Posts Tagged ‘eleştiri’

Tek Şartla Kabul Ederim

Söylediklerin doğru ama tek bir şartla kabul ederim.

– Daha sonra söyleyeceklerini eleştirdiğimde bana darılmayacaksın…

a.k.

Reklamlar

Tablo böyleyken köşe yazıları ne işe yarıyor?


Levent Gültekin/gazeteciler.com

Karamsarlık giderek beni esir alıyor. Giderek sözün, yazının, eleştirinin işe yaramadığına inanmaya başlıyorum.

Yazılar yazarının nerede durduğunu, nasıl bir adam olduğunu göstermenin dışında neredeyse kıymetsiz ve işlevsiz bir halde. Kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz. Çünkü güç odakları, iktidarlar, medyada ve köşe yazılarında dile getirilen eleştirilere kulak tıkayarak yapılan uyarıları değersizleştiriyor. Okumaya devam et

Atasoy Müftüoğlu Röportajı / Emeti Saruhan

Emeti Saruhan,25-26.09.2011,Yenişafak Gazetesi

Eskişehir deyince akla gelen isim Atasoy Müftüoğlu’dur. Bunu Eskişehirli olduğumu öğrenenlerin hemen ardından “Atasoy Abi’yi tanıyor musun?” diye sormasından biliyorum. Şehir dışından gelip bürosunda konuk olanlara ikram ettiği 3 çay, bir simit, bir elma, kitap ve lokumun, o güzel sohbetinin yanında sözü bile olmaz elbette ama ben misafirperverliğini anlatmak için yine de söyleyeyim. Kendisi ise öyle duru, öyle sağlam, öyle derin ki anlattıklarını saatlerce dinlemek mümkün. Her ne kadar dertlerimiz hakkında acı reçeteler yazsa da isabetli teşhisler yapıyor. Sorunumuzun üretememek olduğunu fakat bunun farkına bile varamadığımızı, çünkü İslam dünyası olarak aklımızı bir yerlerde unuttuğumuzu söylüyor. Sizi Atasoy Abi ile başbaşa bırakıyorum. Öyle diyorum çünkü o hepimizin abisi…

Tarihsel – geleneksel bir İslam’dan bahsediyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız? Okumaya devam et

Parazit İnsan

Parazitlik bir yaşam biçimidir. Tercih değildir aksine mecburiyettir. Çünkü sana verilmeyen ile yaşamını idame ettirmenin bir yoludur. Ve kaderin bir cilvesidir ki üzerinde parazit olarak yaşanılan canlı hep zarar görür. Olayın biyolojisi  böyle. Birde bunun sosyolojik izdüşümü mevcuttur.

Uğraşmadan yaşamak kolaydır. Nasıl olsa birileri bulmuş deyip olanı kullanmak/tüketmek kadar rahat şey yok. Zaten buna meyilli olan insan bir de bu sistem kendisine dayatıldığında öylece kolay kanalize olur ki bu yola. Pirim/şeyhim söyler ben yaparım, üstadım demiş ben kullanırım. “Bir sürü şey var neresinden başlayacağım ve neresini okuyacağım, en iyisi yapılmışı/söylenmişi kullanmak daha iyi vs. vs.”

Görünen o ki parazit olarak yaşamak çoğularını rahatsız etmiyor. Etmesi gerekiyor ama etmiyor. Etmesi gerekmiyor diyen olmayacağını düşündüğüm için bunu ispatlama yoluna girmiyorum ve bu kabul üzerinden devam ediyorum. Parazit olarak yaşamak insanı neden rahatsız etmez? Ya farkına varmıyordur ya da bu o kişi için gayet rahat bir hayat haline gelmiştir. Farkına varmaz çünkü birileri onun yerine düşünüp parsa toplar ve onun farkına varmaması için herşeyi yapar. Parazit yaşam ona kolay gelir ama öylesine kendini kandırır ki şahıs ürettiğini sanır.

Bir de ahlak var ki ahlaki ayırdımın farkına varmak için zihninizi az da olsa kullanabiliyor olmanız gerekiyor. Parazit olan bir bireyin zihni faaliyetlerini az da olsa kullanabiliyor olduğunu kabul edersek işimiz biraz kolay: Bu insan bir şekilde eleştirel gözle hayata bakabilecektir ve parazit olmaktan kurtulacaktır. Ya az da olsa zihnini kullanmaktan uzak ise?

Allah bizi korusun.

a.k.

Ebuzerleşmeyelim İnşallah!

ihsan_eliacik

“İhtiyaçtan fazla mal haramdır, hırsıklıktır… Açlar, yoksullar dururken villalar alınıyor, ciplere biniliyor… Altın ve gümüş yoksullar üzerinde hegomanya kurmak için kullanılıyor… İnfak edilmiyor… Mülkte şirk koşuluyor… Bahçe sahipleri kıssası ölülerin ardından okunup duruyor… Kırkta bir diye bir şey tutturulmuş gidiyor… Komşusu açken tok yatmamak için zengin mahallelere taşınanlar var… Sokaktaki açtan, yoksuldan haberiniz var mı? Bu din yeryüzünün sokaklarında aç gezen 1 milyar insan için ne diyor hocam? Bu din fekku ragabe (kölelere özgürlük!) diyerek başlamadı mı hocam?…”

Çevresinde tefsir sohbetleri, fıkıh dersleri yapmasıyla ünlü hocaefendi, yanına gelen gencin bu türden heyacanlı konuşmaları karşısında once yutkundu, sonra ensesini kaşıdı, vereceği cevabı düşündükten sonra söyle dedi: “Tamam seni anlıyorum, gençsin heyecanlısın. Şimdi namaz vakti, namaza kalkalım inşallah…”

Namazdan sonra çıkarken kapıda gencin kulağına eğilerek kafa konforu rahat o esaslı nasihatını verdi: “Ebuzerleşmeyelim inşallah!” Okumaya devam et

Nano-Teknoloji

nano sarmal

Not: Bu yazı teknik bilgi içermemektedir.. Rahatça okuyabilirsiniz…

Özellikle isminden kaynaklı bir karizması olan nanoteknolojiyi anlayabilmek için öncellikle nanoteknoloji birleşik kelimesinin nano kısmını bilmek lazımdır zira,  teknoloji kısmı ile hemen hemen herkes haşır neşir.

1 metre = 1000 milimetre ; 1 milimetre= 1000 mikrometre ; 1 mikrometre ; 1 mikrometre = 1000 nanometre ;

1 metre= 1.000.000.000 nanometre yani metrenin milyarda biri demek.

Atomlar genellemeleri sevmeseler de hemen hemen 5 ila 10 tane atomu yanyana getirirsek 1 nanometrelik uzunluğu elde edebiliriz. (malumdur ki her atomun kendine has bir yarıçapı var)

Hemen Hemen her ilimsel terimin kökeninden olduğu gibi nanoteknolojimiz de yunanca kökenlidir. nannos ve tekhne ve logia kelimelerinden türemiştir. nannos cüce, tekhne el işi, logia ise çalışma manalarını vermektedir ama bu bilgi çokd a gerekli değildir.

Ne işe yarar kısmından önce nasıl oldu da böyle oldu kısmına değinecek olursak eğer göreceğimiz şey malzeme bilimcilerinin malzeme geliştirme sevdalarını görebiliriz. Nitekim Feyman isminde bir malzeme bilimci sırf ürtilebileceğini ispatlamak için bu konuda bir konferansta konuşma yapar ardından ise bilimsel olarak yapılabiliyorsa elbet işe yarayacak yerlerde de kullanabilir sonucuna varılır. Ve serüven başlar. Tabii olarak insan o boyutlarda  bir şeyi ayırt edemez, göremez. Bunun için mikroskoplar gelişmiştir. Ve işin burası daha da acıklıdır. Bu teknoloji ile üreilmiş malzemeleri kullancak olan insanların çoğu ışık mikroskobu dahi görmemiştir. 80li yıllarda IBM nanoteknoloji için mikroskop gelişitirir. İsmi STM (scannig tunnellign microskobe / taramalı galeri mikroskobu) …. Zaten varolan TEM, SEM,AFM gibi mikroskop türlerinin de geliştirilmesiyle araştırmacı ve geliştirmecilerin işleri de daha kolaylaşmıştır.

Nitekim 90lara gelindiğinde ise Rice Üniversitesinde /ABD karbon nanotube üretilmiştir. Karbon nanotüp ismi kadar güzel bir malzemedir ve nano boyuttadır. Bu malzeme kabaca 60 tane karbon atomunun bir futbol topu şekline gelmesiyle oluşmaktadır. Çelik kadar sağlam, plastiktan daha sağlam ve ısı veelektrik geçirebilen bu malzeme büyük ihtimalle biliminsanlarında yürüyün be nidalarına sebebiyet vermiştir. Nitekim yeni milenyuma girildiğinde devletler ölçeğinde bu teknolojiye yatırımlar yapılmaya başlanmıştır ki başı ABD ve İsrail çekmektedir.

Hala geliştirilen malzemeler muhakkak olduğu gibi kullanılmaya başlanmış olanlara şöyle bir göz atalım.

—–

(alttaki kısım nanoturk.com’dan alıntıdır.)

Malzeme ve İmalat Sektörü:

Malzemelerin atomik ve moleküler boyutlardan başlayarak inşa edilmesi, konvansiyonel metodlar ile elde edilen malzemelere oranla daha sağlam ve hafif maddelerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Bu malzemeler, daha düşük hata seviyeleri ve eşsiz dayanıklılık güçleri ile hali hazırdaki bir çok endüstriyel süreç için devrimsel yenilikler getirecektir. Benzersiz ve alışılmamış özellikleri ile nano tüpler, elyaflar, lifler ve kaplama malzemeleri imalat yöntem ve tekniklerinin gelişmesine imkan sağlayacaktır.

Nano Elektronik ve Bilgisayar Teknolojileri:

Elektronik araçların nanometre ölçeklerinde elde edilmesi ile halen kullanılan sistemlerinin işlem güçleri ve kapasiteleri bir kaç kat artacaktır. Nano teknolojilerin kullanım alanlarından biri olarak önerilen quantum bilgisayarların geliştirilmesi ile günümüzün en modern bilgisayarları olan Pentium bilgisayarlar ile kıyaslanamayacak seviyelerde işlem gücü elde etmek mümkün olacaktır. Bunlara ek olarak elektronik araçlar için geliştirilen sensör, gösterge sistemleri ve sinyal iletimi alanlarında ciddi ilerlemeler kaydedilecektir.

Tıp ve Sağlık Sektörü:

Nanoteknoloji yaşayan sistemlere moleküler seviyelerde müdahele etme imkanı yaratabilir. Yaşayan organizmalar ile etkileşime geçebilecek boyutlarda araçlar üretilmesi ile bir çok yeni teşhis ve tedavi yöntemlerinin gelişmesi olasıdır. Sadece hastalığın bulunduğu ve veya yayıldığı bölgelere saldırarak ilaç veren makineler, insan vücudu içinde hareket edilmesine imkan sağlayan teşhis araçları, nano-teknolojinin tıp ve sağlık sektörü üzerindeki potansiyel uygulamaları olarak gösterilebilir.

Havacılık ve Uzay Araştırmaları:

Havacılık ve uzay araçları çok maliyetli teknolojilerdir. Bu araçların imalatı sırasında kullanılan malzemelerin ağırlığı maliyetlerin yüksekliğinde çok önemli bir yer tutar. Nanoteknoloji bu malzemelerin ağırlığının önemli ölçüde azaltılması ile maliyetlerin düşürülmesini sağlayabilir. Ayrıca çekme direnci çelikten kat kat yüksek nano tüpler sayesinde dünya yüzeyinden atmosfere kadar yükselebilecek yapılar inşa edilmesi potansiyel uygulama alanları içinde yer alabilir. Böylece uzay araştırma maliyetlerinin büyük bir kısmını meydana getiren fırlatma maliyetleri düşürülebilir.

Çevre ve Enerji:

Nano malzemelerin ve nano kompozitlerin fosil yakıt endüstrilerinin verimliliğini geliştirme potansiyeli bulunmaktadır. Nano kompozitlerin yaygın olarak kullanılması ile daha yüksek verimliliğe sahip motorların ve dolayısı ile daha temiz, çevre dostu ulaşım sistemlerinin kurulması mümkün olacaktır.

Bioteknoloji ve Tarım:

Tıp ve sağlık sektörlerinde uygulanabilecek teknolojilerin genişletilmesi ile bio teknoloji, ilaç ve tarım sektörleri de ürünlerinde bu teknolojileri uygulayacaktır. Yeni ilaçlar, gübreler, daha besleyici ve hastalık direnci yüksek bitkiler veya hayvanlar bir çok üniversite ve özel sektör kuruluşun araştırma alanları içerisinde yer almaktadır. Bu gün bile bitki ve hayvan genlerinin düzenlenmesi ile ortaya çıkartılmış olan bazı ticari ürünlere rastlamak mümkündür.

Savunma Sektörü:

Nano teknoloji askeri uygulamalar konusunda bir çok alanda potansiyel vaadetmektedir. Geliştirilmiş elektronik savaş kapasitesi, daha iyi silah sistemleri, geliştirilmiş kamuflaj ve akıllı sistemler bir çok Ar-Ge çalışmasının gerçekleştirildiği alanlardır.

Biraz merak edip Dünya savaşlarını incelemiş olanlar bilirler ki teknolojinin gelişmesi savaşla paralellik gösterir. Nanoteknolojide bundan farklı değildir ki internete oturup araştırma yaptığınız zaman devletler nanoteknolojiyi nerelerde kullanmak için yatırım yapmaktadır görebilirsiniz.

Teknolojinin insana hizmet noktasında  evrilmesne karşı durmak gericilik ve bilimsellikten zerrece anlamamak oladursun bu denli büyük bir teknolojinin insanlığa ne denli zarar vereceği ortadadır. Lakin Dünya’nın artan nüfusu (şimdiik 7 milyar civarında) Dünya üzerinde bir çekirge sürüsünün varlığı gibi olunca (ömrü uzatmaya çalışan doktorları, ve kendinden baska herksi hayvan gibi gören insan-dışıları okumak lazım) intizam kuralları da adeta devreye girip insanlığın kendi kendisini tasfiyesini gerçekleştirecek olayları yine insanlığa sunmaktadır. Kim ölür? Elbet güçsüz ve mazlum olan ölür. Hep öyle olmuştur zira. Bugün Fransa’nın okyanusta yaptığı nükleer denemenin neredeyse/ve hatta daha fazla Afrika’nın (herşeyiyle beraber) bir yılda çıkardığı karbondioksit miktarında olması ve kimsenin de buna napıyorsun arkadaş diye ses çıkarmamasını bilince, nanoteknolojinin de varacağı yerin insanlığı pek rahatsız etmiyor olması gayet mümkündür.

bu konu hakkında okumuş lakin teknik terimlerden dolayı okuduğunu anlamamış olanlar aşağıya yorum yazabilirler… bilgi paylaştıkça çoğalır zira…