Alev Alatlı Neden Haklı?-Anayasa Değişikliği


25.08.2010/[a.k]

Diyordu ki Alev Alatlı “Schrödinger’in Kedisi’nde”: Afazi diye bir hastalık vardır ve bu bizim toplumumuzun bir numaralı hastalığıdır. Afazi, söz yitimidir. Karşıdakinin söylediği kelimelerin, sözlerin dinleyende anlam bulamaması veya değişik biçimlerde anlam bulmasıdır. Buradan çıkışla Alev Alatlı baz alındığında toplumumuzun, toplumumuzu ilgilendiren bir durumda konuşurken, tartışırken tartışamadığını ve düzgün bir şekilde konuşamadığını söyleyebiliriz. Kutuplaşma şeklinde tezahür eden, ben haklıyım diğeri haksız şeklinde süregelip süregiden bu durum toplumsal bir anlaşma olan anayasa söz konusu iken özellikle dikkat edilmesi gereken bir durum olur haliyle.

Anayasa değişikliği için parti liderlerinin mitinglerdeki halleri ortada. Birinin ak dediğine diğer kara demeye koşullanmış müzakereciler gibiler. Bunun toplumdaki yansıması ise zaten bambaşka boyutlarda oluyor haliyle. Ama yine de toplumun sağduyusunu geliştirmesi beklenen siyasetçilerin aksine toplum kendi nabzını kendisi düşürüyor. Bunun nedeni öyle olmalı ki, anayasayı şimdiki haline getiren süreçlerden toplumun bizzat kendisinin geçmesi. Ama yine de kocaman bir sıkıntı var ki o da Alev Alatlı’nın gösterdiği nokta. Ben evet demeliyim çünkü “12 Eylül” anayasasına karşıyım, ben hayır demeliyim çünkü “12 Eylül” anayasasının değil iktidarın kendi menfaati adına bir şeylerin değiştirileceğine inanmaktayım. Böylesi ayan beyan bir şeyin evet diyenler ile hayır diyenler arasında böylece konuşulamıyor olup, meydanlarda adeta seçim havası esmesinin tek bir manası var ki o da: İktidara karşı olanlar ile iktidarı destekleyenlerin geçmişten gelen rekabeti. Bu anlaşamamaktır çünkü mevzu olan şey toplumun hepsini ilgilendiren bir toplumsal sözleşme metninin değişip değişmeyeceğidir. Konuşulması gereken budur. Bunun haricinde konuşmak isteyenin rasyonel olarak söze başlarken “antiparantez” diyerek söze başlaması lazımdır. Belki o hararet içinde bu mümkün değildir ama bunun sonucu değişen bir şeyin neden değiştiğini es geçip değiştirdik veya değiştirmedik sloganına varacaktır ve kaybeden yine halkın kendisi olacaktır ki zaten halk, kendi haklarını bilip bilmemek arasında sıkışıp kalmıştır bizim toplumumuzda.

Anayasa değiştirmek o toplumun hepsine sirayet etmesi gereken bir iyileşme hareketi olmalıdır ama kökten gelen “anlaşamama” durumu bizim toplumumuza öylece yapışmıştır. Denilebilir ki “12 Eylül 1982”anayasası % 92 oyla kabul edilmiştir. Ama bunun nasıl bir ortamda gerçekleştiği aşikardır. Bunun nedeni toplumumuzun hayati bilgisinin evrilememesinden kaynaklandığı, bu kavgayı veren diğer toplumlara bakıldığında görülebilmektedir. Toplumsal afazi hastalığımızdan kurtulduğumuzda, hayati bilgimizi biraz daha ileriye taşıyabildiğimizde, toplumsal empati ve toplumsal ahlakımızı geliştirdiğimizde bir şeylerin daha rahat hatta kendiliğinden çözülebiliyor olduğunu göreceğiz çünkü ortak iradenin önünde dünyevi hiçbir şeyin duramayacağını dünyamız çok kez gördü.

Tüm bunların yanında bu anayasa değişiklik paketi, toplumumuza gelip yapışan hastalıkların önüne geçecek değişiklikleri içermesi daha rasyonel olurdu. Dikkat etmek lazımdır ki anayasa değişikliği toplumun büyük bir kesiminin artık yeter demesi ile söz konusu olmamıştır. Hala çürümüş olan sistemde gül kokusu arayan insanların ayrıca belirtmek lazım ki anayasa değişikliği seçimlerinde akletmeden “pirinin” arkasından yürümesi böylece kaçınılmaz olur. Yani anlaşamama daha da dip yapar. Bu ise –temennimiz, olmaması- ileride daha kapsamlı olarak yapılması gereken değişiklilerde önümüze daha da büyüyerek gelecektir.

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: