Doğu Konferansı İstanbul Buluşması Sonuç Bildirgesi


14.11.2005

Tarihin karanlık bir dönüm noktasındayız.
Gerek iç gerekse dış, birçok tehditle karşı karşıya bulunduğumuz bir dönemden geçiyoruz. İçte demokrasi ve insan hakları yokluğu, her ala kalkınmada başarısızlık gibi tehditlerle; dışta ise politik, ekonomik ve askeri güç mantığıyla bölge üzerinde hegemonya kurma emelleriyle karşı karşıya bulunmaktayız. Irak’ın işgale maruz kalması ve yıkımı; Suriye ve İran gibi diğer bölge ülkelerinin benzer bir tehditle karşı karşıya olması; Filistin halkının varlığının ve haklarının adım adım yok edilmesine yönelik çabalar; bölgede emperyalist Amerikan-Siyonist projesine karşı her türlü direnişin kırılmasına yönelik adımlar, bu tehditlerin başında gelmektedir.

Bölgenin tarihsel birikimi ve medeniyet tecrübeleri, hepimiz için ilham kaynağı olmalıdır. Bölge halklarının özgür, insanca, müreffeh, adil ve eşit bir hayat yaşama umutlarını paylaşan Türkiye, İran ve Arap dünyası yazarları, edebiyatçıları ve sivil toplum üyeleri aramızda doğrudan ilişkiler geliştirmek için Doğu Konferansı’nı bir platform olarak kurmaya karar verdik. Bu Konferans, bölge halklarını doğrudan ilişkiler kurmak ve geliştirmek suretiyle emperyalist tehdit ve saldırılara karşı koymayı amaçlamaktadır.

Doğu Konferansı’na katılan bu aydın, yazar ve sivil toplum temsilcileri, Irak’ın işgali sonrasında yapılan ziyaretler esnasında gerçekleştirilen birçok ön görüşmeden sonra İstanbul buluşmasında bir araya geldiler.
Konferans, şu sonuçlara ulaştı:

1. Bölgemizde egemenlik kurmak için halkların insanca ve özgür bir hayat yaşama özlemini bastırarak, bölme-yönetme esasına dayanan bir siyasi coğrafya yaratan sömürgeci Batılı güçlere karşı durmak; yaratıcı çoğulculuğu ve kadim ve evrensel insani değerleri koruyan ve tabii ve beşeri bir coğrafya üzerinde yaşayan Doğu halklarının birliğini yeniden canlırmak gerekir.

2. İç ve dış sorunların üzerine gidebilmesi için Doğu ülkelerinde sivil toplum unsurları arasındaki ilişkiler güçlendirilmelidir.

3. Doğu toplumlarındaki işbirlikçileri yardımıyla ilerleyen emperyalistlerin barbar saldırganlığına karşı her ala direnmek için Doğu toplumlarının güçleri, enerjileri ve potansiyelleri seferber edilmelidir. Bu saldırgan politikalar, zaman zaman özgürlük ve demokrasiyi yayma, adalet ve insan haklarını sağlama kılıfı altına girebilmektedir. Bu doğu halklarının özlemlerini asla gerçekleştirmeyecek bir aldatmacadır. Ne var ki, bu gerçek bizim özgülükler ve demokrasiye olan inancımızı ve hassasiyetimizi zedelemez.

4. Bütün sivil toplum unsurlarıyla Doğu halkları (özellikle kadın ve gençlik kesimleri), demokratik toplumlar kurmak, kitlelerin temel ihtiyaçlarını karşılamak, milli servetin adil bölüşümünü sağlamak, ülkelerin bağımsızlığını muhafaza etmek ve her ala kalkınmalarını gerçekleştirmek sorumluluğunu taşımaktadır.

5. Her türlü işgale ve her türlü baskı ve sosyal adaletsizliğe karşı meşru direniş ile halkların güvenliğini tehdit eden terör arasında kesin bir ayrım yapmak şarttır. Teröre “uluslararası teröre karşı mücadele” maskesi altında terörün en iğrenç şekillerini bölgemizde özellikle Filistin’de ve Irak’ta uygulayan devlet terörü dâhildir.

6. Uluslararası örgütlerde uluslararası hukuku uygulamak gerekmektedir. Uluslararası bazı önemli örgütler son zamanlarda ABD ve batılı müttefiklerinin bütün dünyada hegemonya emellerini gerçekleştiren ve menfaatlerini güden araçlara dönüşmüştür

7. Uluslar arasında karşılıklı saygıya dayanan, uluslararası hukuka bağlı, yoksulluktan, hastalıktan cehaletten kurtulmuş bir dünya yaratmak için; din, ırk, cinsiyet ve yaşına bakmaksızın bütün insanların onurunu koruyan bir adil dünya düzeni yaratmak için, Batı ülkelerindekiler de dâhil, bütün sosyal güçlerle işbirliği yapmak istiyoruz.

DOĞU KONFERANSI DELEGASYONU


Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: