Türk sinema ve dizilerinde bir ilk


Sevinç Özarslan / Zaman Pazar

Başörtülü biri olarak en sık yaşadığımız sahnelerden biri şu: İlk defa karşılaştığımız bir insan, bizi görür görmez hayat ansiklopedisinin din maddesini açar ve oradan paragraflar okumaya başlar: Elhamdülillah o da Müslüman’dır. Annesi ya da amcasının kızı da başörtülüdür. Küçükken cuma namazlarını hiç kaçırmamıştır. Şimdilerde ara sıra gider. Kaçamakları da yok değildir. İçkisini içer ama Ramazan’da saygılıdır vs. vs. vs.

Örtüyle yeni tanışan benim için ilk zamanlar, bu ve benzeri cümleler boşlukta sallanırdı. Neden insanlar birdenbire dinî geçmişini anlatmaya çalışırdı bilemezdim. İslam’ın inceliklerini öğrendikçe fark ettim ki, aslında konuşan vicdanlarının sesiydi. Çünkü aynı ses, başörtülü ama yaşlı birini görünce kısılır, konuşmaya gerek duymazdı. Ne de olsa din, yaşlanınca yaşanacak bir şeydi ve gencecik yaşta bunları konuşmanın âlemi yoktu?

Geçen hafta 29. bölümü yayınlanan “Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi”nde ekranda birdenbire başörtülü Meliha belirince kendimi görmüş gibi oldum. Komiser Harun, evlenmek için annesinin bulduğu Meliha ile kafede buluşuyor ve tam o anda neye uğradığını şaşırıyor. Çünkü bir gece önce gösterilen fotoğrafta Meliha başörtülü değildi. Kelimeleri birbirine karışan, dili dolanan Harun, selam kelam, katillerini yakalayan bir adam ve Ankaragücülü olduğunu belirttikten sonra kendini sahiden tanıtmaya başlıyor: “Belki bilmek istersin diye şey yapayım. Altı yaşından beri bayram namazlarına giderim. Babam zorla götürürdü, aslında ben gitmek istemezdim de, sonra alışkanlık oldu gitti. Şimdi ben babamı zorla götürüyorum. Herkesin belli bir hayatı var. Benim hayatımda kadınlar oldu. Aynı zamanda bu konuya da girmek isterim. Komiser yardımcısından tut, bir pavyondaki konsomatrise çeşitli duygusal bağlantılarım oldu. İçki konusu da aynı…”

Seni baban mı kapattı?

Meliha ve Komiser Harun’un konuşmaları, bana ve benim gibi birçok başörtülüye hissettirdiği duygular sadece bunlar değildi. Başörtüsü algısının kişisel bir tercih olamayacağı önyargısını bir nebze de olsa kıran, yasağının kızlar üzerindeki psikolojik etkisini anlatan en doğal ve gerçeğe yakın sahnelerdi.

Ayrıca eğer bir TV dizisinde (STV ve Kanal 7’ninkiler hariç) başörtülü bir kadın yer alacaksa o ya temizlikçi, ya kapıcının karısı ya da Ali Kaptan tarafından hayatının tokadını yemiş Cemile’ydi. Onlar da ancak askeriyenin onayladığı şekliyle başörtüsüne çenesinin altından düğüm atıp sokağa çıkabiliyordu. Bu yüzden Komiser Harun, İngiliz Dili ve Edebiyatı’nda okumaya hak kazanmış bir kızla karşı karşıya oturduğunu duyunca gözleri fal taşı gibi açılıyor. “Seni baban mı kapattı?” diye sorduğuna bin pişman olup özür diliyor. Oysa Meliha babasını daha 5 yaşındayken kaybetmiştir. Hatta üniversiteye gidene kadar örtünmemiştir. Yasak başlayınca bazı arkadaşları gibi peruk takıp okuluna devam etmek ağırına gelmiştir: “İnsanların bakışları rahatsız etti. (Bu sırada kamera geçmişe gidip kampüste Meliha’ya tuhaf tuhaf bakan bir erkeği gösteriyor) arkadaşlarım vardı öyle devam eden, ben yapamadım, herkes bana bakarken ben o şeyi kaldıramadım.” diyor.

Dizinin 30. dk bu sahneler yaşanırken sosyal paylaşım sitelerinde deyim yerindeyse kıyamet koptu. Twitter’da dizinin muhafazakârlaştığı, başörtüsüne yeşil ışık yaktığı yazıldı, hatta günümüzün popüler paranoyasından ödünç alınarak ‘cemaatçilik yapıyor’ diye eleştirildi. Senarist Emrah Serbes’ten hemen cevap geldi: “Hayatta başörtülü kadınlar varsa Behzat Ç.’de de olacak.”

Bayram değil seyran değil, küfür ederek kendinden bile kaçan bir karakteri başımıza musallat eden Behzat Ç. dizisi, durup dururken başörtülülere niye sarıldı? “Nihayet bizi gördüler, sahiplendiler!” diye havalara uçacak değiliz. Sosyolog Abdurrahman Aslan da bu noktaya dikkat çekiyor: “Yakında birçok dizide bu sahnelere rastlayabiliriz ama bunlar, yarın kaçamak gönül maceraları yapan başörtülü kız sahnelerini de beraberinde getirebilir. Ona da hazır olun. Hazır değilsek, o zaman o sahneleri olumlu bir bakışla değerlendirmeyi yeniden düşünelim derim.”

Serbes’in yukarıdaki açıklamasının devamında söylediği, “Cemaatçilik yapıyor diyenler cevabı 30. bölümde alacak.” diye yazması bunun biraz ipuçlarını veriyor. Harun ve ailesi bu akşamki bölümde Meliha’yı istemeye gidiyor. Bakalım sevilen dizi, değişen Türkiye’nin gerçeklerine göre mi devam edecek, yoksa mahalle baskısına yenik düşüp paranoyalara tutsak mı olacak? 

***

Müslüman kendini ötekine bakarak var etmemeli

Abdurrahman Aslan/Sosyolog: Postkemalist bir dönem yaşıyoruz. Bu ideolojik söylemin kadın imajı artık yıprandı. Çatışmacı fikirler yerini uyuma terk ediyor. Böyle olunca ister istemez kadının başörtüsüyle kabul edilmesi doğal hale gelecek. Bence Müslüman kendini 1960’tan beri ötekine bakarak var etmeye çalışıyor. Başkaları başörtülülere “Siz doktor, avukat olamazsınız.” dedikçe inadına tersini ispat etmek için kızdığımız ötekine benzemeye başladık. Reklamın dünyasına kadını taşımak bence onların haklarını savunmak değildir. Dün eleştirdiğimiz birinin yerine başörtülü bir kadının geçmesini ben şahsen olumlu bulmuyorum. Bu, ötekini çok ciddiye almak olur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: