Gezi Parkı Protestolarına Özgür-Der’den Açıklama

375664_366587040108753_653171782_n

Özgür-Der, Taksim Gezi Parkında başlayan ve birçok şehre yayılan olaylar hakkında bir açıklama yaptı.

Çevre duyarlılığı ya da dikta karşıtlığı yalanına sarılarak Müslüman halkın değerlerine karşı sergilenen düşmanlığa dikkat çekilen açıklamada polis şiddeti ve hükümetin zaman zaman kâr hırsıyla imza attığı uygulamalar da eleştirildi.

Özgür-Der, en nihayetinde Kemalist despotizmin ihyasına yönelik bir kalkışma olarak nitelediği gösterilerin 28 Şubat yürüyüşleri ve Cumhuriyet Mitingleriyle yakın akrabalığına dikkat çekti. Hizmet Cemaatinin tutumunun da eleştirildiği açıklamada darbe özlemcilerinin sureti haktan gözükerek öne çıkarttıkları süslü, cilalı söylemlerin ardındaki asıl hedeflerini, kirli niyetlerini görmemenin büyük bir basiretsizlik; azgınlıklarına ve tahammülsüzlüklerine sessiz kalmanınsa bağışlanamaz bir suç olduğu ifade edildi.

Özgür-Der Genel Merkezinden yapılan açıklama: Okumaya devam edin

Reklamlar

İslam Fıkhı Açısından Borçlanmalarda Enflasyon Farkı

1

Günümüze kadar dolaşıma çıkmış paraları madenî ve kağıt para diye ikiye ayırabiliriz. Madenî para altın, gümüş ve diğer madenlerden basılır. İslamî kaynaklarda gümüş paraya dirhem, altın paraya dinar, diğer madenlerden basılan paraya da fels denir (Çoğulu fülus’dur). Kağıt para, kağıttan üretilir ve üzerinde yazılı değerle dolaşıma çıkarılır.

Fıkıh kitaplarının çoğu, dinar ve dirhemlerin kullanıldığı devirlerde yazılmıştır. O paralarla kağıt para arasında çok fark vardır. Biri, içindeki altın veya gümüş sebebiyle dünyanın her yerinde değerli olduğu halde diğeri küçük bir kağıt parçasından başka bir şey değildir. O ancak, siyasi otoritenin kararı ve insanların kabulü ile bir değer kazanır. Bunun milli sınırlar dışında para sayılması, uluslararası ilişkilere, o parayı çıkaran devletin itibarına ve insanların bunu kabul etmelerine bağlıdır. Okumaya devam edin

Suçlu olan affedilir ben af istemiyorum

1

Postmodern darbecilerin brifingli yargısı tarafından idam cezasına çarptırılan, idamın kaldırılmasıyla cezası ömür boyu ağırlaştırılmış hapse dönüştürülen mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu, zindana girişinin 15. yılında Akit’e konuştu
Okumaya devam edin

Tarihin en iyi 10 keskin nişancısı

1

Onlar insan avcısı, onlar için öldürmek sıradan bir şey… İşte tarihin en iyi 10 keskin nişancısı
Okumaya devam edin

Sıra Kamuda

1

2

Başörtüsüne özgürlük için toplanan 12 milyon 300 bin imza hükümete teslim edildi.Faruk Çelik, milletin taleplerini gözardı etmeyeceklerini ifade etti.

Sancaktar Dergisi: ‘El Kaide meselesine tam olarak nasıl bakmalıyız’

manifestosancaktar

Sancaktar Dergisi El Kaide’nin ses getiren kanlı eylemlerine yönelik çarpıcı eleştiriler getirdi. Dergide El Kaide meselesine nasıl bakmalıyız başlıklı yayınlanan yazıda El kaide’nin düzenlediği kanlı saldırılarda bir çok sivilin öldürülmesi ele alındı ve örgütün lideri Usama Bin Ladin’in bu korkunç durumu görmezden gelmesi eleştirildi.

İşte Sancaktar Dergisi’nde yayınlanan o yazı:

El Kaide meselesine tam olarak nasıl bakmalıyız?

Tam olarak şöyle bakmalıyız:

1- İslam dünyasını terörize eden kâfir emperyalistlere tepki olarak doğan El Kaide örgütü / hareketi / zihniyeti, Maide Suresi’nin 8’inci ayetindeki “Bir topluluğa olan kininiz sakın sizi adaletsizliğe itmesin” ifadesinde çizilen çerçevenin fena halde dışına taşan bir savaş anlayışını temsil ediyor. O anlayışı benimsemeyen El Kaide’ciler olabilir, fakat genel imaj budur.

2- Usame Bin Ladin ve arkadaşlarının desteğiyle 1998 yılında Kenya’nın başkenti Nairobi ve Tanzanya’nın başkenti Darusselam’daki ABD büyükelçiliklerine düzenlenen bombalı saldırılarda can veren 224 kişinin tamamına yakını büyükelçiliklere yakın yerlerde bulunmaktan başka suçları (!) olmayan masum sivillerdi ve bunların bir kısmı Müslüman’dı. Güya Filistin ve Irak’taki İsrail-Amerikan mezalimine cevap mahiyeti taşıyan operasyonlarda bu mezalimle hiç alakası olmayan sıradan Afrikalıların öldürülmesine ne dediği sorulduğunda (Afganistan’da bir toplantıda), El Kaide lideri / sembolü Usame Bin Ladin “Filistin’de, Irak’ta siviller öldürülmüyor mu?” deyip geçebilmiştir. Bu, ‘Onlar zulmediyorsa biz de zulmederiz’ demektir ve başka da bir şey demek değildir.

3- Nairobi ve Darusselam’daki katliamlar gibi New York’taki İkiz Kuleler’e saldırı da zulümdü. İkiz Kuleler bir iş hanıydı ve orada herkes (Beyaz-Anglosakson veya Arap, Yahudi-Hıristiyan veya Müslüman, fesatçı kapitalist iş adamı veya helal parasıyla lokantacılık yapan namuslu müteşebbis) iş yeri açabiliyordu. “Emperyalizmin sermaye merkezini yıkıyoruz” diyerek o iş hanındaki binlerce masum insanın-mesela Türkmenistanlı fakir bir aşçı hanımın- ve o saldırıda kullandıkları sivil uçaklardaki mürettebat ve yolcuların kanına girenleri kahraman olarak görmek, Rahmet Peygamberi’nin (sallallahu aleyhi vesellem) ümmetine yakışmaz. Öldürülen Amerikalıların Müslüman katili ABD’ye vergi verdikleri ve zalim politikacıları oylarıyla iş başına getirdikleri için masum sivil sayılamayacağını ileri sürerek saldırıya sahip çıkan Usame Bin Ladin’in bu mantığı da “ummeten vasaten”e–yani dengeli / ölçülü- ümmete yakışmaz. Böyle bir mantıkla dünyada öldüremeyeceğiniz insan neredeyse yoktur. Mesela, “Yemen devleti Mali’nin işgaline cevaz veren Birleşmiş Milletler’e aidat ödüyor ve bu aidatı -Yemen devletine ödediği vergilerle- Yemen halkı finanse ediyor, öyleyse her Yemenli İslami cihadın meşru hedefidir” diyebilirsiniz. Bu mesajı yaymak için kullandığınız kameraya verdiğiniz parayla küresel emperyalist kapitalist sermayeye katkıda bulunduğunuz için kendi idamınıza da hükmedebilirsiniz. Olacak şey mi?

Okumaya devam edin

İlahi Motivasyon: Duha Suresi

1

Sana ağır  bir söz indireceğiz’ haberi  verilip de  bu sorumluluğu dünyevi  hiçbir çıkar ve zarara aldırmadan  dört  gözle  yüklenmeyi bekleyen  Peygamber , vahyin  geliş uzunluğuna dayanamamış  olacak  ki  Allah  tarafından  Duha  Suresiyle teskin edilmiştir.

Vahiy zamanlanmasındaki endişesini de göz  önünde bulunduracak  olursak  inen ilk surelerdendir. Sure   için  Rabbinin  kendisini  terk ettiği  kaygısına kapılışının ardından Peygambere terapi  niteliğinde gelen  bir  muştudur  demek de  yerinde olur.
Okumaya devam edin