Doğu Konferansı İstanbul Buluşmasının Ardından


Hakan Albayrak/17 Kasım 2005 Perşembe

Bin millik yol bir adımla başlar…
İkibuçuk yıl önce Ankara’da bir yazıhanede attığımız adım öyle bereketlendi ki, Doğu Konferansı İstanbul Buluşması’na kadar geldik.
Bu buluşmada Türkiye, Suriye, Irak, İran, Mısır, Malezya ve Hindistan’dan 120 aydın, farklı ideolojik kimliklerini / siyasi eğilimlerini muhafaza etmekle beraber, Doğu’nun tamamını tehdit eden Batı emperyalizmine ve Siyonizm’e karşı beraber hareket etme iradesini ortaya koydu.
Dahası, bu buluşmada, Doğu halklarını parçalayan sınırların sun’î olduğu ve sadece emperyalizme hizmet ettiği defaatle ifade edildi.
Irak’ta oynanan “böl ve yönet” oyununun bütün bölge ülkelerini tehdit ettiğine dikkat çekilerek, Türkiye, Arap ülkeleri ve İran’ın ortak bir strateji geliştirmesi gerektiği vurgulandı.

Herkesin her konuda hemfikir olması beklenemez, nitekim toplantılar yer yer sert tartışmalarla geçti, ama bu tartışmalar, ‘ortak cephe’ eğilimine halel getirmedi (Zaten en büyük tartışma, “Bir dahaki toplantı nerede yapılsın?” sorusuna cevap aranırken yaşandı; Doğu Konferansı o kadar itibar görüyor ki, herkes bu konferansı ülkesinde ağırlama şerefine nail olmak istiyor).
Millî Gazete’mizin de yayınladığı sonuç bildirisi, Doğu’yu bir bütün olarak ele alan anti şovenist ve anti emperyalist bir bildiridir.
İslâmcı, sosyalist, komünist, liberal ve hatta milliyetçi imzaların böyle bir bildirinin altında buluşmuş olması ne güzel.
Bârekallah.
İstanbul buluşması, tanışmaya ve kaynaşmaya hizmet etti.
Bundan sonraki toplantılarda somut projeler geliştirilecek inşallah.
Gelecek sene Şam, Kahire veya Tahran’da buluşmak ümidiyle…
*
Restleşmeye doğru (2)
Afrikalı mütefekkir Frantz Fanon şöyle diyordu:
“Hep insandan bahseden, ama insanı nerede görse öldüren Batı’ya sırtımızı dönelim.”
Zimbabwe hükümeti, dış siyasette “Doğu’ya Yöneliş” prensibini benimseyerek, Çin ve Malezya ile safları sıklaştırmaya çalışıyor…
Tanzanya hükümeti, takım elbise ve kravatı bırakıp geleneksel kıyafetlere dönmekten bahsediyor…
Güney Afrika hükümeti, Batılı ilaç tekellerinin sömürüsünden kurtulmak için kabile tıbbını canlandırıyor…
Fanon yaşasaydı, mutluluktan ölürdü.
Afrikalılar her alanda Batı’ya sırt çevirmeye başladılar.
Bu bir süreçtir ve henüz sürecin başındayız.

Güney Amerika birliği ve Brezilya Cumhurbaşkanı Da Silva’nın Afrika gezisi sırasında ilan ettiği “Güney-Güney Dayanışması” da bir süreçtir ve henüz sürecin başındayız.
Türkiye-Suriye yakınlaşması ve Doğu Konferansı çatısı altındaki birlik arayışları hakeza.
Batı’nın vahşi kapitalizmi ve emperyalizmi Irak işgali gibi vesilelerle korkunç yüzünü açık-seçik gösterdikçe, bu süreçler hızlanacak ve aynı deryaya akan nehirler gibi birleşecektir.
Küresel emperyalizme karşı küresel bir cephe oluşturacaktır.

Afrika, Asya, Ortadoğu ve Güney Amerika’nın Batı’ya karşı henüz tam manasıyla seferber olamayışının sebebi, Batı’ya bağlanan siyasi / iktisadi / içtimai umutların henüz tamamen sönmemiş olmasıdır.
“Evrensel değerler” yalanı bazı çevrelerde prim yapmaya devam ediyor.
Fakat Batılılar Afrika, Asya, Ortadoğu ve Güney Amerika’da bizzat veya işbirlikçi yöneticiler aracılığıyla yaptıkları mezalimi kendi ülkelerine de taşıdıkları zaman (ki taşımaya başlamışlardır), “Üçüncü Dünya”daki son kaleleri de düşecektir.
11 Eylül hikâyesi ve Mağribli çocukların ayaklanması, Batı’da İslâm ve genel olarak yabancı düşmanlığının ayyuka çıkmasına ve “Bunların hepsini kovalım” anlayışının iktidarlar tarafından da benimsenip bütün Avrupa çapında bir “etnik temizlik” rüzgârının esmesine yol açar mı?
Yol açarsa, yukarıda sözünü ettiğimiz “süreç”ler anında tamamlanır; Afrika’da, Asya’da, Ortadoğu’da, Güney Amerika’da Batı düşmanlığı, anti emperyalizm ve öze dönüş hareketleri ‘tavan’ yapar.
Böyle bir gelişme, bütün Batı işbirlikçisi yönetimlerin de sonunu getirir.
Bunlar, ya halkların iradesine boyun eğerek siyasetlerini değiştirirler, yahut halkların öfkesinde boğulurlar.

Çünkü Batı “Ben sizinle ipleri kopardım” diye bas bas bağırırken, “Biz hâla Batı’nın ipine sarılıyoruz” diyenlere kimsenin tahammülü olmayacaktır
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “Leyla Şahin Davası”nda verdiği karara bu zaviyeden bakıyor ve Batı Yalan İmparatorluğu’nun yıkılmasına katkılarından dolayı AİHM’ye teşekkür ediyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: