Bazı Müslümanlar neden kitap okumaz?


oku

Bazı Müslümanlar neden kitap okumaz?! Bu cümleyi dileyen dilediği gibi algılasın; ister soru, ister serzeniş. Afiş asmayı, organize yapmayı, büyük konuşmayı, mangalı külüyle yutmayı bilenler, sıra biraz da okumaya gelince hemen müstağni bir tavır içerisine giriveriyorlar. Mazeret ve bahanelerin biri bitmeden diğeri başlıyor.

Bu halleriyle ‘nasıl olsa her şeyi büyüklerimiz bizim yerimize düşünmüş; o halde bizim okuyup kafa yorarak yeniden düşünmemize ne gerek’ demeye getiriyorlar.

Sokakta kendi halindeki sıradan vatandaşlardan bahsetmiyorum. Üniversite okuyan, fakülte bitirmiş, toplumda çok ulvi görevler üstlenmiş kişilerden bahsediyorum.

Gazete kültürüyle insanları yönlendirmeye kalkanlara ne demeli?

Kitap okumayan bir zihin kendini ne kadar iddialı bir misyonun içerisinde görürse görsün camit kalmaya mahkûmdur. Yaşadığı zamanın fıkhından habersizdir.

Kendine sadece içtihat kapısını kapatmamış aynı zamanda düşünme ve akletme pencerelerini de kilitlemiştir. Bu tür kişiler için kitap kafa karıştıran bir nesnedir. Kendisinden korunmalı ve şerrinden sakınılmalıdır.

Geçen gün bir konuda beni konferansa davet eden üniversiteli gençlere, kitap okuyup okumadıklarını sordum.

İçlerinden biri hızlı davranıp hemen cevap verdi: Hayır, okumuyoruz. Çünkü hoşlanmıyoruz kitap okumaktan!

‘Peki, çağırdığınıza göre benim hangi kitabımı okudunuz?’ diye sorduğumda yine aynı minvalde cevaplar: “Sizi hiç okumadık; ama çok iyi bir yazar olduğunuzu biliyoruz.”

Fikir ve düşüncelerden çok suratlar ve suretler rağbet görüyor. Kitapların artık yazarın adresini bulma vasıtası haline geldiğinden dem vuran bir yazar dostumuz konuyu çok güzel özetliyordu: “Halkın bazısı dizi, bazısı bizi izliyor.”

Şaşırmıyoruz artık bu gibi durumlara.

Ne de olsa vicdanın siyasası, düşüncenin piyasası var!

Ya bestseller olacaksın, ya longseller… O zaman yığınlar peşine düşecek sular seller gibi.

Kitaba lüzum görmeyen bir düşünce hangi haklı temele dayanırsa dayansın akamete uğramaya mahkûmdur. Kitabı nesneleştiren, tezgâha düşüren piyasa aynı zamanda düşünceyi de pazara sunmuş demektir. Tarih boyunca işaret parmağını havada sallayıp ‘kitapta yeri var’ diyenler, en çok kitaptan habersiz olanlardır. Çünkü onlar havaya konuşurlar.

“Benim yüzüm yerde gerek / Bana rahmet yerden yağar” diyen bizim Yunus’a inat, bulutlardan mehdi, gökyüzünden İsa beklerler.

Kitaplar yerden göğe doğru yağan rahmet olsa gerektir. Diz kırıp tabiatın rahlesine bu rahmetten nasipdar olanlara ne mutlu!

Hüseyin Akın

Reklamlar

One response to this post.

  1. Efendim,
    Bugün ayın 4’ü. 28.03. 2009 tarihinde “Edebiyat Defteri”nde son
    yazım yayınlandı. Önce, “yorumlar” bölümü, sora da “yazı ekle” kısmı
    kapatıldı. Yai bu, “sağol kardeş, yazına mazına ihtiyacımız yok” demekti.
    Ben de yazmadım. Zaten yazamazdım ki.. Aynı Site mi bilmiyorum amma
    Necip Fazıl Kısakürek, Arif Nihat Asya isimlerini görünce, içimden yazmak
    hevesi geldi.
    Bu vesileyle saygılarımı sunarım.
    T T K.
    Vehbi Okur
    Emekli Yapımcı
    T R T

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: