Araf


kâğıdı kalemi masanın üstüne istifledi. eski ahşap sandalyeyi çekti, oturdu. kâğıt, kalem, masa, sandalye… hepsi kök itibariyle ağaçtı. belki bundandı; ahşapla kitabın dostluğu, muhabbeti. belki bundandı; kitaplıkların ceviz yahut kestane oluşu. ya da herhangi bir ağaçtan… ve yine belki bundandı; kâğıdın izin vermesi mahremine girmesine kalemin. ve dahi belki bundandı; kalemin bütün sırlarını kâğıda dökmesi.

olabildiğine geniş, verebildiğine çorak, yıllarını verip de adam edemediği bu arazi sonunda elveda diyecekti ona. kavurucu sıcağa aldırmadan, karakışa yenilmeden, yağmur çamur, sürekli didinmişti burası için. artık yetsindi. bu kadar gayretten sonra ıslah olmayacaksa varsın olmasındı. nankördü sanki. vefasızdı. vefa dedin miydi akan sular dururdu onun için; üstüne daha da söz ettirmezdi. “vefalı dediğin vefasında sebat etmeli yeğenim. bir kere vefasız yaftasını yedi miydi insan, gayrı istediği kadar sebat etsin fayda getirmez.” derdi kahve sohbetlerinde. sözü açılınca zaten herkes susar, o konuşurdu.

bir yalandan ibaretti hayat, belki de. kokuşmuşluk her yandaydı. öyküye bile riya bulaşmıştı. şiire bile. kim bilir, o bile yapıyordu kimi zaman. riyaydı sonuçta. ılık ılık akardı içine. hayatlar, belkilerden ibaretti.

kalemi hissetmiyordu artık elinde. kalemde miydi sorun, kâğıtta mı, yoksa kendinde mi? ruhuna bir ayna tutmuş habire yazıyordu. kalemse durmak bilmiyordu. neydi ki yazılan? vefa mı bekliyordu birilerinden? geçmişten bir muhasebe mi bu? yoksa otuz sene sonrasının müstakbel bir hesaplaşması mı? ayna da çatlak mıydı ne? net değildi iç. net olmayan asıl mı, suret mi? hem asıl, hem suret. ne asıl, ne suret. aynayı daha içlere götürdü.

yıllardır torunuyla buralara gelir giderdi. yıllardır olup da yekûnu beş senedir beraber gelirlerdi. öncesi tek. minibüsten inerler, önce daireye gidip öbür torunu görürlerdi. hoşbeşten sonra doğru meydana. çınar ağacının gölgesinde yazın, sobanın başında kışın cigaralar sarılır, keyifle tüttürülürdü. kendinden geçer, bambaşka bir adam olurdu. “ulen, bizdeki muhabbeti şehirlerde insanlar yapamıyorlar be. bizimkisi bacak gibi muhabbet anadın mı” der, ardından kahkahalarla gülerdi. beriki atılırdı hemen. “geçen gün bizim torun -iletişim çağındayız dede- dedi. yahu, insanlar yüzyüze, gözgöze gelmekten aciz. ondan sonra iletişim. hadi ordan be. asıl iletişim burda yahu.”

“itiraf mı yazıyorum ne?” diye mırıldandı. kendini ele veriyordu sanki. kurulan tüm cümleler, her bir kelime, hatta üslubu. ya heyecanlandığında titrek yazmasına ne demeli? her biri ayrı ayrı işaretlerdi. her yazı bir itiraftı.

itiraftı işte. her ne olursa olsun. etrafında onlarca vefasız vardı. kendisi de öyleydi. vefa yoksunu yitiklerdi her biri. yalan ortalıkta kol geziyordu. değdikçe yayılan virüs gibi durmadan genişliyordu çevre. daha doğrusu daralıyordu. bütün kötü meziyetler her yerdeydi. her taraf, her taraftaydı kısacası.

kıyamet kopmalıydı artık. mesih gelmeliydi. israfil; seni bekler olduk. azrail; son rötuşlarını at insanlık için. göçmeli artık bu diyardan. ama kötü haber: tanrılarınız sizi kurtarmayacak.

burdan davet gönderiyorum o halde size. bir notadır dünya ülkelerine. ve bir manifesto bütün milletlere: durdurun saatlerinizi. pillerini çıkarın. ışıkları söndürün. kapatıyoruz dükkânı. pencereleri açın; girsin temiz hava içeri. evcil hayvanları koyverin gitsin. sadece şiirlerinizi alın yanınıza. tanrılarınızı da bırakın. sahte tanrılar!

ölümse ölüm. kaderse kader. kumarsa kumar. blöfünü gördüm; restine rest.

karanlık odada masanın üzerini olduğu gibi bıraktı. karalanmış kâğıtlar ve bir kalem; ve dahi masa ve sandalye. pencereye yöneldi. açtı. kapıdan çıktı. gitti.

en üstteki kâğıt bomboştu.

alabildiğine geniş, verebildiğine çorak.

sır bekliyordu saklamayı umarak.

önü nihan, sonu pinhan.

hamuşan bekler araf’ta

vesselam

Mehmet Sali

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: