Buna sevinmek zorunda kalmamız çok üzücü


Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozi, NATO’nun yeni stratejik konseptinde İran’ın tehdit olarak zikredilmesi için yırtındı durdu, ama kimse oralı olmadı.

“Bari Ortadoğu diyelim” diye yalvardı, onu da kimseye kabul ettiremedi.

Bu işte yalnız kaldı Fransa.

Halbuki Lizbon’daki NATO zirvesinde “Biz İran’ı kendimize karşı bir tehdit olarak görmüyoruz, İran’ın herhangi bir NATO ülkesini tehdit ettiğini de düşünmüyoruz; stratejik konseptte İran’dan tehdit diye bahsedilmesini kabul edemeyiz” diyen Türkiye’nin yalnız kalacağı tahmin ediliyordu.

Öyle bir hava vardı yakın zamana kadar.

Bizzat NATO Genel Sekreteri Rasmussen, Eylül ayında verdiği bir beyanatta, kurmayı planladıkları füze savunma sisteminin İran tehdidine karşı bir tedbir olacağını açıkça ifade etmişti.

Amerikalılar zaten öteden beri ‘İran da İran’ deyip duruyorlardı.

Vaziyet çok kritik görünüyordu.

“Türkiye ya Batı’ya boyun eğip İran’a cephe alacak ya da Batı’yla yollarını tamamen ayıracak” gibi yorumlar yapılıyordu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve AK Parti hükümeti de Türkiye’nin Lizbon’da yalnız kalabileceği ihtimali üzerinde duruyor ve muhakkak ki endişeleniyordu.

Fakat İran’la iyi ilişkileri koruma azmi bu endişeye ağır bastı; İran’ın resmen düşman ilan edilmesine hiçbir kayıt ve şart altında onay verilmeyeceği ısrarla vurgulandı; “Türkiye ilkeler uğruna yalnız kalmayı göze almaktadır; füze savunma sistemi konusunda İran veya başka bir ülkenin isminin anılması halinde veto hakkımızı kullanırız” mesajı verildi.

Bu konuda Batı’yla topyekun bir restleşme için şartların müsait olmadığı düşünüldüğü için daha ileri gidilmedi; Türkiye ile komşuları arasındaki karşılıklı güven ilişkisini alabildiğine geliştirmeye dönük yeni Ortadoğu siyasetine ‘psikolojik bir darbe’ mahiyeti taşıyan füze savunma sistemi kategorik olarak reddedilmedi.

Ama Batı da Türkiye’yle topyekun bir restleşme için şartların henüz müsait olmadığını düşünüyor.

Ortada bir ‘dehşet dengesi’ var.

Bu denge sayesinde müzakere yolu açıldı ve NATO Genel Sekreteri Rasmussen, Lizbon zirvesine birkaç gün kala, Amerikalılardan aldığı işaret üzerine, “Tehdit konusunda ülke adı vermek için bir sebep yok” diyerek geri adım attı.

Neticede NATO’nun yeni stratejik konseptinde İran dahil hiçbir ülke alenen düşman ilan edilmedi.

Buna seviniyoruz tabii.

Fakat buna, buncağıza sevinmek zorunda kalmamız çok üzücü.

İran’dan bahsedilmese de İran’ın kast edildiği (ve Türkiye-İran dostluğuna kast edildiği) gerçeği orta yerde dururken, sevincimiz ancak buruk bir sevinç olabilir.

HAKAN ALBAYRAK-YENİŞAFAK

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: