Felluce katliamı Hiroşima’yı geçti!


Dünya medyası ABD’nin Irak’tan çekiliyoruz yalanlarını manşetlerine taşırken, ülkedeki katliamın izleri hala silinmiş değil. 1,5 milyon insan işgal esnasında ölürken, Felluce’de yaşanan katliamın izleri Hiroşima’yı geçti.

24 Temmuz 2010 tarihinde yapılan bir araştırmaya göre; 2004 yılında Amerikan askerlerinin uluslararası savaş kurallarını ihlal ederek kullandığı silahlar özellikle Felluce’de onkolojik hastalıklara sebep oldu, Irak’ta çocuk ölümlerini artırdı. Dr. Chris Popsy, “Felluce’deki çocukların maruz kaldığı gen bozuklukları ve diğer hastalıkların kaynağını tam olarak belirtmemiz çok zor” dedi.

Amerikan “özgürlük ” kuvvetleri, uluslararası suçlar işleyerek, Irak’a zorla girdi, yerle bir etti. Çok sayıda Iraklıyı katletti, işgalin alçaklığını ve getirilerini tattırdı, Amerikalılar, İngilizler ve Amerika Birleşik Devletlerinin öncülük ettiği işgal kuvvetlerine destek veren herkes bu suça ortak oldu.

Dicle ve Fırat arasındaki ülkelere ölüm ve korkudan başka bir şey getirmeyen yabancı kuvvetler işgalin ilk gününden beri, karşılarında Irak halkının devrimci direnişçilerini buldular. İşgal kuvvetleri –Amerika ve İngiltere- Felluce’de ve Irak’ın genelinde düşmanına karşı amansızca savaşan Irak halkı karşısında, hezimete uğrar gibi olunca, “dünyanın en büyük ordusu Irak’ta yenik düştü” dedirtmemek için uluslararası suçlar kapsamına giren silahları kullandı. Nükleer, kimyasal, biyolojik silahlar! Bu silahların yasaklanmasının sebebi savaş ahlakına aykırı olması idi.-Zira bu tarz silahlar tek bir kişiye karşı kullanılmaz, bir kere ateş edildi mi sivil, asker herkes etkilenir.-

Silahları şu şekilde gruplandırmamız mümkün;

Biyolojik silahlar; virüs taşıyan kemirgenler, mikroplar, virüsler.

Kimyasal silahlar(gazlar); sinir gazları, yakıcı gazlar, kapasite bozucular, kan zehirleri, akciğer irritanları. Daha da kötüsü, Napalm ve Beyaz Fosfor.

Nükleer silahlar; fisyon ve füzyon olarak ikiye ayrılır. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılanlar fisyon bombalardır(uranyum ötesi ağır çekirdeklerin bölünmesiyle elde edilen enerji). Fisyon bombalarda belli bir üst limit vardır. Hiroşima ve Nagazaki’deki bombanın 3 ölümcül aşaması var; basınç, sıcaklık derecesi, radyasyon.

Birinci aşamadan kurtulan ikinci, ikinciden kurtulan üçüncüden kurtulamayacaktır. Ve bu tamamen rüzgârın esiş yönüne ve hızına, bölgenin konumuna bağlıdır.

Füzyon bombalar (Hidrojen bombası) ise ateşlenen bir fisyon bombası ile hidrojen çekirdeklerinin birleşmeye zorlanmasıyla ortaya çıkan, herhangi bir üst limiti olmayan bombalardır.

Her ne kadar yalan açıklamalar ile dünyadan gizlenmeye çalışıldıysa da bu silahların pek çoğu işgal kuvvetleri tarafından Irak’ta kullanılmıştır. En somut kanıtı, bölgede farklı türlerde kanser oluşumları, binlerce kişinin bundan nasibini almasıdır. Özellikle orta kısımda, güney ve batıda. Direniş kuvvetleri, Felluce, AlMatar ve diğer bölgelerde, kendilerine karşı bu silahların kullanıldığını, delile gerek olmadığını, 24 Temmuz 2010 tarihli bir araştırmanın çocuk ölümlerinin artışı ve onkolojik hastalıkların yayılmasını Amerika’nın bölgede kullandığı kimyasallara bağladığını dile getirdi.Araştırmanın “2005-2009 yılları arasında Felluce’de bebek ölümleri ve kanserler” bölümünü hazırlayan, Star üniversitesi eğitim görevlisi Dr. Chris Popsy “kansere ve gen bozukluklarına neyin sebep olduğunu kesin olarak söylemek zor” dedi.Kullanılan silahların türlerini tespit edememelerine, gen bozukluklarının ne kadar ilerlediğini bilmemelerine rağmen, Felluce halkı yapılan saldırılarda Uranyum silahlarına ve fosfor bombalarına maruz kaldıklarını, işgal kuvvetlerinin, duvarları aşıp ev sakinlerini öldürebilen yeni bir silah kullandıklarını iddia ediyor. Felluceli doktorlar gen bozuklularının iki başlı doğumlardan ayak parmaklarında ciddi bozukluklara vardığını söylüyorlar.
Araştırma, 1000 doğumdan 80’inin ölü doğduğunu (bu oran Mısır’da 19, Ürdün’de 17, Kuveyt’te 10), Irak’taki kanser vakalarının 2. Dünya Savaşı akabinde Hiroşima ve Nagazaki’den kurtulanlardan daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmacılar, özellikle Felluce’de löseminin 38 kat (Hiroşima’da 17 kat artış olmuştu), kadınlarda göğüs kanserinin 10 kat arttığını söylüyorlar. Aynı zamanda ergenlik çağındakilerde beyinde şişlikler ve lenfoma oranının arttığı gözlenmekte.

Bu nasıl özgürlük?! Bu ne çeşit bir demokrasi anlayışı?!
Bir çok asker uluslararası hukukta kullanılması yasak kimyasal silahların Irak direniş güçleri hatta siviller üzerinde kullanıldığını itiraf ediyor. 25/7/2010’nda İngiliz Savunma Bakanı Liam Fox, 2003’te Irak-Amerika Savaşında Amerikan ordusuna katılan İngiliz askerlerinin de uranyum kullandıklarını itiraf etmişti.


Irak’ın Felluce şehri ABD nükleer saldırıları sonrası yerle bir edilmişti.

Fox’un İngiltere Avam Kamarasına sunduğu raporlar, İngiliz Kuvvetlerinin Irak Savaşı’nda uranyum stoklarından tam olarak 1.9 ton kullandığını ve İngiliz Savunma Bakanlığının Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nı uranyum kullanılarak ele geçirilen Irak sokak ve bölge isimleri ile doldurduğunu belirtiyor.

Yine İngiliz The Times Gazetesi, 15/06/2010 tarihinde Irak’tan çekilme kararı alan işgal güçlerinin Pentagon raporlarına göre tam beş bin ton zehirli atığı Pentagon Savunma Bakanlığı kurallarınca Amerika’ya taşımamak için Irak’ta bıraktıklarını ortaya çıkardı.

Gazete, Irak altyapı ve mühendislikten sorumlu Tuğgeneral Kendall P. Cox’un 14.500 ton petrol yağı ve yedi yıl boyunca imha edilmemiş kirli topraktan kurtulmaya çalıştıklarını açıkladığını bildiriyor. Bu atıklara maruz kalan Iraklıların ciddi cilt sorunlarından, ellerinde ve ayaklarında iltihaplı yaralardan, öksürük krizlerinden ve kusmadan şikâyet ettiklerini aktardı. Yapılan araştırmalarda Amerika Askeri Birliklerinin atıklarını imha etmekle sorumlu şirketlerin zehirli atıkları diğer atıklarla karıştırıp yerli şirketlere verdiği ortaya çıktı.

Times Gazetesi 2008 yılında New Jersey’in Morristown bölgesindeki Aid Chemical Şirketi’nden Pentagon yetkililerine gelen bir e-postada, zehirli atıkların etkilerinden, aynı zamanda konteynırlara yapıştırılan kağıtların su arıtımında kullanılan yüksek etkide zehirli kibrit asitleri içerdiğinden ve maddeye temas halinde hemen tıbbi önlemler alınması ve gaz maskesi kullanılması gerektiğinden bahsedildiğini yazdı.

Bu yıl içerisinde Amerikan askerlerinin Irak’ı boşaltacak olmaları ve karargâhların kapatılacak olması atık maddeler ile ilgili bazı soruları gündeme getirdi.

Atıklar Basra kentinde ki Ummu Kasr Limanı’ndan Amerika’ya mı taşınacak yoksa Irak’ta özel şirketlere mi verilecek? Atıkların gömüldüğü Ninova ve Anwar şehirlerinde ki alanların –Amerikan askerleri yedi yıl boyunca bu bölgede kamp kurmuşlardı- Bağdad’a giden anayollara çok yakın olması da tartışmalara neden olan konulardan.

Bu sırada Amerikan işgal güçleri zehirli atık ve maddelerden 130.000 tonunun imha edildiğini açıkladı. İşgal güçleri adına bir basın toplantısına katılan Tümgeneral Stephen Lanza, henüz miktarı belirlenmemiş olan eski petrol, yağlama maddeleri ve kimyasallarla kirlenmiş toprak gibi zehirli atıkların imha edilmesi için iki şirkete 55 milyon dolar harcama yapıldığı ve 2011 yılı içerisinde askerlerin çekilmesi ile hiçbir atık madde kalmayacağı açıklamalarında bulundu.


Conilerin Felluce’de kirlettikleri bir kutsal mekan…

Eğer bu atıklar ve zehirli maddeler tam olarak imha edilmezse, savaş sonrası zaten yeterince zarar görmüş olan halk bir de özellikle biyolojik sorunlara neden olacak olan kanser ve daha birçok hastalıkla karşı karşıya kalacak.

Hiçbir şekilde çarptırmadan sizlere sunduğum bu gerçekler, bazı yetkililer ve kuruluşlar yalanlansa da, işgalde görev almış komutanlar ve batı gazeteleri tarafından açıklanıyor.

Amerika’nın Irak’ta yapmış olduğu katliam yalnızca bir buçuk milyon Iraklı’nın ölümü, çok sayıda insanın yaralanması ve dört milyon insanın başka ülkelere göçe zorlanması ile sınırlı değildir. Kindar işgalci askerlerin uluslararası hukukta kullanılması yasak kimyasal silahlar kullanmaları, sivillerde kalıcı özre,bebeklerin dünyaya sakat gelmelerine neden olan sorunlu doğumlara ve yaygın kansere neden oldu.Özgürleştirme ve demokratikleştirme bahaneleri arkasında yapılan bu acımasız terörist katliama artık tüm dünyanın dur demesi gerekiyor.

Aksi takdirde ”bu nasıl özgürlük, bu ne çeşit bir demokrasi anlayışı” sorusu gündeme gelir.

*Iraklı düşünür ve yazar.
Prof. Dr. Casim eş-Şemri* / TİMETURK
Bu makale Rukayye Serdar tarafından timeturk.com için tercüme edilmiştir.

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: