2011’de Neler Öğrendim?


Reha Ruhavioğlu

Ocak;

Askeriye’de “ani ve hayvani” olunması (misal; sağol! yerine köpek havlaması gibi sooll! demek…) gerektiğini,

26 günlük temel askerlik eğitimi süresince sadece yemin törenine hazırlık yapıldığını,

Küfretmenin ağız sağlığına iyi gelmediğini,

Askeriyede adalet aramanın at çiftliğinde denizatı aramaktan farksız olduğunu öğrendim…

Şubat-Mart;

Askeriyenin zaten “peygamber ocağı” olduğu için namaz kılmaya gerek olmadığını(!),

Erlere, “burası peygamber ocağıdır, burada içki içilmez” denilen askeri sosyal tesiste en çok satılanın içki olduğunu,

17 TL maaş alan erat’a bir tostun 2 TL’ye, er’den ortalama 200 kat fazla maaş alan subaya meşhur ayvalık tostunun 85 kuruşa satıldığını,

Mardin’de 13 yaşındaki bir kız çocuğunun defalarca ırzına geçen 26 kişiye “kızın rızası olduğu” gerekçesiyle en hafif cezanın verildiğini, bu kararla adaletin ırzına bir kez daha geçildiğini öğrendim…

Nisan;

İzmir Bornova’da “Yamuk” isimli kediyi döverek öldürdüğü iddia edilen üniversite öğrencisinin “mala zarar verme” suçundan yargılandığını,

Türkiye’nin bütçeden ordu ve emniyete 2010’da 15 milyar 364 milyon dolar, 2011’de 20 milyar dolar ayırdığını (kaynak: İsveç Barış Arş. Enst. Raporu)

Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nin işkencecisi “mengene” lakaplı Dr. Orhan ÖZCANLI Ankara’da Sevgi Hastanesi’nin sahibi ve Sevgi Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu öğrendim…

(Baba olmanın nasıl bir mutluluk olduğunu da bu ay öğrendim…)

Mayıs;

Dünyadaki son daktilo fabrikasının kapandığını,

Diyanet’in imamlara yaptırdığı yeminin imamı imandan çıkarabileceğini,

Peyami Safa’nın Fatih Harbiye romanının, aslen Diyarbakırlı bir Kürt olan Mısırlı yazar Abbas Mahmud El Aqqal’ın Sara isimli romanının kopyası olduğunu öğrendim.

Haziran;

Seçim sürecinde MHP’nin gayrı meşru ilişki kasetleri, BDP’nin de Zerdüştlük ve Kürtçe Ezan gibi yalan haberlerle saf dışı edilme gayretlerinin tavan yaptığını,

Medyatik iz’anı kendilerinden öğrendiklerimin medyadaki iz’ansızlığın başını çektiklerini,

BDP’nin Hakkâri mitinginde polis noktasının 10 metre ilerisinde (şal û şepik) giymiş üç gencin PKK adına arama yaptıklarını öğrendim.

Temmuz-Ağustos;

Diyanet’in 2003-2005 yılları arasındaki hutbelerinde “vatan, millet, millî, Türk” kelimeleri 236 kez kullanılırken, “insan hakları, eşitlik, özgürlük, İslam kardeşliği” ifadelerinin 29 kez kullanıldığını; “Allah Sevgisi”nin 5 kez, “Vatan Sevgisi”nin 6 kez hutbelere konu edilmiş olduğunu…

28 Şubat’ta Fadime Şahin ile bir evde basılan Müslüm Gündüz’ün basılmadan önce emniyeti üç kere aradığını, emniyetten Star TV muhabiri gelmediği için geciktikleri cevabını aldığını, o evin Hüseyin Üzmez’e ait olduğunu ve projenin yürütücüsü SiSi lakaplı Seyhan Soylu’nun polis akademisinden atılma JİTEM elemanı olduğunu… (kaynak: Önder Aytaç, Mehmet Eymür)

Bize “aydın” diye pazarlananların bazılarında Diyarbekir karpuzu kadar kafa olmasına rağmen Urfa fıstığı kadar beyin olmadığını öğrendim…

Eylül-Ekim;

Türkiye’de lise sayısından fazla dershane olduğunu,

Şimdi müze olan Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün 1857 doğumlu Ankaralı tiftik tüccarı Ohannes Kasapyan’ın evi olduğunu, Kasapyan 1915’de tehcire yollanırken, kent eşrafından Bulgurzadelerin bu bağ evine el koyduğunu,

Yakın zamana kadar Anayasa Mahkemesi olarak kullanılan binanın DİSK’e ait olduğunu, 12 Eylül darbesi ile el konulup bu mahkemeye tahsis edildiğini,

“Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan bu dönemde” sözünün ilk kez Aralık 1979’da Kenan Evren tarafından söylendiğini öğrendim…

Kasım-Aralık;

Noel Baba’nın aslında bir kola markasının reklam figürü olarak ortaya çıktığını,

Bizdeki “devlet memuru” tanımının İngilizce karşılığının civil servant (hizmet veren sivil) olduğunu,

Spor Toto, Milli Piyango gibi şans oyunlarına karşı verdiği vaazlarla bir döneme damgasını vuran Süleymancılar grubunun önemli isimlerinden ünlü vaiz merhum Timurtaş Hoca’nın oğlu Bekir Yunus Uçar’ın Spor Toto Teşkilat Müdürü olarak görev yaptığını…

Faili meçhuller için Araştırma Komsyonu kurma çabalarının AKP’nin oylarıyla tam 15 kez reddedildiğini…

Ralli Şampiyonu Burcu Çetinkaya’nın BMW’nin test sürüşünü başörtülü bir arkadaşına yaptırması üzerine sponsorluk anlaşmasını iptal eden Borusan’a manşetten çakan gazetenin bünyesinde bulunan Tempo TV’nin yöneticilerinden Sinan Albayrak’ın, bu olaydan az bir zaman önce “başörtülü muhabir istemiyorum” diyerek Arzu Erdoğral’ın işine son verdiğini öğrendim…

reha.ruhavi@gmail.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: