DTP’yi taşlamak / Akif EMRE



İzmir’de DTP konvoyuna yapılan taşlı saldırı her anlamda düşündürücü bir eylem. Daha önce Sakarya’da, Eskişehir’de, Antalya’da yaşanan buna benzer linç girişimleri yerel tepki düzeyinde kalsa da son saldırının DTP genel başkanının da içinde olduğu parti konvoyuna yönelik olmasının başlı başına üzerinde durulması gerekiyor.

Önce, İzmir’deki taşlı saldırıya yönelik olarak başta AA olmak üzere medyada kullanılan dile dikkat çekmek istiyorum. Adeta vatandaş olmayanlara vatandaşların tepkisi anlamı çıkaracak bu dil, resmi Türkiye’nin bilinçaltındaki dili ortaya çıkarması bakımından önemli bir gösterge.

Asıl üzerinde durulması gereken ayrıntı bu tür olayların Batı’daki illerde ortaya çıkması. Üstelik etnik köken olarak sanılanın aksine kozmopolit özelliklere sahip illerin bu derece milliyetçi tepkiler vermesi ilk bakışta tuhaf gelebilir. Mesela Sakarya’nın nüfusu büyük ölçüde Balkanlar’dan, Kafkaslar’dan gelen vatandaşlardan oluşur. Farklı etnik ve coğrafi kökenlerden gelenlerin oluşturduğu şehirlerde neden bu denli dışlayıcı tepkiler ortaya çıkıyor?

Farklılıklar içinde farklı kültür ve etnik kökenlerden gelenlerle bir arada yaşama kültürünün gelişmiş olması beklenir. Burada ise tam tersi bir durumun ortaya çıkmasının izah edilmesi gerekir.

Bu paradoksal durum Türk toplumundaki patalolojik çarpıklığın ipuçlarını göstermesi bakımından üzerinde düşünülesi bir durumdur. Ve bizim tarih, kültür, kimlik bilincimizin uluslaşma (adına) sürecinde ne denli çarpıklıklara maruz kaldığını gösterdiği için artık bastırılamayacak derecede tehlikeli yönelimlerin yeşerdiği ihtarını yapıyor aslında…

Cumhuriyet projesi eğer modern anlamda bir ulus çıkarma projesi olarak okunacaksa bunun başarısını sorgulayan en önemli kanıt bu tepkilerde yatar. Benzer biçimde DTP’nin de bir türlü bu ülkeye ait olamama tezahürü, davranış ve söylemleri de bu başarı öyküsünü sorgulanır hale getirmektedir. Cumhuriyet modernleşmesinin bir başarı olduğunun altını çizen Şerif Mardin’in tezi bu tür kritik olayların yaşanmadığı durumlar için bir noktaya kadar geçerli olabilirdi.

Bu türden linç girişimlerinin yaşandığı illerin yakın tarihine baktığımızda hemen hepsinin bir şekilde düşman işgaline maruz kalmış olmaları, altı çizilmesi gereken önemli bir ayrıntı. Bir tür işgal edilmişliğin, düşmana karşı direnmenin ortak hafızada canlı olduğu yerler. Mesela bu tür illerde asker sevgisinin görece diğer bölgelerden daha baskın olmasının tesadüfi olmaması gibi.

Mesela de tam bu noktada düğümleniyor zaten. Düşman kim?

“Ben ve öteki” sorunsalının linç kültürüne dönüştüğü bir idrak sorunu ile karşı karşıyayız.

Vatan bölünmez şeklinde slogan atarak ellerinde taşla konvoya saldıranların fotoğraflarına baktığınızda “başarı öyküsü”nün resmini görebilirsiniz aslında. Son derece modern görünümlü genç kadın ve erkekleri taş atarken gösteren fotoğraflar… Ulusalcı mitinglerin bir adım sonrasına projeksiyon tutan fotoğraf kareleridir aslında. O mitingleri dolduran kalabalıklar Cumhuriyet’in başarı öyküsü için örnek gösterilecek çağdaş, laik, modern insan tiplerinden oluşuyordu. Çünkü ümmet olmaktan ulus bilincine ermiş, çağdaş Cumhuriyet çocukları olduklarını düşünüyorlardı.

İçimizdekini ötekileştiren bu başarı öyküsü aslında düşman olarak gördüğü bir kitleye tavır koyuyor.

Bir yönüyle, memlekete sahip çıkan, edilgen olmayı reddeden bir karşı duruş sergileniyor.

Ne var ki bu türden bir sahip çıkışa iten bilinci oluşturan referansları da hayli arızalı görünüyor.

Memleketine sahip çıkma adına sergilenen ulusçuluk gösterisi(!); hem tarihi referanslar hem toplumun kültürel kodları açısından damıtılarak gelen bir idrakten yosun, hafızasızlık ürünü vandalizmin tehlikeli sinyalleridir.. Bu yoğun düşman algısını ancak bir aradalık tecrübesini mümkün kılan tecrübe sağlıklı zemine oturtabilir.

Bin yıllık bir arada yaşama tecrübesi, bu topraklarda oluşturulan ortak medeniyetin mayası, ne de kardeşlik türküsü… Son derece Vandal, modern görüntü içinde medeniyet kuramamış, bunu tecrübe etmemiş olgunluğa erişmemiş bir toplumsal davranış sergileniyor.

Medeniyet değiştirmek adına tarihi, ait olduğu kültürün referanslarını bilinçli olarak silinmiş bir topluma özgü modern-ilkellik görüntüsü…

Millet olmayı kan ve ırk bağına indirgeyen, bizi var kılan değerlerden kopmuş bir azınlığın vatana sahip çıkış tarzının resmidir. Bu manzaradan herkesten önce Anadolu toprağının yoğurduğu insan malzemesini, onları tüm farklılıklarına karşın kardeş yapan değerlerinden soyup modern ulus çıkarmayı “başarı öyküsü” olarak bize okutanlar utanmalıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: