Kardelenler Açmayacak…


Varmadan sekizine, ergen oldu Ünzile,

Yağmuru kim döküyor, Ünzile kaç koyun ediyor..

İşte böyle devam eden şarkının mısralarını terennüm edip duruyor iç sesim. Günlerdir televizyon ekranlarında ÇYDD’ nin dönüp duran reklam filmine takılıyor gözlerim. Baba beni okula gönder diye yola çıktıklarından beri tutarsızlıklarının ne boyuta gelebileceğini merak ederek takip ettiğim furyanın diğer bir sloganıyla tanışıyorum. Ünzile’ ler için çağdaş bir gelecek..

Sekiz yaşarlında küçük bir köy kızı koyunlarını güderken eleştiriyor solist, erkenden kadın oldu diyor köy kızı Ünzile için, şehirdeki yaşıtları olan küçük kadınların gayrı meşru hayatlarını unutarak. Ünzile’ nin hayatını eleştirme hakkı görüyor kendinde. Kahramanımız Ünzile’ nin yaşadığı dramatik tablodan, ancak ÇYDD’ nin uzattığı laik ve çağdaş el sayesinde kurtulabileceği vurgulanıyor filmde. Seyreden kişide zavallı kızcağız bu yaşında nelerle uğraşmak zorunda bırakılmış fikri uyandırılarak bağış isteniyor halktan daha aydınlık bir gelecek için(!).

Reklamın devamını hayal ediyorum ister istemez. Ünzile hayal kurmaya başlıyor, babasını okumaya ikna ediyor köydekilerin ümidi olup vatana millete hayırlı bir kız olmak üzere yola çıkıyor. Çağdaş yaşamı destekleme derneğinin bursunu almak için kapılarını çaldığını varsayıyorum. Elleri soğuktan çatlamış, yüzü hala utangaç bakışlar atıyor karşısındakilere… Ancak onlar bu detaylardan çok başındaki örtüye takılıp kalıyorlar. Ellerinde olmadan başörtüsünü görünce dudaklarını ısırıyorlar, ellerini yumruk yapıyorlar ve kaşlarını çatıyorlar. O kahrolası ölçüp biçme anı geliyor. Eğitim aşkına nereye kadar ilerleyebiliriz diye düşünüyor ÇYDD’ nin teyzeleri. Kızımız dedikleri Ünzile, hiç te istemedikleri bir kılıktadır şimdi. Üstelik namazında niyazındadır ve en kötüsü de koyunları gütmekten vazgeçip kente gelmiştir. Baba beni okula gönder demiştir babasına. Babası da bu zararsız ve çağdaş çağrıya icabet etmiş kızını okumaya göndermiştir. Kızı Ünzile’ yi ama çağdaş mı çağdaş, laik mı laik ablalar, sevgiden yoksun bakışlarını Ünzile’nin başörtüsünden alamamışlardır. Koskoca kadınlar Ünzile’nin devleşen başörtüsünün karşısında ürpererek ona yardım edemeyeceklerini söylemişlerdir. Çünkü o artık kerpiç duvarın dibindeki zavallı kızcağız olmaktan çok, şehirde tüm putlarına savaş açmış bir militandır gözlerinde.

Öyle bir militandır ki Ünzile bir bakısıyla koca bir üniversiteyi bir sözüyle kocaman bir toplumu ve başörtüsüyle kocaman bir devleti yerle bir edebilecek güçtedir artık.

Ünzile okuma askıyla yanıp tutuşurken neyi karşısına aldığını, neyin yanında olduğunu anlamaya başlamıştır. Tanrısı çok olan bir kentte, Tanrıyı birlemiş , beyazlara tapılan bir ülkede siyah olmuş, ibadet etmek yasakken o mabede girmiştir artık. Roma’ya karsı spartaküs, tabulara karşı bir jan dark’tır artık.

Hasılı Ünzile eli bos döner bu eğitim gönüllüsü ablalarının yanından üstelik bir ton azar işiterek. Rejim düşmanlığıyla suçlanıp androıt muamelesi gördükten sonra bir de haddi bildirilir Ünzile’ye. Ünzile aç kardelen aç şarkısını da büyü ve oku diye anlamıştı oysa. Neden sonra anlamıştır başörtüsü kastedildiğini. Ama Ünzile kararlıdır, bu ülkenin gerçek kardeleni kararlıdır, açmayacaktır, kardelenler asla onların istediği gibi açmayacaktır. Ünzile kararlıdır, gün gelecek ve milyonlarca kardelen açacaktır bu ülkede, kardelenin ve insan olmanın anlamını kavrayamayanların karşısında, onurlu ve müslümanca…

Ünzile tezek kokan yollarında köyünün ve koyunlarıyla her aksam ustu ahırının dibinde sadece okuma hayalı kuran küçük bir köylü kızı. Ünzile dinini yaşamak isteyen binlerce başörtülü genç kızdan bir tanesi. Onlar ise tutarsızlıklarıyla Ünzilelerin ve diğer tüm özgürlük mücadelesi veren kızların baş düşmanı. Onlar bu ülkede kendileri gibi olmayan herkesi tehdit olarak algılayan bir grup zavallı insan. Eğitim onların en son sevecekleri iş. Ünzile ise çağdaş bir kıza dönüştürebilme ihtimaliyle sevebildikleri küçük bir kız.
Ve bu da bizim mahallemizin şarkısı …

Ünzile’nin ne kokuşmuş düzeninize ne de düzeninizin çökmüş eğitim sistemine ihtiyacı var… Çekin çağdaş ellerinizi üzerinden kızlarımızın. Bırakın, onlar koyunlarıyla daha mutlular. Fildişi kulelerinizden Ünzile’nin köyü geri kalmış görünse de, alkol kokan caddelerinizde, barlarda eriyen genç eserlerinize uzatın o çağdaş ve laik ellerinizi.

*Eğitimci-Yazar. suffafatmakurt@hotmail.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: