Posts Tagged ‘islam’

“Emeğin Tevekkülü”

Korkut Boratav

İki ay sonra AKP iktidarının onuncu yılı tamamlanacak. Bu parti, üç genel seçimi üst üste kazandı; parlamentoda tek parti çoğunluğunu kesintisiz sağladı. Bu başarının, kent ve kır emekçilerinin süregelen, güçlü desteğine dayandı ortadadır.

Aynı parti, iktidar yıllarında, ekonomik ve sosyal politikalarda neoliberal programlara dogmatik, giderek artan bir bağlılık gösterdi; bunu açıkça da ifade etti. Bu programların, emekçilerin sınıfsal çıkarlarıyla sistematik karşıtlığı da artık tartışma dışıdır. Okumaya devam et

İslam Bilim Ders 10 Bölüm 3

ALİ ŞERİATİ / İSLAM BİLİM DERSLERİ
YER:HÜSEYNİYE-İ İRŞAD V MEŞHED
ÇEV : FARUK ALPTEKİN
Kur’an’ın, taşıdığı risalet ve hidayet açısından temel yönü, insanî risalet, aydınca sorumluluk ve insanlığın manevi önderliğidir; kişiyi, tarihi, toplumu ve hayatı ha­rekete geçirmektir; insana anlam kazandırmak ve bi­linçsiz insanlara sorumluluk bağışlamaktır. Bu, bir ideo­lojinin söyleyip vermek istediği hedeftir. Bu, insanî bi­limlere doğrudan bağlantı sağlamak isteyen bir risalet­tir; Kur’an da insanî bilimlere dayanır. Ama ne yazık ki insanî bilimler bizim dinî kültürümüzde henüz gündeme gelmediğinden, Kur’an’ın bu temel yönü meçhul kalmış­tır ve ne yazık ki insanî bilimlerde, özellikle tarih felsefe­si, toplumsal bilimler, toplumsal psikoloji ve iktisat vs. alanında çalışanlar, genellikle İslam kültüründen yok­sundurlar. Okumaya devam et

İslam’ı Protestanlaştırma Çabaları ve Küresel Sisteme Uyumlu Ilımlı İslam Algısı Konferansı

İslam, Eşitlik ve Sosyal Adalet


(Önsöz’den)

Maddî ve manevî felaketler çağında yaşıyoruz. Maddî felaket kapitalizmdir. Kapitalizm bir sömürü düzenidir. Bir yandan bazıları muazzam servetler biriktirip kaynakları lüks tüketimde israf ederken, diğer yandan 2009 yılında dünyada bir milyar insan açlık çekmektedir. 2009’da her saniye bir kişi açlıktan ölmüştür. Oysaki dünyada gıda üretimi bütün dünya nüfusunun ihtiyacını çok aşmaktadır. Okumaya devam et

İslam Bilim Ders 10 Bölüm 2

 

ALİ ŞERİATİ / İSLAM BİLİM DERSLERİ 

YER:HÜSEYNİYE-İ İRŞAD V MEŞHED

ÇEV : FARUK ALPTEKİN

Bütün destanlar, övünçler, dâhilikler, görkemlilikler ve yiğitlikler hep bir dönemin başta gelen kişisine, güçlü ve resmi adamına mal olmuştur. Ya da halk için­den çıkmış kahraman ve pehlivanlar bilek güçleri Keykavus’un hizmetinde olmuştur. Artık başka hiçbir şeye yönelmez bu destanlar, başka bir haber yoktur on­larda. Okumaya devam et

Kürtaj ve İslam

Çocuk aldırma (kürtaj) ilk kırk gün içinde olursa günah değil, veya ilk 120 gün içinde olursa günah değil, diyenler bulunmaktadır. Hangisi doğrudur?

Sevgili okurlar, döllenme sonucu meydana gelen ceninin rahime yerleştikten sonra dış etki ve müdahalelerle düşürülmesi, insanlık tarihinin çok eski dönemlerinden beri var olup, aynı zamanda din, ahlak ve hukukun onay vermeyip, önlemeye çalıştığı bir davranış olmasına rağmen, toplumlarda güncelliğini daima koruyan bir olgu olmaya devam etmektedir.

Gerek Yahudilik te, gerekse Hıristiyanlık ta  çocuk düşürme  büyük günah sayılıp yasaklanmıştır. Olaya sebebiyet verenler, anne de olsa cinayet işlemekle itham edilerek, ciddi tepki ve cezalara maruz kalmıştır.
Okumaya devam et

Hayr’lı Bayramlar!

Gurbandır.
Bakmayın “K” ile yazıldığına.
 
Yakın olmaktır aslında.
Allah’a öncelikle!
 
İnsanlığınıza ve vicdanınıza yaklaşabildiğiniz bir “Gurban Bayramı” geçirebilmeniz duasıyla
 
Kur’an-ı Kerim vesilesiyle Allah söylüyor:
 
Şu halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes (108/2)
 
 
adem kayadelen&banu aksoy

İslam Dini ve Faiz

Seyyid Sabık – Fıkhü’s-sünne

Tanımı

Ribâ; lügatte “Fazlalık” demektir. Burada «ribâ» ile serma­yede meydana gelen az veya çok fazlalık kastedilmektedir.

Allah Sübhânehu şöyle buyuruyor:

“Eğer tevbe ederseniz, sermayeniz sizindir. Böylece haksız­lık etmemiş ve haksızlığa uğramamış olursunuz.” [1] Okumaya devam et

Sehiv Secdesi

Dört Mezhebe Göre İslam Fıkh- Çevirmen:Mehmet Keskin

Komsiyon:

  • Abdurrahman Cezîrî (Başkan) ve Şeyh Muhammed Biblâvî (Hanefi Ulemasından)
  • Şeyh Muhammed Semâlutî ve Şeyh Muhammed Abdülfettah İnânî (Maliki Ulemasından)
  • Şeyh Muhammed Sebî ve Şeyh Ebû Tâlib Haseneyn (Hanbeli Ulemasından)
  • Şeyh Muhammed el-Bâhî (Şafi Ulemasından)

Sehiv Secdesinin Tanımı

“Sücûd”, lügatte ister alnı yere koyarak olsun, ister itaat gibi boyun büküp teslim olma emarelerinden biriyle olsun, mutlak ola­rak zelîlâne bir şekilde boyun büküp teslim olmak demektir.

“Sehiv” ise lügatte, bilmeksizin bir işi yapmaktır. Sehiv ile nisyan (unutma) arasında lügat bakımından bir fark yoktur. Fıkıhçılar da bu ikisi arasında bir fark gözetmezler. Hatta bunlara göre sehiv, nisyan ve şek kelimeleri arasında da bir fark yoktur. Ama fıkıhçılar bu kelimelerle zan kelimesi arasında fark olduğunu ileri sürerek şöyle demektedirler: Zan, işin ağır basan yönünü uygulamaktır. Bir kişi, iki şeyden birini tercih ederek yaparsa, zanna göre hareket etmiş olur. Ama sehiv, nisyan ve şek böyle değildir. Şek’te, bir işi yapmakla yap­mamak arasında tercih yapılamamakta, iki taraf da birbirine denk ol­maktadır. Sehiv secdesinin lügat anlamı buydu. Fıkıhçıların ıstılahına göre tanımı, ne zaman yapılacağı, niyeti gibi hususlara gelince, mezheblerin buna ilişkin görüşleri aşağıya alınmıştır. Okumaya devam et

İslam ve Kapitalizm

Yazan: Kerem Dağlı

80’li yılların başından beri İslamcı hareketler, Cezayir’den Filipinler’e kadar oldukça geniş bir coğrafyada güç kazanıyor, yoksul işçi-emekçi kitlelerin de dahil olduğu milyonlarca insanı peşinden sürükleyebilen partiler olarak karşımıza çıkıyorlar. Bu hareketlerin kökleri çok daha gerilere uzansa da, kitleselleşerek iktidar mücadelesine girişecek denli güç kazanmaları özellikle son 25 yıllık dönemde söz konusu olmuştur.

Daha “Soğuk Savaş” döneminden itibaren, “anti-komünizm” propagandası çerçevesinde emperyalistler tarafından el altından ciddi destek gören İslamcı hareketler, 70’lerle birlikte ABD emperyalizminin hayata geçirmeye başladığı “Yeşil Kuşak” projesi kapsamında hissedilir biçimde büyümeye ve kitleselleşmeye başladılar. O kadar ki, anılan coğrafyadaki ülkelerin hemen hepsinde İslamcılar iktidar mücadelesine girişmiş ve birkaçında da iktidarı almışlardır. Sonrasında gelişen süreçte ise, İran Devriminin etkileri, SSCB’nin çöküşü, Birinci Körfez Savaşıyla ABD’nin Irak’a saldırısı, Filistin sorunundaki kilitlenme, kriz dolayısıyla Batı’da gelişen yabancı düşmanlığı, ABD’nin yeni düşman olarak İslamı öcüleştirmesi gibi faktörlerin sonucu olarak, İslamcı hareket içinde Amerikan karşıtlığı yaygın bir karakter kazandı. Palazlanan İslamcı güçlerin iktidar mücadelesine girmesi ve dünya çapında yaşanan hegemonya yarışı çerçevesinde farklı emperyalist güçlerin devreye girmesiyle birlikte İslamcılar ABD’nin bölgedeki çıkarları için bir tehdit haline geldiler. Okumaya devam et