Murat Menteş / Dublörün Dilemması


dublorun-dilemmasi

… Biz yetimler intikam iştiyakıyla doluyuzdur. Dehşeti dengelemeye yatkınızdır. Başkalarının öçlerini de almaya hevesleniriz. Yetimlik bize kanlı doğaçlamalar yapma cüreti verir. Suçlamakla ya da suç işlemekle kaybolmayan bir masumiyet imtiyazına sahibizdir.

İtiraf etmeliyim ki, aziz okur, benim ömrüm, her birini gebertmek istediğim insanlarla aramdaki buzdağlarını eritmeye çalışmakla geçiyor. Mesela zenginlerden nefret ediyorum, ne yapayım, elimde değil. O restoran sürüngenleri, fiyaka kumkumaları, yapmacık kasvetin mıymıntı bekçileri, ticari bir şiveyle konuşan zehirli papağanlar, hileli bir neşe içinde geviş getiren bunak vampirler, modanın ipiyle kuyuya inen kibirli cambazlar, tatile gebe fırlamalar, alaturka bir sadizmle zıvanadan çıkanlar, alafranga bir mazoşizmle yılışıklaşanlar… Hepsine teker teker Kolombiya kravatı takmak istiyorum! [Kolombiya kravatı: Meksika mafyasının uyguladığı bir cezalandırma biçimi: Kurbanın gırtlağına bir delik açılır ve dili bu delikten sarkıtılır.]

Gerçi zamanla esnekleştim. Ulaşılması ve vazgeçilmesi en zor nimetin sükunet olduğunu anladım galiba. Tamam, zenginlere merhamet duyacak kadar güçlü değilim hâlâ, fakat sayıların artışındaki boşunalığın eşiğini görebiliyorum. İbrahim Kurban’dan öğrendiğim kadarıyla, yeşil banknotlar kamuflajdan başka bir şeye yaramıyor: Aptallığı, beceriksizliği, acizliği, yalnızlığı kamufle ediyorlar… Ayrıca, yetimlik zaman aşımına uğramaz, haddizatında yetim olmayanlar da yetimliğe doğru seyreder. Yani kimsesizlik, kimsenin tekelinde değildir: Kainat ve tarihin bekleme salonunda biraz soluklanıyoruz, çoğunlukla da adımız anonslanmadan kainata ve tarihe gömülüyoruz…”

Kitaptan…

—————————-

Bir kitabı ele almak ”aa bu da neymiş” demeyi gerektirir veya birisi tavsiye eder. veya, veya… lakin bu kitabın ilk sayfasını okumak son sayfasına hemen varmayı arzu ettiren türden. acaba acaba acaba ne olacak?

bu kitaba bir deniz otobüsünde dalgalar bizi beşik gibi sallarken başlamak o yolculuğun hiç bitmemesini istemekti mesela o an.

ferruh ferman, nuh tufan, habib hobo, ibrahim kurban,pembe …

eğlenceli,zekice,istemeseniz de sizi düşündürten ve zamane riyakarlığını size nasreddin hoca mizahı ile anlatıveren bir kitap.

hiçbir zaman ”okumazsanız çok şey kaçırırsınız” lafını sevemedim, evet okumayınca bir şey kaçırmazsınız belki ama okuyunca yüzünüzde anlamsız bir tebessüm sizi bekliyor olacak.

hem kitap bitti diye üzülüyor, hem de kitap kendi içinde hiç bitmiyor diye seviniyor insan.

Nitekim syf 263’de kitap bittiğinde hemen altında ” devamı 121. syf” yazıyor

işte böyle …

Adem KAYADELEN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: