En geniş kapsamıyla Kurban


13.1. Kurban
13.1.1. Tanımı

Kurban, teşrik günleri ve kurban bayramında Allah Teâlâ’ya yaklaşmak için kesilen deve, inek ve koyuna denir.

13.1.2. Meşruluğu

Allah Teâlâ, kurbanı şu ayetler ile meşru kılmıştır: «Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes.» (Kevser: 2) «îşte kurbanlık deve ve sığırları, Allah’ın size olan nişanelerin­den kıldık.» (Hacc: 26)

Nebî aleyhisselam’in kurban kestiği sabit olmuş, müslüman-lar da kurban kesmişler ve bu hususta icma etmişlerdir.

13.1.3. Fazileti

Tirmizî’nin Âişe (r.a.)’dan rivayetine göre. Nebi aleyhisselam şöyle buyurmuştur: «Adem oğlunun, kurban günü amellerinden Allah’a en sevimli geleni, kan akıtması (kurban kesme)dir. Çünkü o, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla gelir. Kan, yere akmadan önce Allah katında mekanını alır. Kurban kesenler onun kokusu sebebiyle nefis kokarlar.»

13.1.4. Hükmü

Kurban, sünneti müekkededir. Buharı ve Müslim’in kaydettiği Enes hadisi gereğince, gücü yettiği halde onu terkeden hoş görül­mez: «Nebi aleyhisselam boynuzlu iki alaca koyunu kurban etti. On­ları kendi eliyle, besmele ve tekbir getirerek kesti.»

Müslim’in Ümmü Seleme (r.a.)’dan rivayetine göre Nebi aley-hisselam şöyle buyurmuştur: «Zilhicce hilâlini gördüğünüz zaman, biriniz kurban kesmek isterse, onun tüylerine ve tırnaklarına misk sürsün.»

«Kurban kesmek isterse» sözü, bunun vacib olmayıp sünnet olduğuna delildir.

Ebû Bekr ve Ömer radiyallahu anhümâ’dan rivayete göre, on­lar, bunun vacib sanılmasından korkarak, ehil oldukları halde kur­ban kesmezlerdi.[1]

13.1.5. Kurban Ne Zaman Vacib Olur

Kurban iki durum dışında vacib değildir:

1- Allah Rasûlü’nün: «Kim Allah’a itaat etme hususunda nez-rederse, (adak adarsa) yerine  getirsin.»  buyruğu gereğince nezre-dihnesi durumunda. Öyle ki eğer nezreden Ölse, ölümünden önce nezrinin yerine getirilmesi için yerine birini tayin etmesi caizdir.

2- «Bu Allah içindir» veya «bu kurbanlıktır,» denmesi ha­linde.

Malik’e göre, eğer hayvanı kurbanlık niyetiyle satın alırsa, va­cib olur.

13.1.6. Hikmeti

Allah, kurbanı, Allah Rasûlü’nün: «Onlar (bayram günleri) an­cak yeme, içme ve Allah’ı anma günleridir.» buyurduğu gibi, İbra­him’in anısını ihya ve bayram günü İnsanlara bolluk olsun diye meş­ru kılmıştır.

13.1.7. Nelerden Kurban Olur?

Kurban ancak deve, sığır ve koyundan olur. Bu üç hayvan cin­sinden başkasıyla kurban caiz değildir. Allah Sübhanehû şöyle bu­yuruyor: «Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar (behîmet’ül-en’am)ın üzerine O’nun adını ana­rak kurban kesmeyi meşru kıldık.» (Hacc: 34)

Altı aylık koyunu, bir yaşındaki keçiyi, iki yaşındaki sığırı ve beş yaşındaki deveyi kurban etmez caizdir. Erkek veya dişi olma­ları eşittir.

Ahmed ve Tirmizî’nin rivayetine göre, Ebû Hüreyre (r.a.) şöy­le demiştir: Allah Rasûlü’nü işittim, şöyle buyuruyordu: «Cuz’a [2] koyunu ne güzel kurbanlıktır.»

Ukbe b. Âmir; «Ey Allah’ın Rasûlü. Ben bir cuz’a elde ettim.» dedi. Nebi aleyhisselam: «Onu kurban et.» buyurdu. (Hadisi Buha-ri ve Müslim kaydetmiştir.)

Müslim’in Câbir’den rivayetine göre, Allah Rasülü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: «Mesne olmayan kurbanı kes­meyin. Eğer bu size güç gelirse, koyunun cuz’asını kesin.»

Büyük mesne, beş yaşındaki deve, iki yaşındaki sığır ve bir ya­şındaki keçidir. Koyunun ise bir yaşında veya altı aylık olanıdır. Bu konudaki imamların ihtilafını anmıştık.

«Mesne»ye «seniyye»  (eşsiz) de denir.

13.1.8. İğdiş Edilmiş   Kurbanlık

İğdiş edilmiş hayvanı kurban etmekde bir mahzur yoktur.

Ahmed’in rivayetine göre, Ebû Râfi’ şöyle demiştir: «Allah Ra­sûlü iğdiş edilmiş iki alaca koyunu kurban etti. Çünkü koyunun eti daha hoş ve lezzetlidir.»

13.1.9. Kurban Edilmesi Caiz Olmayanlar

Kurbanın kusurlu olmaması şarttır. Aşağıdaki kusurlara sahip hayvanı kurban etmez caiz değildir.

1- Belirgin şekilde hasta olan,

2- Belirgin şekilde bir gözü kör olan,

3- Belirgin şekilde topal olan,

4- Kemiğinde iliği kalmayacak derecede zayıf olan hayvan. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: «Dört

hayvanın kurban edilmesi caiz değildir: Belirgin şekilde bir gözü kör olan, belirgin şekilde hasta olan, bir ayağı topal olan ve de kemiğinde ilik kalmayacak şekilde zayıf olan hayvanlar.» (Hadisi Tirmizi kaydetmiş ve «Hasen-Sahih» demiştir.)

5- Kulağının çoğu kesik ve boynuzu kırık olan hayvan.

İki boynuzu da kökünden kopmuş, boynuzunun kabuğu kınılınmış, iki gözü kör, merada bulunduğu halde otlamayan, her tara­fı uyuz olmuş hayvanlar da bu hükme dahil edilir.

Sessiz, kuyruğu kesik, hamile, kulaksız olarak yaratılmış veya kulağının ya da kuyruğunun yansı kesilmiş hayvan olmasında bir beis yoktur. Şafi’îlerin daha sahih olan görüşlerine göre, budu ve­ya memesi kopuk olan hayvanı —yenilen bir uzvu bulunmadığı için— kurban etmez caiz değildir. Kuyruğu kesik hayvan da böy­ledir.

Şâfi’î şöyle demiştir: «Bize Nebî aleyhisselam’dan dişler hak­kında bir şey gelmemiştir.»

1.3.1.10. Kurbanın Kesim Vakti

Kurbanın, bayram günü güneş doğup bayram namazı kılınacak kadar vaktin geçmesinden sonra kesilmesi şarttır. Bundan sonra­ki üç günde ise gündüz veya gece kurbanı kesmek sahihtir. Bu gün­lerin bitimiyle kurban kesim vakti sona erer.

Berâ’ (r.a.)dan rivayete göre, Nebî aleyhisselam şöyle buyurmuş­tur: «Bu günümüzde ilk yapacağımız şey, namaz kılmaktır. Sonra döner, kurban keseriz. Kim böyle yaparsa bizim sünnetimize uy­muştur. Kim de daha önce keserse, o ancak ailesine takdim ettiği bir et olup, kurban değildir.»

Ebû Bürde (r.a.) şöyle demiştir: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem kurban günü bize hutbe vererek şöyle buyurdu: «Kim na­mazımızı kılar, kıblemize döner ve kurbanını keserse, namaz kılma­dan kurban kesmesin.»

Buharı ve Müslim’in rivayetine göre, Rasûl aleyhisselam şöyle buyurmuştur: «Kim namazdan önce kesmişse, kendisi için kesmiş­tir. Kim de namaz ve iki hutbeden sonra keserse, kurbanı tamam olmuş ve müslümanlarm sünnetine uymuş olur.»

13.1.11. Bir Ev Halkı İçin Tek Bir Kurban Yeterlidir

Kişi, bir koyun veya keçi kestiği zaman, bu kendisi ve ev hal­kına yeter. Bir sahabe, kendisi ve ev halkı için bir koyun kurban ederdi.  Bu sünnet-i kifayedir.

İbn Mâce ve Tirmizî’nin (a sahih »ley erek) rivayetine göre, Ebû Eyyûb (r.a.) şöyle demiştir: «Allah Rasûlü’nün zamanında kişi ken­di ve ev halkı için bir koyun kurban eder, yerler ve yedirlerdi. Ni­hayet insanlar birbirine gösteriş yapmaya başladılar da, gördüğün gibi oldular.»

13.1.12. Kurbana Ortak Katılmanın Cevazı

Deve veya sığır olduğunda kurbana ortak katılmak caizdir. Sı­ğır veya deveye yedi kişiye kadar, kurban kesmeyi ve Allah’a yakın­lığı amaçlayan insan katılabilir.

Câbir’den rivayete göre, o şöyle demiştir: «Nebî aleyhisselam ile beraber Hudeybiye’de iken bir deveyi yedi kişi ve bir sığırı ye­di kişi kurban ettik.» (Hadisi Müslim, Ebû Dâvûd ve Tirmizi kay­detmiştir.)

13.1.13. Kurban Etini Dağıtmak

Kurban kesenin, etinden yemesi, akrabalarına hediye etmesi ve fakirlere tasadduk etmesi sünnettir.

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: «Yeyin, yedirin ve saklayın (depo edin.)»

Alimler şöyle demiştir: «Üçte birini yemek, üçte birini tasad­duk etmek ve üçte birini de depo etmek en efdalidir.»

Başka bir beldeye taşınması caizdir. Etinin ve derisinin satıl­ması caiz değildir, (kasabada ücret gibi, kurban etinden bir şey verilmez. Onun amelinin karşılığı —ücreti— kendisine yeter.) Kur­banı ancak kurban kesen tasadduk eder veya faydalanacağı kada­rını alıkor.

Ebû Hanife’ye göre, derisini satıp gelirini tasadduk etmesi ve­ya deriyi evde kulanması caizdir.

13.1.14. Kurban Sahibi Kurbanı Kendisi Keser

Kesebilen için kurbanını kendi eliyle kesmesi ve «Bismillâhi va’llâhu ekber. Allahumme hazâ an-filan (kendi ismini söyler)» de­mesi sünnettir. Çünkü Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem bir koç kesmiş ve «Bismillahi va’llâhu ekber. Allahım bu benden ve ümmetimin kurban kesemeyenlerindendir.» demiştir. (Hadisi Ebû Dâvûd ve Tirmizî kaydetmiştir.)

Eğer kesmeyi beceremiyorsa, kesime şahid olup, hazır bulunur. Çünkü Nebi aleyhisselam Fatıma’ya: «Ey Fatıma! Kalk ve kurba­nın kesilirken hazır bulun. Çünkü kamnın ilk damlası aktığı sıra­da yaptığın tüm günahların bağışlanır. Bu sırada şöyle de:

«Namazım, kurbanım, hayatım ve Ölümüm alemlerin Rabbi Al­lah İçindir. Onun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve müs-lümanlann ilkiyim.» buyurdu. Sahabeden biri: «Ey Allah’ın Rasûlü, bu sana ve ehli beytine mahsus mu? Yoksa tüm müslümanlara ge­nel mî?» diye sordu. Nebi aleyhisselam: «Bilakis tüm müslümanlar için» buyurdu.

13.2. Akika

13.2.1. Tanımı

Doğumdan dolayı kesilen kesim hayvanına denir. Akîka ve ak-ka, doğan her hayvan veya insanın saçlarım kesmektir. Bundan ha­reketle doğan çocuk için yedinci günü kesilen koyuna da «akîka» denmiştir.

13.2.2. Hükmü

Akîka, baba fakir dahi olsa sünnet-i müekkededir. Allah Rasûlü akîka kurbanı kesmiş, sahabe de böyle yapmıştır. Ebû Dâvûd, Tir-mizî, Nesâi ve İbn Mâce’nin rivayetine göre Nebî aleyhisselam Hasan ve Hüseyin için birer koyun kesmiştir. Leys ve Davud ez-Zahiri bu­nu vacib görürler.

Kurban için geçerli olan hükümler, bunun için de geçerlidir. An­cak akika’da ortaklık caiz değildir.

13.2.3. Fazileti

Ebu Davud, Tirmİzî, Nesâî ve İbn Mâce’nin Semure’den riva­yetine göre, Nebî aleyhisselam şöyle buyurmuştur:

«Her çocuk akikası sebebiyle, rehinedir. Doğumunun yedinci gü­nü kesilir, tıraş edilir ve ismi konur.»

Selmân bin Âmir ed-Dabî’den rivayete göre, Nebi aleyhisselam şöyle buyurmuştur: «Akikası çocukla birliktedir. Doğumu üzerine kan akıtın ve ondan ezayı (pisliği) giderin.» (Hadisi Buhari, Müs­lim, Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbn Mâce kaydetmiştir.)

13.2.4. Erkek ve Kız Çocuk Sebebiyle Kesilenler

En efdali, erkek çocuk için birbirine denk ve benzer iki koyun, kız çocuğu için de bir koyun kesmektir.

ümmü Kürz el-Ka’biyye (r.a.)’dan rivayete göre, o şöyle demiş­tir: Allah Rasulünü işittim, şöyle Duyuruyordu: «Erkek çocuk için birbirine denk ve benzer iki koyun, kız için de bir koyun (kesin).»

Rasûl aleyhisselam’ın Hasan ve Hüseyin’e yaptığı gibi erkek ço­cuk için bir koyun kesmek de caizdir.

13.2.5. Kesim Zamanı

Eğer zengin ise, doğumdan sonraki yedinci gün kesilir. Olmaz­sa ondördüncü gün, bu da olmazsa, doğumunun yirmi birinci gü­nü keser. Eğer eli bollaşmazsa, herhangi bir gün de kesebilir.

Beyhakî’de bulunan bir hadiste: «Yedinci, ondördüncü ve yir­mi birinci gün kesilir.» denmektedir.

13.2.6. Kurban ve Akîkanın Birleşmesi

Hanbelîler şöyle demiştir: Akîka günü ile kurban bayramı gü­nü denk gelirse, her ikisi için bir kurban ile yetinmek mümkündür. Bayram günü ile cuma günü denk düştüğünde, her ikisi için bir gusül yeterli olduğu sibi bu da yeterlidir.

13.2.7. İsim Koyma ve Tıraş Etme

Ahmed ve Tirmizî’nin İbn Abbas’tan rivayet ettiği; Nebî aley­hisselam Hasan için bir koyun kesti ve «Ey Fatıma, çocuğun ba­şını tıraş et ve fakirlere bir vezn gümüş tasadduk et.» hadisi ge­reğince doğan çocuğa güzel isim koymak, saçlarını kesmek ve bir vezn (dirhem) gümüş tasadduk etmek sünnettir.

13.2.8. İsimlerin En Güzelleri

İsimlerin en güzeli Müslim’in hadisi gereğince «Abdullah ve Abdurrahman»dır. En doğrulan da sahih bir hadiste sabit olduğu gibi «Henunâm ve Hâris»tir.

Meleklerin, nebilerin isimleriyle, Tâhâ ve Yâsîn gibi isimleri koymak doğru olur.

ibn Hazm şöyle demiştir: «Abdülmuttalib dışında Abdulhübel, Abduömer, Abdulka’be ve Abdul’uzza gibi Allah’dan gaynsına kul­luk ifade eden isimlerin tümünün haram olduğunda ittifak vardır.»

13.2.9. Bazı İsimler Hoş Değildir

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem aşağıdaki isimleri koy­mayı menetmiştir:

«Yesâr, Rebâh, Nuceyha ve Eflah.»

Çünkü bunlar genellikle uğursuz sayma yollarından biri olur­lar.

Semure (r.a.) hadisinde Nebî aleyhisselam şöyle buyurmuştur: «Çocuğuna Yesâr, Rebâh, Nuceyha ve Efîah isimlerini koyma. Çün­kü sen ona «Günahkar oldu.» dersin de o olmayınca «Hayır» der­sin.» (Hadisi Müslim kaydetmiştir.)

13.2.10. Doğanın Kulağına Ezan Okumak

Doğan çocuğun (ilk önec Allah’ın ismini işitmiş olsun diye) sağ kulağına ezan, sol kulağına da ka’met okumak, sünnettir.

Ahmed, Ebu Davud ve Tirmizi’nİn —ki o «sahihtir» demiştir,— Ebû Râfi’den rivayetine göre, o şöyle demiştir: «Nebî aleyhisselam’ı Ali’nin oğlu Hasan’m kulağına, Fatıma’dan doğduğu zaman ezan okurken gördüm.»

Ibn Sünnî’nin Hasan b. Ali’den rivayetine göre Nebi aleyhisse­lam şöyle buyurmuştur: «Kimin çocuğu doğar da, onun sağ kula­ğına ezan, sol kulağına kameti okursa Ümmü Subyân[3] ona za­rar veremez.»

13.2.11. Receb Kurbanı ve Devenin İlk Yavrusu Kesilmez

Arablar putları için devenin ilk yavrusunu keserlerdi. Receb ayına ta’zim olarak da kurban keserlerdi.

islâm, putlara ve diğer cahiliye alametlerine saygı için kurban kesmeyi yasaklamıştır.

Allah’ın ismiyle bir (iyilik) ve bolluk için kesmeyi ise mubah kılmıştır.

Ebû Hüreyre (r.a.)’nin rivayetine göre, Nebî aleyhisselam şöy­le buyurmuştur: «Devenin ilk yavrusunu ve Receb’i ta’zim için kur­ban yoktur.» (Hadisi Buhari ve Müslim kaydetmiştir.)

Nübeyşe (r.a.) şöyle demiştir: Bir adam Allah Rasûlü’ne: «Biz cahiliyede Receb ayında kurban keserdik. Bize ne emrolunur?» di­ye sordu. Nebî aleyhisselam «Hangi ayda olursa olsun Allah için kesin. Allah için iyilik edin ve yedirin.» buyurdu. Adam: «Biz cahi­liyede devenin ve koyunun ilk doğurduğu yavruyu keserdik. Bize ne emrolunur?» diye sordu. Nebî aleyhisselam: «Her hayvanın ilk do­ğurduğunu sürüye kat. Nihayet olgunlaştığı zaman onu kes ve etini yolda kalmışlara tasadduk et. Bu daha hayırlıdır.» (Hadisi Ebû Dâvûd ve Nesâî kaydetmiştir.)

Ebû Rezîn’den rivayete göre, o şöyle demiştir: «Ey Allah’ın Ra-sulü biz Receb ayında keser, yer ve bize gelene yedirirdik.» dedim. «Bir mahzur yok.» buyurdu.

Ahmed ve Nesâî’nin Ömer bin Hâris’den rivayetine göre; o, ve­da haccı sırasında Nebi aleyhisselam’a rastladı. Bir adam: «Ey Al­lah’ın Rasûlü, devenin ilk yavrusunu ve Receb ayında kurban kes­meye ne dersin?» diye sordu. Nebî aleyhisselam şöyle buyurdu: «Dileyen devenin ilk yavrusunu keser, dileyen ise kesmez. Dileyen Receb’de kurban keser, dileyen kesmez…»

13.2.12. Çocuğun Kulağını Delmek

Hanbelî kitablannda: «Küpe için kız çocuğunun kulak memesi­ni delmek caizdir. Erkek çocuğunkini delmek ise mekruhdur.» de­nilmektedir.

Hanefîlerden olan Kadı Hân’ın fetvasında: «Kız çocuğunun ku­lağını delmekte bir mahzur yoktur. Çünkü onlar cahiliyede bunu yaptıkları halde, Nebî aleyhisselam onlara bunu mekruh sayma­mıştır.» denmektedir.

[1] İbn Hazm şöyle demiştir: «Sahabeden hiç biri kurban kesmenin pacib olduğunu söylememiştir.» Ebû Hanife ise; misafir olmayıp mukim jlan zengin kimselere kurbanın vacib olduğu görüşündedir. Delili İse Nebi ıleyhisselam’ın şu hadisidir. «Varlıklı olup da kurban kesmeyen kimse bl-ilm namazgahımıza yaklagmasm.» (Hadisi Ahmed ve îbn Mâce rivayet etmiş, Hâkim ise sahihlemiştir.)

[2] Cuz’a : Şafi’ilere göre, bir yaşındaki, Hanefilere göre, 6 aylık koyun demektir.

[3] Bunun cin olduğu söylenir.

Reklamlar

One response to this post.

  1. […] En geniş kapsamıyla kurban / Fıkhus’sünne […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: