Başörtüsünün Referans Kaynakları


Başörtüsünün nasıl olması gerektiği, İslâm’ı referans alanlarla İslâm’ı referans almayanlar arasında bir ihtilaf noktası, bu doğru. Ama artık bu mesele İslâm’ı referans aldığını söyleyenler arasında da bir ihtilaf konusu, bunu da görmek gerekiyor.
Bunu son günlerde CHP’nin başörtüsü yasağını kaldırmak için yaptığı “makbul başörtüsü” tanımında ve başörtülü hanımlar arasında medyada yapılan “dandik tesettür” tartışmalarında gördük.
CHP’nin aldığı pozisyon yeni değil. Bu parti kuruldu kurulalı aşinayız buna. Önce başörtüsünü Türkiye Müslümanlarının hayatından tamamen çıkartmak istediler. Bugünkü yasağın temeli de bu zaten. Halk tesettüre olan inancında sebat gösterince, inatlaştılar ve halktan uzaklaştılar. Toplumun belli bir kesiminin partisi olmayı yeğlediler.
Uluslararası konjonktürün zorlaması sonucu ülke demokrasiyle tanışınca, bürokrat yasakçıların sivil siyasetteki temsilciliğine soyundular. O gün bugündür Batı cephesinde durum aynı.
Artık şunu çok iyi anlamış durumdalar; CHP yasakçı zihniyeti sürdürdükçe, sittin sene kalsa yine de iktidara gelemeyecek. Muhalefetteyken iktidar partisinden daha fazla güç sahibi olmanın yolları da kapanmaya başladı. Bunun için iktidar kapısını aralamak istiyorlar. Bir süredir gerekirse taviz verebileceklerinin sinyalini verip duruyorlar. Kendi içlerinde bir zihin berraklığına ulaşamasalar da, buna mecburlar.
Taviz verecekler ama başörtülülerin de taviz vermesini istiyorlar. Bir adım siz öne çıkın, bir adım da biz öne çıkalım, diyorlar.
“Taktığınız başörtüsü İslâm’ın tanımladığı başörtüsü olmasın. Başörtüsünü tamamen açmasanız da olur. Yeter ki dinin de onay vermeyeceği bir içerik alsın, o zaman yasağın kalkmasına yardımcı oluruz. Saçlarınızın az bir kısmını görünür kılın, şimdilik bu bize yeter!” modundalar.
Bu teklifi bilimsel unvanlı kişilere yaptırınca, CHP ideolojisinin katı pozitivistçi duruşunun boyasının dökülmeyeceğini sanıyorlar. Din ve siyaset alanları birbirinden bağımsız olsun diye yıllarca dindar kesimin ensesinde boza pişireceksin, sonra da kalkıp dinî olanı tanımlayacaksın! Daha doğrusu tahrif edeceksin. Dinî alana laikçi kimlikle girince boya dökülmesin de ne yapsın!
Tek istedikleri başörtüsünün üzerine devletin ideolojisini yazmak, o zaman sorun kalmayacak. Bunu başarırlarsa ülke ekonomisi kalkınacak, eğitim seviyesi yükselecek ve topyekûn kurtuluşa ereceğiz, sanırsınız.
Hâlbuki, başörtüsünün devlet ideolojisinden bağımsız bir inanç meselesi olması gerektiğini, her insanın doğuştan gelen inanç hürriyetine sahip olduğunu, insanların inançlarına göre yaşamalarında bir sakınca olmadığını kabul etseler, sorun kendiliğinden çözülecek.
Muasır medeniyetler seviyesine yükselme söylemini bir totem yapan CHP, bir türlü bu ülküsüne ulaşamadığı için olsa gerek, “muasır medeniyet” dediği Batılı ülkelerin “inanç özgürlüğü” prensibine hep yabancı kaldı.
Eğer bu sorun çözülmek isteniyorsa, CHP ve bilumum başörtüsü karşıtı kesimlerle başörtüsüne inananların ortak bir referansının olması gerekmektedir, yoksa toplumun belli bir kesimiyle kahir kesimi arasındaki bu gerginlik sürüp gidecektir.
Bu ortak uzlaşı noktası; “inanç özgürlüğü” prensibi olmalıdır. CHP, ülke halkının inandığı İslâm Dini’ni bir referans olarak görmediğine göre bu prensipte buluşmak gerekir. Eğer sorunu çözmekte samimi iseler tabiî.
“İnanç özgürlüğü”ne çağdaş laikliğin de bir itirazı yok. Çünkü demokrasinin olmazsa olmazı sayılan temel haklardan birisidir bu. Sorunu çözmek üzere başörtülüler de “inanç özgürlüğü”nü bir referans kaynağı olarak almakta bir sorun görmezler.
Aksini savunmak, CHP ideolojisini başörtüsüne vurun ve bizim size uygun gördüğümüz kadar özgürlüğü kabul edin demek olur. Bu da biz bu sorunu çözmek istemiyoruz ve başörtülülerin haklarının gasb edilmesini savunuyoruz demekten başka bir anlama gelmez.
Yazının girişinde başörtüsünün İslâm’ı referans aldığını söyleyenler arasında da bir ihtilaf konusu olmaya başladığını söyledik. Gelecek yazımızda da bu konunun değerlendirmesini yapacağız inşaallah.
Son yazımızda başörtüsünün nasıl olması gerektiğinin, İslâm’ı referans alanlarla İslâm’ı referans almayanlar arasında bir ihtilaf noktası olduğunu, ama artık bu meselenin İslâm’ı referans aldığını söyleyenler arasında da bir ihtilaf konusunu teşkil ettiğini yazmış ve birincisini izah etmiştik.
Diğerine gelince; son günlerde “dandik tesettür” tartışması ekseninde varlığı iyice belirginleşen ve referans kaynakları daha çok “bu çağda ancak bu kadar olur, bireysel tercih, kişisel özgürlük, estetik” gibi çağın ruhuna uygun psikolojik gerekçelerle örülmüş ve tesettürü modern kalıplara döken yeni bir trend var. Bir de buna tavır koyanlar…
Müslümanlar ihtilafa düşebilirler. Ancak bu ihtilaf Kur’an, Sünnet ve İcma ila sâbit olan kadının avret mahallinin yani el, yüz ve ayaklar haricinde bedenin bütünün şeffaf olmayacak ve beden uzuvlarını belli etmeyecek bollukta kıyafetlerle örtünmesi gerektiği amir hükmünde yaşanıyorsa, bu ihtilaf; İslâm inanç sisteminin, teşrî hükümlerinin ve tarihsel uygulamasının dışında cereyan ediyor demektir.
Akide olarak Nur sûresine inanmanın gereğidir tesettür. Keyfiyet olarak Sünnet ve Fıkıha ait bir meseledir. Tarih olarak da Müslüman bütün fırkaların üzerinde icma ettiği; nesilden nesile yüzbinlerin yüzbinlere ve daha sonraki asırlarda milyonların milyonlara ameli mütavatir olarak aktardıkları kat’i bir dinî uygulamadır.
Öyle ki, tarih boyunca Müslümanlığın en görünür sembollerinden birisi olmuştur. İslâm tesettürüne inanmayan bir Hıristiyan, Yahudi yahut Hindu bile tesettürün Müslümanlığa ait olduğunu bilir.
Tesettüre mündemiç “ruhsal edeb”i hiçleştiren davetkâr tesettür kıyafetleri, elbette Müslümanları rahatsız edecektir. Ve bir müslümanın bunun dinen meşru olmadığını söyleme hakkı vardır. Bu, herhangi bir bireyin inanma hürriyetine müdahale değildir, bu; İslâmî olduğu iddia edilen bir hususun İslâmî olup olmadığının tesbiti meselesidir.
Bir şeyin İslâmî olup olmadığını tesbit için yapılması gereken şey, içine düşülen ihtilafı yine İslâm’ı referans alarak çözmek olmalıdır. Kur’an bunun yolunu şöyle gösterir:
“Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Resûl’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” (Nisa: 59)
İnananların içine düştükleri anlaşmazlıkları çözmede birinci derecede müracaat kaynakları, Kur’an ve Sünnet’tir. Yine Kur’an; “Eğer bilmiyorsanız, Ehl-i Zikr’e (konunun uzmanlarına, bilenlere)  sorun.” (Nahl: 43, Enbiya: 7) buyurmaktadır.
Efendimiz (sas) de, “Âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakırlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasib elde etmiştir.” (Ebu Davut: 3/354, hn. 3643, Tirmizi: 5/48, hn. 2682) demiştir. Bir diğer ifadeyle, hem Kur’an hem de Efendimiz,uzman olmayanların konuyla ilgili uzmanlara müracaat etmesini söylemiştir.
Çağımızın bir özelliği de tahassus çağı olmasıdır. İnsana ve kainata dair bilgi çok dallanıp budaklandığından, uzmanlaşma da artık küçük alanlarla sınırlanmaya başlamıştır. Bunun için de her konuda uzmana gitmemiz gerektiğini biliriz.
Psikolojiden sosyolojiye, siyasal bilimlerden tarih disiplinine, hukuktan ekonomiye ve hatta futboldan yemek tarifine varana kadar alanının uzmanlarına itibar edildiğini görüp de, dini alana gelince nasıl olup da herkesin aniden uzman kesilmeye başladığını müşâhade etmek, size de garip gelmiyor mu?!..
Evet, İslâm’da ruhbanlar sınıfı yoktur, âmenna ve fakat uzmanlığın olmadığını kim söyleyebilir ki?..
Tesettür, İslâm’ın Kur’an, Sünnet ve İcma ila sâbit bir hükmüdür. Bu yüzden tesettürün nasıl olması gerektiğini de, ne bizim kişisel tercihlerimiz ne de devletin ideolojisi belirler. Dinî olanı öncelikle din belirler. İçine düştüğümüz ihtilafların referans kaynağı da dinin kendi öz kaynakları olmalıdır.
İslâm Dini’ne yeni bidatlar eklemek nasıl aşırılıksa, İslâmî hükümleri iskat etmek de aynı ölçüde aşırılıktır ve tabiatıyla merduttur. Çağın kültürel hegemonyası bu gerçeği değiştirmez.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: