılır.

TCK’nın 76. maddesine göre; bir plânın icrası suretiyle, millî, etnik, ırkî veya dinî bir grubun tamamen veya kısmen yokedilmesi maksadıyla, mezkûr grupların üyelerine karşı şu fiillerden birinin işlenmesi, soykırım suçunu oluşturur: Kasten adam öldürme, kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme, grubun tamamen veya kısmen yokedilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması, grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması…

TCK 77’ye göre ise; siyasal, felsefî, ırkî veya dinî saiklerle toplumun bir kesimine karşı şu fiillerin bir plân doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı suç oluşturur: Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence / eziyet veya köleleştirme, kişi hürriyetinden yoksun kılma…
——

Malumder’in hazırlamış olduğu rapor:

13 Ocak 2009 Salı: İstanbuldan Kahireye hareket ettik. 14 Ocak 2009 Çarşamba: Kahiredeyiz. KahiredekiArap  Doktorlar  Birliği’ni  ziyaret  ettik.  Birlik dünyanın  farklı  coğrafyalarından  gelen  sağlık görevlilerinin Gazzeye geçişlerini kolaylaştırmaya yardımcı oluyordu. Filistinli yaralıların tedavi edildiği Kahire’deki Filistin hastanesindeyiz. İsrail katliamının acımasız yüzü  ile  ilk  olarak  burada  karşılaştık. 15 Ocak 2009 Perşembe: Geceyi Mısır’ın Ariş Kasabası’nda  geçirdikten  sonra  sabahın  erken saatlerinde 40 km. mesafedeki Refah Sınır Kapısı’na ulaştık. Sınır kapısında dünyanın dört bir yanından gelen yardım kuruluşları, doktorlar, gazeteciler ve İsrail’in saldırılarını gözlemlemek üzere gelen insan hakları savunucuları vardı. Gazze tarafına geçiş yapmak için akşam saatlerine kadar bekledik. Ama sonuç alamadık. Bu sürede sadece tıbbi malzeme taşıyan yardım araçlarından oluşan bir konvoyun geçişine izin verildi. Beklediğimiz süre içerisinde İsrail uçaklarının Gazze’nin sınır bölgesindeki evleri vurduğunu ve  sürekli olarak Mısır hava sahasını ihlal ettiğini gördük. 16  Ocak  2009  Cuma:  Tekrar  sabahın  erken saatlerinde Gazze ’ye geçiş yapmak için sınır kapısına geldik. Uzun bir bekleyişin ardından akşam saatlerine doğru işlemlerimizi yaptıktan sonra gazeteciler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve sağlık ekibinden oluşan yaklaşık 50 kişilik grupla Gazze’ye geçebildik.Sınırda Hamas’ın gümrük görevlileri tarafından sıcak bir şekilde karşılandık. Geceyi Gazze’nin Refah kentinde geçirdik. Akşam saatinde başlayan yoğun bombardıman ve füze atışları yerleşim birimlerini vurmaya devam ediyordu. Gece çok yakınımızda bulunan iki evin içindekilerle birlikte vurulduğuna şahit olduk.
17  Ocak  2009  Cumartesi:  Refah  kentindeki hastaneleri ziyaret ettik ve yaralılarla görüştük. Şehir merkezini dolaştık. Dükkanların boş raflarına bakınca ambargonun  etkilerini  gördük.  Sosyal  İşler
Bakanlığına  ait  İnsani  yardım  malzemelerinin depolandığı merkezleri gezdik.

Not: yazı pdf formatında olduğu için türkçe karakterler değişik çıkmaktadır

Raporun tamamına erişmek için: (çok ayrıntılı bir çalışma)

http://www.dosya.tc/gazzeraporu.pdf.html  adresini kullabilirsiniz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: