Numan Kurtulmuş İki Farklı Makale – 1


Numan Kurtulmuş, herhangi bir çalışması, başarısı görülmediği, bir siyasi mücadele de vermediği halde sadece 10 yıl boyunca tekkeyi beklediği için anahtar teslimi kendisine tevdi edilen Saadet Partisi Genel Başkanlığında 2 yılını bile tamamlayamadan bırakıp gitmek zorunda kaldı. Tescilli Millî Görüş karşıtları bu başarıyı (!) anlata anlata bitiremiyorlar.

Kendi inisiyatifi ile topladığı olağanüstü büyük kongrede 4’te bir oranında güvenoyu alabildiği halde parti tüzüğü arkasına saklanıp istifa etme asaletini gösteremeyen ve oyunu aldığı 310 delegeye karşı 650 delegenin yeni kongre talebini yerine getirmeye yanaşmayan Numan Kurtulmuş yargı kararıyla zorunlu gidilen kongrede kaybedeceği kesinlik kazanınca tabanları yağlayıp yallah dedi…

Bırakıp kaçarken de yediği çanağa tükürüp partiyi beş paralık ettiler dedi. Kavga ettiği arkadaşından dayak yiyip karşılık veremediği için söverek yürek soğutmaya çalışan çocuk gibi ağız dolusu küfürler savurarak Firavun dedi, Karun dedi, Bel’am dedi…

Oysa beş paralık olan sadece kendisiydi. Yaptığı zorbalıklarla Firavunlaşan, basına sıkça ilanlar verip para zoruyla kendini kabul ettirmeye çalışarak Karunlaşan, dini kavramları saptırıp kullanarak Bel’amlaşan da kendisiydi.

Tıpkı statüko temsilcileri gibi din istismarcılığı ile suçlamayı da ihmal etmedi. Oysa yaptığı suçlamalarda siyasi terminoloji yerine dini terminolojiyi kullanarak din istismarı yapan da ondan başkası değildi.

Numan Kurtulmuş ne yaparsa yapsın toz kondurmayan sınırsız bir medya desteği gördüğü için dikkatsizce, özensizce, pervasızca ne ağzına gelirse konuşmaktan, atıp tutmaktan çekinmiyordu, giderayak yine çekinmedi.

Ama bu destek ne önce ne şimdi hiçbir şeye yaramadı. Sonunda medyanın kibar, nazik, beyefendi diye yere göğe sığdıramadığı Numan Kurtulmuş saydı, sövdü, küfürler, hakaretler etti ve çekip gitti.

İki yıla yakın zamandır Numan Kurtulmuş’un bunca densizliğine, sataşmalarına, göndermelerine, başkaldırılarına, küstahça tavırlarına karşı tek kelime bile etmeyip sabreden, gerçekten kibar, nazik ve efendice hareket eden Erbakan’a ise demediklerini bırakmadılar.

Kimse Numan Kurtulmuş için ahde vefasızlık ediyor, emanete ihanet ediyor, kalleşlik ediyor, Brütüslük ediyor demedi. Herkes hep Erbakan için bir köşeye çekilsin, karışmasın; Numan Kurtulmuş nasıl biliyorsa öyle yapsın dedi, durdu.

Açıkçası Erbakan’ın, hayatını adadığı ve uğruna bir ömrünü dayanılmaz çileler ve sıkıntılarla geçirdiği Millî Görüş davası üzerine bir bardak su içmesi isteniyordu.

O kadar ki adam kendisi Erbakan bana karışmıyor, müdahale etmiyor, tavsiyede bile bulunmuyor diye defalarca kamuoyuna bizzat açıkladığı halde kimsenin gerçekleri görmeye, duymaya hiç niyeti yoktu. Herkes alabildiğine Hoca’yı suçluyordu, hırsıza bir şey diyen yoktu.

Oysa gerçekleri görmek isteyenler çok iyi görüyorlardı…

Nitekim daha Yüksek İstişare Kurlu Numan Kurtulmuş’u ittifakla tek aday gösterip 26 Ekim 2008 Olağan Büyük Kongresinde oy birliği ile genel başkan seçtirirken El-Aziz Gazetesi olarak bizler karşı çıktık.

Çünkü Recai Kutan’ın benden bu kadar diye kamuoyuna defalarca açıklama yapması üzerine başka bir adaya da imkân bırakılmadığı için Erbakan’ın kerhen onay verdiğini biliyorduk. Erbakan’ın, Numan Kurtulmuş gözünü tutmadığı halde sözünü dinletemediği için onay verdiğini bir tek El-Azizciler mi biliyordu zannediliyor?

Hayır, kesinlikle hayır!

Herkes biliyordu Erbakan’ın Numan Kurtulmuş hakkında olumlu düşünmediğini, Şevket Kazan’ın teşkilatları arkasına alıp dayatması sonucu Erbakan’ın kabul etmek zorunda kaldığını.

Oğuzhan Asiltürk-Şevket Kazan ikilisi birlikte iyi polis kötü polis rolü oynayarak dayattılar. Oğuzhan Asiltürk’ün sözde karşı çıkması taktik gereğiydi.

Erbakan için ise Millî Görüş camiasına farklı bir yeni tecrübe yaşatmaktan ve nasihatten anlamayan camiayı musibetle intibaha getirmekten başka çare kalmamıştı.

Erbakan, olabilecek olanın en doğrusunu yaptı. Numan Kurtulmuş ne yaparsa yapsın müdahale etmedi, sataşmalarına cevap vermedi, göndermelerini üzerine alınmadı, koyduğu tavırları, yaptığı saygısızlıkları, terbiyesizlikleri görmezden geldi.

…Ve değme sarhoşa düşene kadar misali Numan Kurtulmuş kazdığı kuyuya kendi düşene kadar sadece gelişmeleri izledi.

Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk nihayet Numan Kurtulmuş arabayı şarampole devirince bu kez aleyhte birtakım açıklamalarda ve hareketlerde bulunarak bu yaptıklarını Erbakan’a mal ettiler.

Erbakan Numan Kurtulmuş’un yaptıkları karşısında sustuğu gibi Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk ikilisinin yaptıkları için de bir şey demedi, diyemedi.

Çünkü neredeyse 40 yıllık dava arkadaşları (!), en sadık (!), en vefakâr (!), en fedakâr (!) bağlıları (!) olarak onlara ne diyebilirdi? Dese kime inandırabilirdi?

Erbakan, hangi şartlarda, ne tavizler vermek zorunda kalarak partilerini nasıl kurabildiğini bu azgın medya karşısında kime, nasıl anlatsındı?

Numan Kurtulmuş her ne yaparsa yapsın övgülere boğan, tüm sakarlıklarına albenili kılıflar uyduran, Erbakan ise isterse hiçbir şey yapmasın alabildiğine saldıran medya çevreleri aynı şeyi elbette ki Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk için de yapacaklardı.

Aynı medya bu kez “Vay, vay! Erbakan en sonunda 40 yıldır yanında duran ve her şeyine katlanan en eski arkadaşlarını da harcadı” diye yaygarayı basmaz mıydı?

Bakınız şimdiden yazıyoruz…

Erbakan şu anda son kozunu oynamak durumundadır. Çünkü böyle bir fırsat ilk kez eline geçmiş bulunuyor. Hiçbir zaman şu andaki gibi tek belirleyici olma konumuna gelmemişti, bir daha da gelemez. Ve asla bir Numan Kurtulmuş denemesi daha yapma lüksüne sahip değildir.

Yapacağı istişare sonucu belirleyeceği kişi de eğer Numanlaşırsa artık bir şey yapamaz, sesini de çıkartamaz. Bu yüzden son sözünü söylemek, son kararını vermek durumundadır.

Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk ikilisi ise Erbakan kimi aday gösterirse göstersin itiraz edip karşı çıkmak durumundadırlar. Çünkü sırf bunu yapmak için Erbakan’ın yanına yine 4 ayak üzerine düştüler.

Hiç şüphesiz ki Erbakan’ın belirlediği isim kim olursa olsun Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk karşı çıktıklarında Numan Kurtulmuş’u sahiplenip sınırsız destekleyen medya aynısını bu kez bu ikili için yapacaktır.

Bu bir kehanet değildir. Çünkü 41 yıldır aynı şeyler tekrarlayıp duruyor, yine tekrarlayacağından adımız gibi eminiz.

Umarız Millî Görüşçüler bu kez sınıfta kalmazlar, Erbakan’a ilk ve son kez itaat ederler. Çünkü bugüne kadar Millî Görüşçüler sürekli Erbakan’ın dediklerine değil, Masonik medyanın propagandalarına ve onlarla işbirliği içinde hareket edip alet olan dinci kesimlere inandılar.

Umarız bu kez öyle olmaz.

http://www.el-aziz.com

Reklamlar

3 responses to this post.

  1. Hayırlı günler, site adını yanlış vermişsiniz. http://www.el-aziz.net resim sitesidir. site ismi http://www.el-aziz.com olacak.

  2. Posted by düşünce kahvesi on Ekim 3, 2010 at 4:34 pm

    çok teşekkür ederiz hatırlatmanız için efendim…

    emeğe saygı bir numaralı kuralımızıdır.

  3. dönek dansozmuş

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: