Bant tiyatroları vardı bir zamanlar


https://i2.wp.com/www.dunyabizim.com/images/news/24341.jpg

İslam’ın güzelliklerini taşırlardı bize…

Ne güzeldi o kasetler! Peygamber döneminin en önemli olayını anlatan Hicret kaseti, Tebük seferinde cihattan geri kalanları konu alan Tevbe, Bir annenin kızına nasihatleri, bir babaannenin torunlarına İslam’ı soru cevaplı bir şekilde anlattığı İtikat kaseti ilk aklıma gelenler.

Bant TiyatrolarıBu kasetlerle tevhidi öğrenir, Kabe’nin içindeki putları yıkan Peygamberi yanımızda hisseder, kendimizi Asrı saadette hayal edip Medine sokaklarında gezinirdik. Öyle güzel ve sıcak duygulardı ki yaşadıklarımız, metalik radyonun ardında bize görünen başka bir dünya vardı sanki.

Zorluk Seferi: Tebük

En çok etkilendiğim, zaman zaman hala dinlediğimiz, müziksiz marşların bol olduğu Tevbe adlı bant tiyatrosundan bahsetmek istiyorum. Ömer Karaoğlu’nun yazdığı ve besteleriyle süslediği kaset, düşmanın adının Rum olduğu Şam seferini anlatıyor.

Hurmaların iyiden iyiye olgunlaşması, güneşin caydırıcı sıcaklığı ve düşmanın kuvveti zorluk seferini daha da zorlaştırmıştı. Münafıklar türlü bahaneler bulup seferden kaçarken, bir yandan da Müslümanların gözünü korkutmaya çalışıyorlardı. İslam ordusu sefere çıktığında güçsüzler, özürlüler ve münafıklar dışında da geri kalanlar vardı: Ebu Hayseme. Kınadı nefsini, düştü yollara, yetişti Allah’ın askerlerine.

Es rahmet rüzgârı es üstümüze

Bugün sımsıcak çöl kumlarında

Zorluk seferinde zorluk erleriyle

Hedef bellidir yolumuz Şam’a!

Mümin oldukları halde ihmalcilik yüzünden sefere katılamayanlar da olmuştu. Bunlar: Kâ’b bin Malik, Mirâre b. Rabî’ ve Hilâl b. Ümeyye idi. Ka’b bin Malik ve iki arkadaşını cihattan geri bırakıp, Medine’de alıkoyan ne idi? Bunun cevabını kendileri de veremedi.

Rumlar cizye vermeyi kabul etmişti. Peygamber ve ordusu Medine’ye döndüğünde yanlarına giden Ka’b’a onu alıkoyanın ne olduğu soruldu. Ka’b hiçbir özrünün olmadığını, bu konuda Allah Resulüne bir mazeret bildirmeyeceğini söyledi. Peygamber de ona “Allah sen ve arkadaşların hakkında hüküm verinceye kadar bekleyin” dedi.

Tam burada Ka’b bin Malik ve iki arkadaşı için bestelenmiş bir marş var ki…

Biliyorlardı Onlar Allah’ı

Tanıyorlardı Rasulullah’ı

Ama bir kere zorluk ordusu

Çoktan aşıp gitti çöl yolunu!

Zorlu bir imtihan ve sabır süreci başlamış oldu böylece. Arkadaşlarının onlarla konuşması yasaktı, Peygamber onlardan yüz çeviriyordu mescidde. Akabe ehlinden Ka’b pişmanlık, hüzün, yalnızlık ve keder dolu gözyaşları içindeydi şimdi. Tam 50 gün boyunca dar geldi onlara dünya, bütün genişliğine rağmen.

Ve tüyleri diken diken eden bir marş daha…

Ağlamak, ağlamak beyin eriyene kadar

Secdeden kalkmamak alın çürüyene kadar!

Ve müjde geldi sonunda! Müjde sana Ey Ka’b, Ey Mirare, Ey Hilal! Allah tevbe edenlerin tevbesini kabul etti. Affolunma sevinciyle içlerinde huzurla secde ediyorlardı şimdi. Ka’b bin Mâlik ve arkadaşları bu ilahi iltifata, doğru sözlülükleri ve samimi davranmaları sayesinde kavuştular.

Bedbaht olana, ye’se düşene

Nefsine uyana tevbe nasip et!

Allahu Teâlâ bu üç sahabenin halini ve affedilmelerini şöyle bildirir: “Ve savaştan geri kalan o üç kişinin tövbesini de kabul etti. Bütün genişliğine rağmen yeryüzünün kendilerine dar geldiği, ruhları son derece sıkıldığı, Allah ‘tan başka bir sığınak olmadığını anladıkları zaman tövbe etsinler diye, Allah onları bağışlamıştı. Şüphesiz ki Allah, tövbeleri çok kabul eden ve çok merhametli olandır” (Tevbe/118).

Nefsimize yenilsek bile günahta ısrar etmeyip tevbe etmeyi nasip etsin Allah hepimize!

Bant tiyatrolarını hazırlayanların, seslendirenlerin, bize bu güzellikleri yaşatanların eline sağlık!

İslam’ın güzelliklerini taşırlardı bize…

Ne güzeldi o kasetler! Peygamber döneminin en önemli olayını anlatan Hicret kaseti, Tebük seferinde cihattan geri kalanları konu alan Tevbe, Bir annenin kızına nasihatleri, bir babaannenin torunlarına İslam’ı soru cevaplı bir şekilde anlattığı İtikat kaseti ilk aklıma gelenler.

Bant TiyatrolarıBu kasetlerle tevhidi öğrenir, Kabe’nin içindeki putları yıkan Peygamberi yanımızda hisseder, kendimizi Asrı saadette hayal edip Medine sokaklarında gezinirdik. Öyle güzel ve sıcak duygulardı ki yaşadıklarımız, metalik radyonun ardında bize görünen başka bir dünya vardı sanki.

Zorluk Seferi: Tebük

En çok etkilendiğim, zaman zaman hala dinlediğimiz, müziksiz marşların bol olduğu Tevbe adlı bant tiyatrosundan bahsetmek istiyorum. Ömer Karaoğlu’nun yazdığı ve besteleriyle süslediği kaset, düşmanın adının Rum olduğu Şam seferini anlatıyor.

Hurmaların iyiden iyiye olgunlaşması, güneşin caydırıcı sıcaklığı ve düşmanın kuvveti zorluk seferini daha da zorlaştırmıştı. Münafıklar türlü bahaneler bulup seferden kaçarken, bir yandan da Müslümanların gözünü korkutmaya çalışıyorlardı. İslam ordusu sefere çıktığında güçsüzler, özürlüler ve münafıklar dışında da geri kalanlar vardı: Ebu Hayseme. Kınadı nefsini, düştü yollara, yetişti Allah’ın askerlerine.

Es rahmet rüzgârı es üstümüze

Bugün sımsıcak çöl kumlarında

Zorluk seferinde zorluk erleriyle

Hedef bellidir yolumuz Şam’a!

Mümin oldukları halde ihmalcilik yüzünden sefere katılamayanlar da olmuştu. Bunlar: Kâ’b bin Malik, Mirâre b. Rabî’ ve Hilâl b. Ümeyye idi. Ka’b bin Malik ve iki arkadaşını cihattan geri bırakıp, Medine’de alıkoyan ne idi? Bunun cevabını kendileri de veremedi.

Rumlar cizye vermeyi kabul etmişti. Peygamber ve ordusu Medine’ye döndüğünde yanlarına giden Ka’b’a onu alıkoyanın ne olduğu soruldu. Ka’b hiçbir özrünün olmadığını, bu konuda Allah Resulüne bir mazeret bildirmeyeceğini söyledi. Peygamber de ona “Allah sen ve arkadaşların hakkında hüküm verinceye kadar bekleyin” dedi.

Tam burada Ka’b bin Malik ve iki arkadaşı için bestelenmiş bir marş var ki…

Biliyorlardı Onlar Allah’ı

Tanıyorlardı Rasulullah’ı

Ama bir kere zorluk ordusu

Çoktan aşıp gitti çöl yolunu!

Zorlu bir imtihan ve sabır süreci başlamış oldu böylece. Arkadaşlarının onlarla konuşması yasaktı, Peygamber onlardan yüz çeviriyordu mescidde. Akabe ehlinden Ka’b pişmanlık, hüzün, yalnızlık ve keder dolu gözyaşları içindeydi şimdi. Tam 50 gün boyunca dar geldi onlara dünya, bütün genişliğine rağmen.

Ve tüyleri diken diken eden bir marş daha…

Ağlamak, ağlamak beyin eriyene kadar

Secdeden kalkmamak alın çürüyene kadar!

Ve müjde geldi sonunda! Müjde sana Ey Ka’b, Ey Mirare, Ey Hilal! Allah tevbe edenlerin tevbesini kabul etti. Affolunma sevinciyle içlerinde huzurla secde ediyorlardı şimdi. Ka’b bin Mâlik ve arkadaşları bu ilahi iltifata, doğru sözlülükleri ve samimi davranmaları sayesinde kavuştular.

Bedbaht olana, ye’se düşene

Nefsine uyana tevbe nasip et!

Allahu Teâlâ bu üç sahabenin halini ve affedilmelerini şöyle bildirir: “Ve savaştan geri kalan o üç kişinin tövbesini de kabul etti. Bütün genişliğine rağmen yeryüzünün kendilerine dar geldiği, ruhları son derece sıkıldığı, Allah ‘tan başka bir sığınak olmadığını anladıkları zaman tövbe etsinler diye, Allah onları bağışlamıştı. Şüphesiz ki Allah, tövbeleri çok kabul eden ve çok merhametli olandır” (Tevbe/118).

Nefsimize yenilsek bile günahta ısrar etmeyip tevbe etmeyi nasip etsin Allah hepimize!

Bant tiyatrolarını hazırlayanların, seslendirenlerin, bize bu güzellikleri yaşatanların eline sağlık!

Ayşegül Sena Kara -Dünya bizim

Reklamlar

One response to this post.

  1. Posted by fatma on Aralık 26, 2011 at 12:27 pm

    bunlarla buyuduk..teyiplerin yanında o bant tıyatrolarını dınleyerek uyuduk.. keske sımdı aynı kayıtların cd sı olabılsede dınlesek dınlettırsek nesillere..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: