Posts Tagged ‘atasoy müftüoğlu’

Atasoy Müftüoğlu Röportajı / Emeti Saruhan

Emeti Saruhan,25-26.09.2011,Yenişafak Gazetesi

Eskişehir deyince akla gelen isim Atasoy Müftüoğlu’dur. Bunu Eskişehirli olduğumu öğrenenlerin hemen ardından “Atasoy Abi’yi tanıyor musun?” diye sormasından biliyorum. Şehir dışından gelip bürosunda konuk olanlara ikram ettiği 3 çay, bir simit, bir elma, kitap ve lokumun, o güzel sohbetinin yanında sözü bile olmaz elbette ama ben misafirperverliğini anlatmak için yine de söyleyeyim. Kendisi ise öyle duru, öyle sağlam, öyle derin ki anlattıklarını saatlerce dinlemek mümkün. Her ne kadar dertlerimiz hakkında acı reçeteler yazsa da isabetli teşhisler yapıyor. Sorunumuzun üretememek olduğunu fakat bunun farkına bile varamadığımızı, çünkü İslam dünyası olarak aklımızı bir yerlerde unuttuğumuzu söylüyor. Sizi Atasoy Abi ile başbaşa bırakıyorum. Öyle diyorum çünkü o hepimizin abisi…

Tarihsel – geleneksel bir İslam’dan bahsediyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız? Okumaya devam et

Erdemli Tanıklıklar

Her alanda hızla değişen dünyada hepimiz bilgilerimizi, yaklaşım ve yorumlarımızı güncelleştirmek, zihinsel alışkanlıklarımızı yeniden gözden geçirmek zorundayız, ideolojik ve ırkçı klişelerle dünyayı analiz edemeyiz. Yerel konumlarımızı, ilgilerimizi küresel gelişmelerin ve küresel bağlamın ışığında biçimlendirmeye çalışmalıyız. Statükocu yapılar, toplumlar, yeni arayış ve çözümlemelere ihtiyaç duymadıkları için ya geçmişe, ya da içe kapanıyor. Statükocu, muhafazakâr kültürler karşı karşıya geldikleri sorunlarla yüzleşmek yerine, bu sorunları biriktiriyor, sorunları çözmek yerine erteliyor. Statükocu/muhafazakâr kültürlerden her hangi bir eleştiri ve sorgulama çıkmıyor. İdeolojik ve ırkçı söylemle baskılanan toplumlar hiç bir alanda sesini yükseltmiyor, ideolojik ve ırkçı söylem toplumları duygusuzlaştırıyor. İdeolojik ve ırkçı söylem otoriter bir tarih, otoriter bir kültür oluşturuyor. Her milliyetçilik, insanları, insani dünyalardan uzaklaştırıyor. İdeolojik ve ırkçı yorumlara maruz kalmak, hakikat ikliminden uzaklaşmakla sonuçlanıyor. Gücü ve iktidarı putlaştıranlar düşünmeye, tefekkür etmeye ihtiyaç duymuyor. Irkçılıklar ve etnik milliyetçilikler her tür akıldışılıkla, her tür acımasızlık ve bağnazlıkla rahatlıkla işbirliği yapabiliyor. Okumaya devam et

İleriye doğru düşünmek

Geleneğin, göreneğin, mistisizmin, ulusçuluğun, mitolojinin, masal/menkıbe/ efsanelerin, toprağın/vatanın/bayrağın, tarih-in, coğrafyanın vb. din’e dönüştürüldüğü; din’in ise, gelenek ve göreneğe, muhafazakarlığa, konformizme, statükoculuğa, hoşgörü’ye indirgendiği bir toplumda/kültürde İktibas, din’i yani İslam’ı, kendi asli bağlamına, özgün ve temel bağlamına yeniden kazandırmak, kültür ve medeniyet mirasımızı/birikimimizi/algımızı, tarihsel birikimimizi Kur’an’ı Kerim’in ışığında yeniden tanımlamak üzere yola çıktı ve halen bu yolculuğu aynı yönde, aynı kararlılıkla sürdürüyor. İktibas bu yolculuğu sırasında etnik çıkarların, hizipçi/cemaatçi, mezhepçi çıkarların üzerine çıkarak, tevhidi bir dil’le İslam Ümmeti’nin bir bütünlük içerisinde ifadesi olmaya çalıştı. Mezheplerin din’in yerine geçtiği, İslam’ın şu ya da bu mezhebin tekeline alındığı, bir mezhepten hareketle İslam’ın yorumlandığı bir dönemde, İktibas bütün bu aşırı/temelsiz/sorunlu yaklaşımları reddederek, Kur’an’ı Kerim’in ufkuna/özüne/ ruhuna dayalı bir bilince öncülük etti.

Okumaya devam et

Eylemci Bakış Açıları

atasoymüftüoğlu

Atasoy MÜFTÜOĞLU

Müslümanların; inançlarının, kimliklerinin ve toplumlarının somut sorunlarının bilincine varmaları; duygusal yorumlar yerine, gerçekçi yorumlara sahip olmaları; taklitçi bir geleneği sürdürmek yerine, yorum özgürlüğü geliştirmeleri; İslami varlıklarını somut bir biçime ve varoluşa dönüştürmeleri; kendi iradelerini göstermeleri; toplumsal hayata kapalı, münzevi hareketler olmaktan çıkarak, toplumsal hayata açılmaları; eylemci bakış açılarını temsil etmeleri ve bütün bu tercihlerine siyasal bir içerik kazandırma girişimleri, dışarıdan bir isimlendirme ile “İslamcılık” olarak adlandırıldı. Okumaya devam et

Ahlaki-Vicdani tükeniş

subat75_lale

İslam toplumları; emperyal siyasal/kültürel/entelektüel gerçekliklere kapalı bir şekilde; hareketsizleştirilmiş zamanlar içerisinde; romantik umutlar taşıyarak; uzun, derin sessizlikler yaşıyor. Romantik önyargılar, abartılı duygusallıklar, abartılı bağnazlıklar, yüzeysel iyimserlikler, kısır ve derişmez yapılar, toplumlarımızı her alanda hareketsiz kılmıştır. İdeolojik sınırlar içerisinde yaşayan, ırkçı sınırlar içerisinde yaşayan, mezhepçi ya da hizipçi sınırlar içerisinde yaşayan ve bu sınırlar dışında neler olup bittiğini öğrenme ihtiyacı duymayan bireyler ve topluluklar buz kesmiş/donmuş bireyler ve topluluklardır. İdeolojik maskeler, ırkçı maskeler, mezhepçi ya da hizipçi maskeler, değişmez, katılıklar halinde, kendi gündemleri dışında cereyan eden hiç bir gelişmeyi umursamadan yaşamayı şiar edinmişlerdir. İdeolojik/ırkçı/mezhepçi/hizipçi dil, dışlamaya dayalı bir dil’dir.

Günümüzde bütün ideallerin/davaların yerini pragmatizmler alıyor. Dini hayatta, helal-haram, hayır-şer, hak-batıl, gibi ayrımlar/sınırlar ortadan kalkıyor, kaldırılıyor. Modern, seküler, geleneksel, batini müdahaleler / saldırılar sonucu, tevhidi temellerin yıkılmasıyla birlikte; toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel sorunlarla ilgilenmeyen; apolitik, sırlar, esrarengizlikler dünyasıyla ilgilenen; popülist figürleri gündeme alan/ “her şey helal” sloganını öne çıkaran bir İslam yaklaşımı üzerinde çalışılıyor. Müslümanların siyasal bir duruş, tarz, tavır, sahibi olmak yerine, romantik/nostaljik bir duruş sahibi olmaları isteniyor. İslam toplumlarında, Türkiyede izlenebileceği üzere, tasavvuf ve hikmet düşüncesi, yaklaşımı, birikimi, pratiği; siyasal hoşgörü / uzlaşı / teslimiyetçilik için bir araç olarak kullanılıyor ve sınırsız bir biçimde sömürülüyor. Gerçekliği bir hikmet zemininde anlatmakla, hikmeti, tek gerçeklik saymak birbirinden çok farklı şeylerdir. Okumaya devam et

Atasoy Müftüoğlu

Atasoy Müftüoğlu İle Söyleşi


Ortak Anlamlar ve Amaçlar Çerçevesi Oluşturmak Gerek

Yeni kitabı Onurumuzla Yaşamak Elimizdedir geçtiğimiz ay yayınlanan Atasoy Müftüoğlu ile bugünün dünyası, İslâm toplumları, cemaatler, modernizm ve gelenek üzerine konuştuk:

Yazılarınızda çok sık geçen bir ifade “bugünün dünyası”. “Bugünün dünyası” ile başlayalım isterseniz. Nedir bugünün dünyası, onu dünün dünyasından ayıran nitelikler neler; biraz açabilir misiniz bugünün dünyasını?

Bugünün dünyası; ırkçıların, faşizmlerin, ayrımcılıkların, ideolojik tutkuların, işgallerin, katliamların, soykırımların, vahşetin, hukuksuzluğun, vicdansızlığın, adaletsizliğin, zulmün, işkencenin keyfî bir biçimde sürdürülebildiği; küstahça savunulabildiği, sıradanlaştığı, sorgulanamaz/yargılanamaz bir noktaya geldiği bir dünyadır. Bugünün dünyası, farklı kültür ve uygarlıklara kapalı olduğu gibi, her farklıyı bir alt kategori olarak gören, bu farklılıklarla savaşan bir dünyadır. Bugünün dünyasında siyaset/kültür/sanat ideolojik saplantılar tarafından yönlendirilmektedir. Bugünün dünyasını temsil eden küresel kurumlar da, adaletsizlik, eşitsizlik, sömürü ve baskı üretmektedir. Bugünün dünyası gerçek anlamda olağanüstü bir dünyadır, böyle bir dünyada bizler, olağan bir dünyada yaşıyor gibi yaşamaya devam edemeyiz.
Okumaya devam et