Şiwan Perver Röportajı / ANF- Ali Güler


Ali Güler / ANF

Şivan Perwer, Kürtlerin yasaklı sesi ve çığlığı… Stran ve klamlarını dinleyen Kürtler, Irak’ta Saddam Hüseyin tarafından kurulan darağacında sallandı. Türkiye’de ise çok sayıda Kürt, işkence görüp, cezaevine atıldı. O sesin sahibi de sürgüne mahkum oldu. 34 yıl, bir ömür…

Şivan, uzun bir esaretin ardından yani bu günlerde, Türkiye’ye ve doğduğu topraklara dönmek istediğini söylüyor, ama özgür ve iradesiyle… Devletin veya herhangi birilerinin etkisiyle gitmek istemediğini vurgulayan yasaklı sanatçı, “34 yıldır sürgündeyim. Az bir zaman değil, bir ömür. Onun için kimsenin etkisine girmeden, özgür irademle, dönmek istiyorum. Siyasi bir malzame olmak istemiyorum” diyor.

Evet Şivan Perwer, doğduğu topraklara dönmek istiyor. Ama ne zaman ve nasıl? Bu soruların cevapları ve dahası, sanatçı Şivan Perwer ile yaptığımız söyleyişinin ikinci bu ikinci bölümünde yer alıyor.

BEN DELİRMEDİĞİME ŞAŞIRIYORUM

-Şivan Perwer son 7-8 yıldır yeni bir albüm yapmadı. Bu sizin gibi bir sanatçı için çok uzun bir zaman değil mi?

Schiller, 15 yıl ortaya çıkmamış. Mozart delirdi. Ben 7-8 yıl albüm yapmadım çok mu? Ben delirmediğime şaşırıyorum. Çünkü çok ciddi sorunlar yaşadım. Onun için bir süre sessiz kalmayı seçtim. Ama bu aralar olabilir. Tabii bu süre zarfında boş kalmadım. 200 civarında beste yaptım. Hepsi de, bir birinden güzel eserler.

YENİ BİR TARZ VE YÖNTEMLE ALBÜM YAPACAĞIM

-Yeni bir albüm ne zaman…

Bu aralar biraz işlerim var. Onlar bitsin. Söylemeye başlayacağım. Çok yakında Single ve albümler yapacağım. Repertuarım oldukça zengin. Ama klasik bir tarzda olmıyacak. Sanatçı söylesin enstürmanlar arkasında çalınsın. Bu tarz eskidi Araplar ve Türkler çok kullanıyor. Bizim Kürtler de, onların taklidini yapıyor. Benim yapacağım yeni albüm, tarz ve yöntem olarak çok farklı olacak. Kürt müziğinde bir örnek olacak. Enstürmanlar ile ses iç içe olacak. Çünkü enstürmanlar, sese renk ve güç verir. Kullanılması çok önemlidir. Yapacağınız çalışmada bir Keman’ın kendi başına değeri olmalıdır. Bir Erbane, bir Kaval, kedi başına rol oynamalıdır. Piyasadakiler ne yapıyor; bir sürü enstürmanı bir birine karıştırıp, bırakıyorlar. Bu tarz artık müziği geliştirmiyor.

XANİ, TEYRAN VE ZENİKE ÜZERİNE ÇALIŞIYORUM

-Sanat yaşamınız boyunca seslendirdiğiniz bestelerin çoğunda Cîgerxwîn’in imzasını görüyoruz? Neden?

Ben boş bir insan değilim. Hiç bir zaman beste yazma ve yapma sorunum olmadı. Ama Cîgerxwîn’dan okumam, o, insanın dolu ve yurtsever biri olmasındandır. Çünkü Cîgerxwîn’in çok güzel şiirleri var. Beni cazbediyor. Ben de farklı bir duygu yaratıyor. Ölünceye kadar da, okuyacağım. Ben şu anda Ehemedê Xanî, Feqîyê Teyran ve Êvdalê Zeynikê’nin üzerinde çalışmalar yapıyorum. Çünkü halkımız hala bu filizofları iyi tanımıyor. Bunları anlatmak lazım.

DENGBEJLERİN DURUMU BİR TRAJEDİ

-Serhadın denbêjleri için neler söyleyeceksiniz?

Serhadın çok farklı sesi var; sade, net orjinal bir ses. Örneğin Şakiro başlı başına bir edebiyattır. Kürt müziğine ruh vermiştir. Öte yandan Husêno var. Bunlar bir gruptu. Çok şeyler yaptılar. Ama bu halkın sanatçıların hali ancak bu kadar olur. Şakiro, sefalet içinde öldü. Acı bir durum. Yine Mihemed Arif Cizrewî, az mı? Kim diyebilir Hesen Cizrewî iyi söylemiyordu? Kimse bunu söyleyemez. Bugün ise kimse Hesen Cizrewî’nin mezarı nerede olduğunu bilmiyor. Zaxo’da mezarlığa gittik. “Hangisi Hesen Cizrewî’nin mezarıdır?” diye sorduk, kimse bilmiyor. Ama onun yaptığı şarkıları hangi sanatçı okuyorsa ünleniyor, ses yapıyor. Bu insanın yaptığı “Koçere”, Kevokim” parçaları hala dillerde destan… Biz ise onun mezarının nerede olduğunu bile bilmiyoruz. Bu çok büyük bir trajedidir.

-Geleneksel Kürt müziğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim gelenek ve klasiklerimizde birçok çeşit var. Çaresizliğin, sürgünün, acıların ve mutluluğu dile getiren çok sayıda Kürt klasikler var. Bunun yanında klasik ve geleneksel müzikte, isyanlar ve kahramanlıklarda dile getirilmiş. Çok güzel ve gizemli şeyler. Ben de birçok parçayı seslendirdim.

-Bu sanatçılardan en çok kimleri dinliyorsunuz?

Mehmed Cizrewî, Hesen Cizrewî, Kawîs Axa, Meryem Xan, Ayibê Êlîkê, Sofîyê Surucî ve babamı. Daha benzer birçok isim sayabiliriz.

GENÇLERİN SESİ GÜZEL AMA TAKTLİT VAR

Şu andaki sanatçılardan…

Birçoğunu deniyorum, güzel sesler var. Ancak beni doyurmuyorlar. Bence birçoğu sesini popülist olmak için kullanıyor. Yeterince sanat yapmadıklarına inanıyorum. Sanat ve müzik üzerinde araştırmalar yapmıyorlar. Kendilerini geliştirmiyorlar.

-Müzik ve sanat ruhunun olmadığını mı söylüyorsunuz?

Evet yok. Ya da bunu çarpık kullanıyorlar. Kendilerinden bir değişim yapmaları lazım. Gençlerin sesi güzel, ama Türkçe, Arapça ve Farsça’nın etkisinde çok kalıyorlar. Taklit var, müziklerinde arabeksin kokusu geliyor. Hele o yeni çıkan bazıları var. Tam arabesk söylüyorlar. Kürt müziğiyle alası yok. Feyruz ve Ümmü Gülsüm’un kopyası. Bir de bunu bize Kürt müziği diye dayatıyorlar.

-Feyruz ve Ümmü Gülsüm’ün müziğini nasıl görüyorsunuz?

Onlar çok büyük sanatçı. Kendi piyasalarında yerleri doldurulmıyacak derecede sanatçılar. Ama Arap müziğini yapıyorlar. Başka bir müzik yapmıyorlar ki. Şimdi sen gidip, onların taklidini yaparak, Kürtçe söylersen olmaz. Bozarsın… Benim kızdığım nokta bu.

-Şivan Perwer hangi müzik türlerinden hoşlanır…

Dünya klasiklerini dinliyorum. Enstrümental müzikleri seviyorum. Ama hangi tür olursa olsun ben severek dinliyorum. Ancak sesin etkileyci olması gerekiyor. Sade, net ve makamında, duygularla söylenmesi lazım. Benim kriterim bu.

ARTIK ULUSLAR ARASI PROJELERDE YER ALMAK İSTİYORUZ

-Geçmişte Kardeş Türküler ile daha çok ritmik ağırlıklı bir Roj û Heyv isimli ortak albüm çalışması oldu. Ancak o devam etmedi. Önümüzdeki dönemde gerek aynı grup olsun, gerekse farklı isimlerle benzer projeler olacak mı?

Kardeş Türküler hoş ve kaliteli müzik yapan bir topluluktur. O zamanlar, böyle bir çalışma için benden rica ettiler. Ben de, kabul ettim. Ancak benim istediğim bir çalışma olmadı. Bunun nedenleri de, bir arada olamamamızdı. Benim oraya gitme olanağım yoktu. Büyük bir stüdyo olmadığı için de, bütün grubu buraya getirip, birlikte çalışmadık. Gönlüm isterdiki birlikte çalışalım. Oma olmadı. Onun için seslerde bazı uyuşma sorunları oldu. Proje ve çalışma tamamen Kardeş Türküleri’ndi. Yine de, güzel bir çalışmaydı. Ama gönlümce olmadı. Gelecek için benzer planlarımız var. Ancak bunlar yerel ve mahali değil. Artık uluslararası alanda bazı projelerde yer almak istiyoruz. Dünyada isim yapmış sanatçılarla çalışma gibi bir planımız var. Bu noktada ileride bazı somut girişimlerimiz olacak.

STİNG İLE KONSER VERMEK İSTİYORUM

-Hangi isimlerle…

Kafama çok sayıda sanatçı var. Örneğin, Bono, Peter Gabriel, Sting gibi sanatçıların yanı sıra Amerika ve Avrupa’da bazı gruplar da var. Duet olmak üzere birlikte konserler vermek istiyorum.

BİNLERCE BESTE YAPTIM

-Şimdiye kadar kaç beste yaptığınızı hatırlıyor musunuz?

Binlerce beste yaptım. Halen arşivimde olup okumadığım bir sürü beste var. Bunların hepsinin bendeki anlamları çok büyüktür. Ama en çok etkilendiğim ve hala aklıma geldiği zaman heyecanlandığım stran; “Hevalê bar giranim, hozanê Kurdistanim” ve “Hozanim Hozan.” Bu iki stran kalbimde yaşıyor. Onlarda hasasiyetlerim, duygularım var.

-Sanat hayatınız boyunca kaç konser verdiğinize dair bir istatik var mı?

Böyle bir istatistik yok. Ama binlerce konser verdiğimi söyleyebilirim. Bazen ay oluyor 10 konser veriyorum. Avrupa’da çıkmadığım salon kalmadı. Amerika, Kanada, Avusturya ve Asya’da da çok konser verdim. Kürtler dışında çok yabancı konserlere de, çıkıyorum.

BENİM ARKAMDA KİMSE YOK, YALNIZIM

-Kuzey Afrikalı Şeb Hiznî, Şeb Halid başta olmak üzere benzer sanatçılar, dünya müzikseverleri tarafından zevkle dinleniliyor. Kürt sanatçılar ise seslerini dünyaya duyuramıyorlar. Örneğin en popüleri sizsiniz ve 34 yıldır Avrupa’da yaşamanıza rağmen ulaştığnız yabancı kitle çok sınırlı! Bunun nedenleri nellerdir?

Bunun çok nedeni var. 1- Biz Kürtlerin bir devleti yok. 2- Çağdaş ve modern dünyada halk olarak kabul edilmiş değiliz. Arapların 25 devleti var. Dünyada güçlü bir lobi ve diplomasisi var. İmkanları çok. Bu sanatçıların arkasında Arap zenginleri var. Konserler düzenliyorlar, olanak yaratıyorlar. Bunlar üzerlerinde siyasi bir baskı olmadığı gibi, dilediklerince yaşıyorlar. Tabiki bütün dünyada tanınacaklar. Ya biz Kürtlerin neyi var? Ama yine de bütün bu olanaksızlıklara rağmen ben de, uluslararası arenada müzik yapıyorum. Dünya halklarına konserler veriyorum. Üzerime düşeni yapıyorum. Hem de fazlasıyla. Ama benim arkamda kimse yok, yanlızım.

KÜRT PARTİ VE KURUMLARINA SESLENİYORUM

-Kendinizi sahipsiz mi görüyorsunuz?

Evet sahipsizim. Arkamda kimse yok. Ben bu halde olduktan sonra diğer gariban Kürt sanatçıları ne yapsın? Burada Kürt partilerine ve kurumlarına sesleniyorum; Kürt sanatçılarına destek verin, sahip çıkın. Biz sizin sessiniziz.

BANA İHANET ETTİLER

-Türkiye’de Tarkan, Sertap Erener vb. sanatçıların gelişiminde Sezen Aksu’nun rolünün belirleyici olduğunu biliyoruz. Yeni Kürt sanatçıların ortaya çıkması için Şivan Perwer, üzerine düşen görevi ne kadar yerine getiriyor?

Benim ile onların koşulları bir değil. Onların devleti var, kurumları var ve ön önemlisi de büyük müzik pazarları var. Ya bizim? Ben bir konsere çıkmak için 5 bin Euro istediğim zaman arkamda kırk laf söylüyorlar. Bana bunu yapan Kürtler, Sezen Aksu’yu getirtip, 50 bin euro veriyorlar. Bir de, bir sürü övgü diziyorlar. Hal böyle olunca konserler de verirler, arkalarına 10 vokalist de alırlar. Eğitip, sanatçı da yaparlar. Beste de verirler. Bütün bu imkansızlıklara rağmen Şivan Perwer’in bir gerçekliği var. Ben bütün Kürt sanatçıların üzerinde etki bıraktım. Okulumdan geçmeyen sanatçı yoktur. Aylarca, senelerce emek verdiklerim, gidip beni inkar ettiler. Bana ihanet ettiler. Mehmed Arif Cizirewî ve Hesen Cizirewî daha hayattayken ben, “sanatı bunlardan öğrendim” dedim. Mehmed Arif Cizirewî de, bunu duydu ve şöyle birşey söyledi: “Ben Xezalê’yi okudum. Ama Şivan benden daha iyi okudu.” Mehmed Arif Cizirewî bununla küçük düşmedi, tam tersi büyüdü. Bugün birçok Kürt sanatçı benden atkilendiği halde gidip, “Ben İbo’dan ( İbrahim Tatlises) etkilendim” diyorlar. İbo ise Kürt sanat düşmanlığını yapıyor. Bana bu ihaneti de yaptılar.

-Öfkelisiniz…

Evet, çünkü çok acıttılar. Doğru söylemiyorlar. Ben kimseden övülmeyi beklemiyorum. Sadece gerçeği söylemelerini istiyorum. Kürt sanatçılarına yeterince verdiğimi düşünüyorum. Bugün, 100 Kürt sanatçısı varsa bunun en az 50 tanesi benden etkilenmiştir. Sesimi taklit ederek, büyümüşlerdir.

-Bir gerçek de var; bire bir kimseyi eğitmediğiniz…

-Evet. Ama olanaklarımız el vermiyordu. Yıllarca bir yerimiz bile yoktu. Şu anda bu tür planlarımız var. Yeni kurduğumuz vakıfta bu yönlü çalışmalar yapacağız.

-Şivan Perwer müziğini hangi katagoride görüyor, bir tanımlaması var mı?

Şivan Perwer’in özgün tarzı var. Herhangi bir kategoriyle sınırlandıramayız. Klasik de söylüyorum, modern de. Pop, rap da söylüyorum. Kürt motifleri de var. Bu kendime özgü bir sentezdir.

MİCHAEL JACKSON SON YILLARDA İYİ ŞEYLER YAPMADI

-Michael Jackson’ın ölümü sizi nasıl etkiledi? Şöhret ile yalnızlık, geride kalan yakınlarının miras kavgasına başlaması… Şivan, geride ne bıraktı, ne bırakacak?

Michael Jackson, pop müziğinde bir ekoldu. Çok şey bıraktı. O Amerikalı bir sanatçıydı. Ordan çıkmıştı, bütün dünya onu tanıyordu. Çıktığı her konserde en az 1 milyon dolar ücret alıyordu. Ben sömürülen bir halkın sanatçısıyım. Ekonomik olarak, bırakacağım hiç birşey yok. Ben giderken geride sadece sanatımı ve müziğimi bırakabilirim. Ama Michael Jackson yaşamının son yıllarında iyi şeyler yapmadı. Bu konuda iyi şeyler bırakmadı. Kendini beyazlatmaya çalıştı. Niye siyahlar kötü mü? Bence insanlar kendi renkleriyle güzeldir. Estetik yapa yapa kendini öldürdü. Ondan sonra ben neden eskisi gibi değilim gibi sitemler etmeye başladı. Ölüme gelince kesinlikle korkmuyorum. Hepimizin sonu ölümdür. Bugün olmasa, yarın mutlaka olacaktır. Ama insan hayattayken de, yaşam için yaşamalıdır.

-34 yıla yakın bir süredir sürgünde yaşıyorsunuz? Geriye dönüp baktığınızda sürgünün getirileri ve götürüleri noktasınde ne söyleyeceksiniz?

Ben birileri gibi, “Ülkemde değilim. Onun için sanatımı iyi yapamıyorum” diye yakınmıyorum. Bu anlayış acizliktir. Dünyanın neresinde olursam olayım, sanatımı ve müziğimi yaparım. Tek derdim var; bunu nasıl korkusuz ve özgürce yapabilirim. Tabiki ülkemde, halkımın arasında olsaydım çok iyi olurdu. Ama Avrupa’da da oluşum bir dezavantaj değil. Halkları tanıdım, falklı ülkelerin kültürlerini tanıdım. Dünyayı tanıdım. Bir sürü dil öğrendim. Onun için sürgünde yaşamı bir avantaja dönüştürdüm.

TRT ŞEŞ’İ BÜYÜTMEMEK GEREKİYOR

-Devletin açtığı TRT Şeş isimli Kürtçe kanalı, 7 aydır yayında. Bu kanal için ne diyeceksiniz?

Devletin arşivini Kürtçe’ye çevirerek, yayın yapan sıradan bir kanaldır. Bu adım ne bizim kurtuluşumuz ne de ulaşmak istediğmiz bir adımdır. Büyütmemek gerek. Çünkü yıllardır Kürt dilini yasakladılar. Şimdi de televizyon açtılar. Halkına ‘bak Kürtçe diye bir dil var’ diyorlar. Bu onların milliyetçi devlet ideolojisinde bir kırılmadır, geri adımdır. İyi bir gelişmedir aynı zamanda. Ama Kürtler sadece buna umut bağlamamalı. Kürtlerle konuşulmadan atılan adımlar ciddi bir şey getirmez. Kürtlerin dili resmileşmeli, siyaseti serbest olmalı. En önemliside Kürtler özgürleşmelidir. Kürt kültürü tamamen özgür olmalı ve anayasal bir güvenceye kavuşturulmalı. 85 yıldır sistematik olarak halkımıza asimilasyonu dayattılar. Ve bu şekilde kültürümüzde büyük tahribatlar yaptılar. İlk önce bunu tesbit edip bu zararları kısmen dahi olsa gidermek için ciddi projeler sunmalılar. Kürtler bunu istiyor. Biz bunu istiyoruz.

-Türkiye’de son dönemlerde Kürt sorunun çözümü etrafında ciddi tartışmalar yapılıyor. 34 yıldır sürgünde yaşayan ve bu sorunun en büyük mağdurlardan biri olan Şivan Perwer, bu tartışmaları nasıl değerlendiriyor?

Tabii bu konuda söylenecek çok şey var. Ama genel olarak barışın gelmesi için yapılan tartışmalar sevindirici. Umarım herkes bu sürece ciddi ve sorumlu yaklaşır. Kürt sorun barışçıl bir şekilde çözümlenir. Dünyada her özgür halkın hakkı neyse Türkiye’deki Kürtlererin hakları da onlardan aşağı olmamalı. Bu şekilde meseleye yaklaşıldı mı, Türkiye’deki bütün insanları mutlu etmek mümkün.

EN BÜYÜK HAYALİM KÜRDİSTAN’A DÖNÜŞTÜR

-Şivan Perwer’in en büyük hayali nedir?

Benim en büyük hayalim; Kürdistan’a dönüştür.

Peki ne zaman dönmeyi düşünüyorsunuz?

Şu anda net birşey yok. Herşey önümüzdeki süreçte belli olacak.

ERTUĞRUL GÜNAY GÖRÜŞMEK İSTEDİ

-Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın, geçtiğimiz günlerde, ‘Şivan Perwer’in dönmesini istiyoruz. Fırsat bulursam gidip görüşeceğim’ diye bir açıklaması oldu. Böyle bir görüşme oldu mu?

Ertuğrul Günay, birçok gez görüşmek istedi. Ancak bir bir türlü görüşme gerçekleşmedi. Aldığımız duyumlara göre, Recep T. Erdoğan da, dönmemi çok istiyormuş. Ancak ben gidersem kendi öz irademle gitmek istiyorum. Ne devletin ne de herhangi bir kesimin çağrısı ya da etkisi altında gitmek istemiyorum. Siyasi bir malzeme olmam. 34 yıldır sürgündeyim. Ve Şivan Perwer, olarak gitmek istiyorum…

AVRUPA’DAN DİYARBAKIR’A BARIŞ KONSERLERİ PROJESİ

-Sizin Avrupa’dan başlayıp Diyarbakır’da son bulacak bir barış konserleri projenizin olduğunu duyduk. Var mı böyle bir projeniz, varsa takvimi nasıl işleyecek?

Evet, böyle bir proje tasarımız var. Bir kaç aydır üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Tabi sorun yaşanmazsa, gerçekleşir. Çok büyük bir proje, aynı zamanda barış için bir adım olacak. Daha çok Türkiye kamuoyunda barış atmosferinin gerçekleşmesine yönelik sanatçı insiyatifli bir projedir. Müziğin evrensel bir dili var ve herkesime seslenmektedir. Dolayısıyla halk kitleleri üzerine büyük bir etkisi vardır. Amacımız, birçok uluslararası sanatçı ve şahsiyeti bu projeye katmaktır. İçinde sanatçı ve aydınlar başta olmak üzere devlet başkanları ve birçok siyasi şahsiyet de olabilir. Eğer bir dönüşümüz olacaksa bunu bütün dünya duymalı. 34 yıldır, sürgünde bir esareti yaşıyorum. Az bir zaman değil, bir ömür. Gidişim de ona göre olmalı. Bunun yanı sıra dönüşüm barışa hizmet edecekse bu beni daha çok mutlu eder.

-Peki bu projenizde kimler var?

Peter Gabriel, Joan Baez gibi dünyaca ünlü isimlerin aralarında bulunduğu kalabalık bir sanatçı çopluluğu ile görüşerek onların bu projeye katkı sunmaları için çeşitli girişimlerimiz var. Bu projenin zamanı, biçimi noktasında daha bir tarih netleştirmedik. Bütün bunlar netleştiğinde Kürt parti, kurum ve kuruluşlarının da görüşlerini alacağız. Tabi Türkiye’ye gideceğimiz için devlete de, bildireceğiz. Sanırım ondan sonra projemizin startını veririz. Bunu da bir basın toplantısıyla herkese açıklayacağız.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: