Posts Tagged ‘düsünce’

Daha Önemli Şeyler

Hayatta dersten daha önemli şeyler de vardır.
Elbet vardır,
Bir evin geçim kaygısındaki baba,
Babayı ayakta tutan anne,
Hepsini kuşatan Allah Okumaya devam et

Düşünce Kahvesi 3 Yaşında

imamhatip.com isimli sitede wordpress temelli blog yarışması vardı ve bu blog o amaç ile kurulmuştu.
Yarışmada 1. oldu bu blog. Kurulduğunda ne ekleriz filan derken 1 sene oldu. Biz de bu zaman zarfında bu blog sistemi nasıl kullanılır öğrendik. Sonra dedik ki site kuralım. Denedik ama bu blog bereketli olduğunu gösterdi ve site bir türlü istediğimiz şekilde olmadı. Biz de burada devam ettik.Bu arada 2 sene oldu. Gündemdi nabızdı şuydu buydu derken bir de baktık ki 300bin ziyaretçi sayısına ulaştık.
Halihazırda günde ortalama 300 kişi bu bilgi dolu bloga bir şekilde girip çıkıyor. Çerez niyetine bilgiler bulunan sayfalardan değil Düşünce Kahvesi. Bunu bu blogu şöyle bir göz atarak görebilirsiniz. Bu bağlamda önemli bir yerde Düşünce Kahvesi.

3. seneyi doldurduk ve 4. yaşımızdan gün aldık. 4. yaşı bu bloga ne getirir bu blogdan ne götürür bilmeyiz ama insanlara faydalı olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyoruz.

a.k. & b.k

Sahi ne olmuştu Sabra ve Şatilla’da!

“Beşir’le Vals”in er Folman’ı yitik anılarını arıyor…

“- Lübnan’a ait görüntüler gözünün önüne gelmiyor mu?
– Hayır, pek sayılmaz.
– Emin misin?
– Hayır
– Ya Beyrut, Sabra ve Şatilla?
– Ne olmuş Sabra ve Şatilla’da?”

Bu sözlerle başlıyor hafızası ile birlikte insanlığı da unutturulan bir toplumun belleğini kazanma yolculuğu… 1982 yılında Beyrut işgali sırasında, İsrail ordusunda yer almış eski bir asker olan yönetmen, kendi anılarını ararken, insanlığın gördüğü en büyük katliamlardan birini de parça parça ortaya seriyor. İsrail toplumuna ve dünyanın tepkisiz halklarına kaba çizgiler yardımıyla hatırlatıyor Sabra ve Şatilla katliamlarını…

İsrailli yönetmen Ari Folman’ın Beşir’le Vals (Vals Im Bashir) filmi, bu yılın en çarpıcı yapımları arasında yerini aldı. 90 dakikalık bir animasyon olan Beşir’le Vals, Folman’ın biyografik yolculuğunu konu alıyor. Bir barda kendisi gibi savaşa katılmış asker arkadaşının sorusu üzerine, savaşa dair hiçbir anısı olmadığını fark ediyor Folman. Hafızasını yitirdiğinin bile farkında olmayan Folman, o akşamın ardından kendisiyle birlikte savaşta yer almış eski arkadaşlarının peşine düşerek yaşananları hatırlamaya çalışıyor.

Yazının devamı için tıklayınız.

Mazlum Yanında Olmak vs. Müslüman Olmak

Bir öneri:
Mazlumun yanında olan her adam müslüman değildir ancak her müslüman mazlum yanında olmalıdır.

Son yıllardaki gelişmeler, özellikle kapitalizmden kaynaklı olarak, müslümanlar ile materyalist-sosyalistleri aynı paralele soktu. Bilmiyorum herhangi bir müslüman ” müslüman adam kefere olan adamla aynı paralelde gitmez yönümüzü değiştirelim” diyor mu? Aman demesin.

“Bu arada kafir demek saklayan gizleyen örten manasına gelir. Allah en büyük hakikat ise kafir insan Allah’ı gizlemektir. Yani birine kafir deyince bunu hakaret olarak algılamasın. O, bir müslümanın inanmayan birisine söyleyebileceği diğer sözlerden sadece birisidir.”

Ne diyorduk? Müslüman olmak ve Mazlum yanında bulunmak diyorduk.

Öncelikle Kur’an-ı Kerim en büyük zalimin Allah’ın ayetlerini reddedenler olduğunu belirtir. Lakin zalim olmakla mazlum olmanın birden çok fazla yöntemi vardır. Bu bağlamda bir müslüman başkaları ile zalim olana karşı durabilir. Hatta Zalim olan müslüman olur ise bu müslümana karşı bile diğer insanlar inancı ne olursa olsun yanyana durabilir.

Durmalıdır da.

Çünkü, fikri veya bedeni kavga edilecekse bir hakikat uğruna, evvela zalim olup fikri ve hakikati örten zalimler bertaraf edilmelidir.

a.k.

Hayr’lı Bayramlar!

Gurbandır.
Bakmayın “K” ile yazıldığına.
 
Yakın olmaktır aslında.
Allah’a öncelikle!
 
İnsanlığınıza ve vicdanınıza yaklaşabildiğiniz bir “Gurban Bayramı” geçirebilmeniz duasıyla
 
Kur’an-ı Kerim vesilesiyle Allah söylüyor:
 
Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes (108/2)
 
 
adem kayadelen&banu aksoy

It’s time to wake up / Uyanma Vakti

Bir Eski İstanbul


Okumaya devam et

Bütün Mailleriniz İzleniyor Dikkat

Türkiye’deki mail hesapları istenildiği zaman yurtiçi ve yurtdışındaki birimler tarafından kolayca izlenmekte. Mailleriniz sizin dışında başkalarıda rahatça okuyabiliyor.

Taraf Gazetesi’nin polis kökenli yazarı Emre Uslu, e-mail trafiğinin nasıl izlendiğine ilişkin bugüne kadar hiç bilinmeyen detayları gündeme getirdi

Detay ‘Elektronik takip’ nasıl yapılıyor

Taraf’ın sürmanşetine çekilen bir haberde Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın Taraf’ta çıkan bir haber üzerine mahkeme kararı olmadan iki gazetecinin e-postalarını izlettirdiği ortaya çıkıyor.

Taraf’ın yayımladığı belgede “11 Mayıs 2009 tarihli Taraf Gazetesinde yer alan haberlere temel teşkil eden 2004 yılında hazırlanmış Ö.Kuv.K.lığına ait dört adet belgenin elektronik ortamda internet aracılığı ile bir gazeteciden diğer bir gazeteciye gönderildiği tespit edilmiştir. Genkur. Başk.lığınca söz konusu belgeler incelenmek üzere 12 mayıs 2009 tarihinde Öz.Kuv.K.lığına gönderilmiştir. Komutanlığımızca başlatılan inceleme sonucunda tespit edilen bilgilere dayanarak mahkeme dosyası hazırlanmış ve konu adli mercilere iletilmiştir” deniyor.
Okumaya devam et

Ümitvar Aşık

Ben bir kemanım
Sen bir kemansın
Biz  bir kemanız

Hayat o bir yalancı
kocamanından
Okumaya devam et

Açılım Kemalizmin Enkazını Temizlemektir

Yazar Mustafa İslamoğlu, Açılım, Kürt Sorunu ve Ergenekon gibi gündemdeki konularla ilgili ilk kez Özgün Duruş`a konuştu. `Kemalizm aslında Apoizm’in ebeliğini yaptı` diyen İslamoğlu`ndan çok çarpıcı açıklamalar…

Açılım süreci ve gelinen son nokta ile birlikte Müslümanların açılım konusundaki sorumluluklarını unutmuşluk halleri ve sanki bu gelişmelerin kendileri üzerine bir etkiye sahip olamayacağı zehabı gerçekten düşündürtmelidir. Hâlbuki güvenlik eksenli bir siyasallıktan siyasal eksenli bir siyasete uzanan bu yol, en çok Müslümanların sorunlarını çözmeleri konusunda umutlu kılmalıydı. Hâlbuki yaşamın pasif nesnesi olma yerine hayatın aktif öznesi olmak en çok Müslümanlara yaraşır. Aralarındaki çatışma ve tefrikaları bir tarafa bırakarak bu güne kadar bir türlü çözümleyemedikleri temsiliyet sorununu da vahdete ulaşarak gerçekleştirebilirler.

Biz tüm bu sorunları, bugüne kadar ortaya koyduğu ilmi birikimi ve aydın sorumluluğuyla örneklik teşkil eden Mustafa İslamoğlu ile konuştuk. Her zaman olduğu gibi çok çarpıcı tespitlerde ve yaraya neşter vuran yorumlarda bulundu. Zevkle okuyacağınıza inandığım bu söyleşi, umarım gerekli ilgiyi yeterince bulacaktır…
Okumaya devam et