Posts Tagged ‘fıkıh’

Düşünce Kahvesi’nde Kurban ve Kurban Bayramı

Evvela tüm ümmet-i Muhammed’in / Alem-i İslam’ın Kurban’ını Allah kabul etsin, Kurban Bayramı hayırlara vesile olsun. Yetimleri, öksüzleri, evsizleri, yurtsuzları,komşuyu,uzağı unutmayalım inşAllah.

Daha önceki Kurban Bayramı zamanlarında düşünce kahvesi’nde yayınladığımız yazıları aşağıdaki bağlantılarda bulabilirsiniz.

En geniş kapsamıyla kurban / Fıkhus’sünne

Kurban ile ilgili sık sorulan sorular / Diyanet

Adem K. / Banu K.

Oruç / KİTABU’S SAVM

oruc_camii

1- ORUCUN TARİFİ, KISIMLARI, SEBEBİ, VAKTİ VE ŞARTI

Orucun Tarifi
Oruç:
Orucun Çeşitleri:
Orucun Sebebi:
Orucun Vakti:
Güneşin Batıp Batmadığında Tereddüt
Sahur Vaktinde Tereddüt

Orucun Şartları
Okumaya devam et

İtikaf ve Adâbı

itikafnamazibadetzahidakl3

6.1. Mânası
î’tikâf; hayır olsun şer olsun, bir şeyi lüzumlu sayarak, nefsi o şey üzerine hapsetmek demektir. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: ■İbadet yapmakta olduğunuz ve saygıyla eğildiğiniz (i’tikâf ettiği­niz: ‘âkifûn) bu heykeller nedir?» (Enbiyâ: 52). Bahis mevzuu etti­ğimiz i’tikâftan maksat ise, Allah’a yaklaşmak niyetiyle mescitte kalmaktır.

6.2. Meşru Olusu
Alimler i’tikâfın meşru olduğu üzerinde icmâ etmişlerdir. Ra-sûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem her Ramazanda on gün î’tikâfa girerdi. Vefat edeceği yıl gelince yirmi gün i’tikâfa girdi. (Hadisi, Buharı, Ebû Dâvûd ve îbn Mâce rivayet etmiştir.) Rasûlüllah sal Iallahu aleyhi ve sellem’în ashabı ve zevceleri de onunla beraber ve­ya ondan sonra i’tikâfa girmişlerdir. Ancak İ’tikâf her ne kadar Al-iah’a yaklaşmak için yapılan bir ibadet ise de, fazileti hakkında sa­hih bir hadis varid olmamıştır. Ebû Dâvûd demiştir ki: «îmanı Ah’ med’e ‘i’tikâfın fazileti hakkında birşey biliyor musun?’ diye sor­dum, o da ‘hayır, ancak zayıf rivayetler biliyorum,’ demiştir.»

Okumaya devam et

En geniş kapsamıyla Kurban

13.1. Kurban
13.1.1. Tanımı

Kurban, teşrik günleri ve kurban bayramında Allah Teâlâ’ya yaklaşmak için kesilen deve, inek ve koyuna denir.

13.1.2. Meşruluğu

Allah Teâlâ, kurbanı şu ayetler ile meşru kılmıştır: «Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes.» (Kevser: 2) «îşte kurbanlık deve ve sığırları, Allah’ın size olan nişanelerin­den kıldık.» (Hacc: 26)

Nebî aleyhisselam’in kurban kestiği sabit olmuş, müslüman-lar da kurban kesmişler ve bu hususta icma etmişlerdir.

13.1.3. Fazileti

Tirmizî’nin Âişe (r.a.)’dan rivayetine göre. Nebi aleyhisselam şöyle buyurmuştur: «Adem oğlunun, kurban günü amellerinden Allah’a en sevimli geleni, kan akıtması (kurban kesme)dir. Çünkü o, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla gelir. Kan, yere akmadan önce Allah katında mekanını alır. Kurban kesenler onun kokusu sebebiyle nefis kokarlar.»

13.1.4. Hükmü

Kurban, sünneti müekkededir. Buharı ve Müslim’in kaydettiği Enes hadisi gereğince, gücü yettiği halde onu terkeden hoş görül­mez: «Nebi aleyhisselam boynuzlu iki alaca koyunu kurban etti. On­ları kendi eliyle, besmele ve tekbir getirerek kesti.»
Okumaya devam et

İslam Fıkhı Penceresinden Faizsiz Bankacılık

Yazar’a dair bilgiyi yazının sonunda bulabilirsiniz.

yazının kısa linki:http://tinyurl.com/3x8fp8u

ÖNSÖZ

Evrenin sahibi Yüce Allah, insanoğlunu yer yüzünde belli bir sü­re yaşayıp kendisine dönmek üzere yarattığını bildirmektedir. Yaşa­mın olmazsa olmaz şartı, beslenme, barınma ve korunmadır. Bu ne­denle insan, çalışıp üretmek zorundadır. Beslenme İçin gıda, barınma için inşaat, korunma için ise, giyim ve silah sanayiini geliştiren İnsa­noğlu, üretimin en önemli unsurlarından sermaye ihtiyacını karşıla­mak için de bankacılık sektörünü geliştirmiştir. Okumaya devam et

Sehiv Secdesi

Dört Mezhebe Göre İslam Fıkh- Çevirmen:Mehmet Keskin

Komsiyon:

  • Abdurrahman Cezîrî (Başkan) ve Şeyh Muhammed Biblâvî (Hanefi Ulemasından)
  • Şeyh Muhammed Semâlutî ve Şeyh Muhammed Abdülfettah İnânî (Maliki Ulemasından)
  • Şeyh Muhammed Sebî ve Şeyh Ebû Tâlib Haseneyn (Hanbeli Ulemasından)
  • Şeyh Muhammed el-Bâhî (Şafi Ulemasından)

Sehiv Secdesinin Tanımı

“Sücûd”, lügatte ister alnı yere koyarak olsun, ister itaat gibi boyun büküp teslim olma emarelerinden biriyle olsun, mutlak ola­rak zelîlâne bir şekilde boyun büküp teslim olmak demektir.

“Sehiv” ise lügatte, bilmeksizin bir işi yapmaktır. Sehiv ile nisyan (unutma) arasında lügat bakımından bir fark yoktur. Fıkıhçılar da bu ikisi arasında bir fark gözetmezler. Hatta bunlara göre sehiv, nisyan ve şek kelimeleri arasında da bir fark yoktur. Ama fıkıhçılar bu kelimelerle zan kelimesi arasında fark olduğunu ileri sürerek şöyle demektedirler: Zan, işin ağır basan yönünü uygulamaktır. Bir kişi, iki şeyden birini tercih ederek yaparsa, zanna göre hareket etmiş olur. Ama sehiv, nisyan ve şek böyle değildir. Şek’te, bir işi yapmakla yap­mamak arasında tercih yapılamamakta, iki taraf da birbirine denk ol­maktadır. Sehiv secdesinin lügat anlamı buydu. Fıkıhçıların ıstılahına göre tanımı, ne zaman yapılacağı, niyeti gibi hususlara gelince, mezheblerin buna ilişkin görüşleri aşağıya alınmıştır. Okumaya devam et

Başörtüsünün Referans Kaynakları

Başörtüsünün nasıl olması gerektiği, İslâm’ı referans alanlarla İslâm’ı referans almayanlar arasında bir ihtilaf noktası, bu doğru. Ama artık bu mesele İslâm’ı referans aldığını söyleyenler arasında da bir ihtilaf konusu, bunu da görmek gerekiyor.
Bunu son günlerde CHP’nin başörtüsü yasağını kaldırmak için yaptığı “makbul başörtüsü” tanımında ve başörtülü hanımlar arasında medyada yapılan “dandik tesettür” tartışmalarında gördük.
CHP’nin aldığı pozisyon yeni değil. Bu parti kuruldu kurulalı aşinayız buna. Önce başörtüsünü Türkiye Müslümanlarının hayatından tamamen çıkartmak istediler. Bugünkü yasağın temeli de bu zaten. Halk tesettüre olan inancında sebat gösterince, inatlaştılar ve halktan uzaklaştılar. Toplumun belli bir kesiminin partisi olmayı yeğlediler. Okumaya devam et