Oğluma Mektup / Şeref Sidar


zarfsız mektup

Küçük, kirli, dar ve “derin” dünyalarında sonsuza kadar mutlu olacağını sananlar bilmeliler ki, sevdadan yoksun bütün çabaların, bütün darbe planlarının sonu boştur. İnanca, imana karşı verilen İmansız mücadelenin sonu ateştir.

Çok tabiidir ki hayatta sevgi ile var olamamış, sevgiyi tanıyamamış olanın sevgiyi bilmesi, sevgiyi büyütmeye-beslemeye çalışmasını ummak doğru bir beklenti olamayacaktır. Sevgi ile var olamayanlar çok tabiidir ki nefret ve kinle, kıskançlık ve şiddetle var olmaya çalışacaklardır. Sevgisiz insanların egemen olduğu dünyada huzur aramak beyhude bir çabadır. Bunun içindir ki yeryüzüne sevgiyi ekmeliyiz.

Biliyorum, savunduğu ideolojisine güvenmeyen,  ilkelerine güvenmeyen özgüvenden yoksun kendilerini herkesin üstünde ve her şeyin sahibi olarak görenler kızacaklardır yazdıklarıma. Ama söylemek durumundayım.

Sevgili Oğlum,

Yaşanılır bir dünyayı, huzurlu bir toplumu sevgiden başka ne inşa edebilir?

Sevmek lazım insanı, ilmik ilmik işlemek lazım sevgiyi. Böylece büyür güzel olan her şey. Ve yaşanılır dünya. Bunu söylediğimiz zaman ısrarla özgüven yoksunu çapulcular üzerimize gelecekler. Biz insanı sevdikçe, bizi sindirmeye çalışacaklardır. Biz sevdamızı büyüttükçe kahrolacak, daha çok sindirmeye, korkutmaya, ağızlarından salyalar akıtmaya devam edeceklerdir. Onurlu duruşumuz, erdemli hayallerimiz korkutacaktır onları. Biz gökyüzünün maviliğinde sevdamızı, sevgimizi büyüttükçe, onlar karanlığa boğmaya çalışacaklardır.

Korkmayacağız oğul.

Yüreğimiz avucumuzda olacak her daim.

Her sabah, karanlığı aydınlığa çevirene ve her günün sonunda aydınlığa karanlığı giydirene avuçlarımızı açmaya devam edeceğiz. Biz sabahın sahibine secde ettikçe onlar kuduracaklardır.  Bize meydan okuyacaklardır. Bizi görmek onlara huzursuzluk verecektir. Yaşadığımız kenti, ülkeyi dar etmeye çalışacaklardır. Ültimatomlar yağdıracaklardır. Unutma bütün bunları bizden korktukları için yapacaklardır. Biz korkmayacağız oğul. Yüreğimiz avucumuzda olacak her daim. Yaşanılır bir dünya için onurlu duruşumuz devam edecek. Erdemli hayallerimizi masmavi gökyüzünde yüzdürmeye devam edeceğiz.

Bizi ne zaman görseler “öteki” tarafta kaybetmiş olmanın ihtimalini düşüneceklerdir. Saltanatlarından, sefalarından da vazgeçemeyecekleri için ve bizim vakarımız “öteye” gitmeden canlarını yakacaktır. Ve biz muzaffer bir ordunun neferi gibi, yolumuza başı dik yürümeye devam edeceğiz. Dik başlı olmanın ve başı dik olmanın ne kadar farklı şeyler olduğunu öğrenecekler bizden.

Dik başlı değil, başı dik olacağız. Zulme karşı sıktığımız yumruğumuzu gevşetmeyeceğiz. Ve heybemizde taşımızı ve kitabımızı; yüreğimizde de sevdamızı, sevgimizi eksik etmeyeceğiz.  Bütün yeryüzünü sevgi ile donatma hayalimizden vazgeçmeyeceğiz. Kavgamızı, sevdamızı asla kül tablasında birikmiş izmaritler arasında unutup meydanı terk etmeyeceğiz.  Mülteci yanımız hep bizimle olacak. Olgunlaştırıcı bu yanımızdan asla kaçmayacağız. Ve bütün mültecilerin her namaz sonrası dualarının devasa gücünü sıkılmış yumruklarımızda, taş atacak bileceklerimizde hissedeceğiz.  Ve dualarımızı gözyaşımıza sarıp diğer bütün kamplara, bütün mülteci gönüllere yollayacağız. Gözyaşının olgunlaştırıcı tılsımıyla davamızı, sevdamızı sulayacağız. Gözyaşına sardığımız dualarımızı gökyüzüne salacağız. Elbet bir nisan yağmuru gibi bereket getirmesini dileyeceğiz. Ve onlar bizi bir bardak suda boğmanın planlarını yapacaklardır. Ama biz başı dik ve yüreği avucunda yaşamaya devam edeceğiz.

Sevgiyi tanımamış nasipsizler anlayamayacaklardır bizi. Sevdamızı öldürecek gönüllü birer katil olarak hep yanı başımızda, çatık kaşlarıyla elleri tetikte  “vur” emrini bekleyeceklerdir.  “Asr’a and olsun” bizi korkutamayacaklardır.  Namlular üzerimize her yöneldiğinde yüreğimizi avucumuzda bulacaklardır. Ve beş vakit secdelerimizi. Bir de bütün yeryüzüne yetecek sevgimizi. Cihanşümul sevdamızın kavgasından ödün vermeyeceğimizi görecekler.

Bir gün mutlaka kenar mahalle boyacılarını da katacağız safımıza, sonra yoksulluğun mesken tuttuğu sokak simitçilerini, mendilcilerini… bir de yüreğinde acının hiç dinmediği “beyaz tülbentli” nin dualarını da kattık mı dualarımıza gökyüzüne saldığımız duaların meyvelerini toplamaya başlarız. “Asr’a and olsun”  yeryüzünün her yanında yeşerecek sevgimiz.

Sevgili oğlum, her zorlu günümüzün gecesinde zulme sıktığın yumruğunu aç. Minik avuçlarını öpeceğim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: