Posts Tagged ‘kimdir’

Hizbullah Manifestosu

Merhaba Sayın okuyucular,
Düşünce Kahvesi’nde daha önce yayımlanan ve ilgili yazının altında kaynağı verilen “Dünden Bugüne Hizbullah” isimli yazıya yapılan yorumlar sonucunda ilgili yazının altına “bu yazı bizim fikrimizi yansıtıyor veya yansıtmıyor bu mevzu değil, mevzu olan şey böyle bir yazı maruf kaynakta yayınlanmıştır ve bizde oradan alıp altında yapılan yorumlarla durum aydınlanır niyetiyle yazıyı yayınladık” yazmıştık. Şimdi başka bir kaynaktan yine sadece blogcu gözüyle başka bir yazı yayınlıyoruz. Yazının kaynağı yine yazının altında verilmiştir. Yazının hiç bir sorumluluğu üzerimizde değildir.

Okumaya devam et

Suriye’de Kim Kimdir?

19.11.2011 /SETAV

Son dönemde yaşadığı siyasi çalkantı ve halk ayaklanmaları dolayısıyla tüm dünyada gözlerin çevrildiği Suriye’de rejimin en etkili isimlerinin çoğu asker ve istihbarat kökenliyken, muhalefet kanadında ise tam bir çeşitlilik hakim.

“Arap Baharı” olarak tanımlanan ve ilk olarak Tunus’ta başlayan, ardından Mısır ve Libya’da 40 yıllık diktatörlüklere son veren halk hareketlerinin en son halkası Suriye olurken, bu ülkede 1970 yılında kansız bir darbeyle yönetimi ele geçiren Hafız Esad ile başlayan Baas rejiminin en etkili isimlerinin hemen hemen tamamı asker veya istihbarat kuruluşlarında önemli kademelerde görev yapmış. Okumaya devam et

Malcom X / El Hacc Malik El Şahbaz

Amerika da Kuzey- Güney savaşından sonra en önemli olay, şüphesiz Müslümanlıktır. Müslümanlık denilince akla ilk gelen MALCOLM X ve ELİJAH MUHAMMED’dir. Malcolm X sadece bir Müslüman değil; mensubu bulunduğu toplumun, yani Amerikalı siyahların sorunlarının bir nevi tercümanı olarak kalacaktır hafızalarımızda.

Kuşatma ve baskı altındaki bu talihsiz fakat gururlu toplumun mensubuydu Malcolm X. Amerikalı siyahların büyük kısmı Hıristiyan’dı ve çoğu da köle olarak yaşıyordu. Bahsettiğimiz kölelik sosyal hakları elinden alınan, derisinin rengiyle aşağılanan ve Amerikalı beyazların sömürgesi haline gelen kölelikti.
Malcolm X bunu şöyle anlatıyordu:
“Tam dört yüz yıl Amerikalı siyahlar olarak şiddete maruz kaldık, sadık millet olarak yaşadık, tarla kölesi ve ev kölesi olarak… tarla kölesi tarlalarda yaşadı çalıştı, efendisinin verdiği kadar yedi, izin verdiği kadar dinlendi…ev kölesi ise, efendisinin artıklarını yedi ve eski elbiselerini giyindi, evleri yandığında yangına ilk koşan oydu, efendisi hasta olduğunda patron hasta mıyız? dedi…”
“Bir problem olduğunda yine efendilerimizin çomağını ensemizde hissettik, biz buraya Chiristof Colombo’nun gemileriyle falan gelmedik; Tanrı küçük günahları kendi gazabından olan ateşle pakladı! Siyah Halkımızın tam yüz milyonu; sizin atalarınız! Benimkiler! Bu beyazlar tarafından katledildiler. Kendilerine köle yapmak amacıyla on-beş milyonumuza kıydı beyazlar! Böylesi bir günde denizlerin dibini size gösterebilmek elimde olsaydı keşke. Kara kara bedenleri, kıpkızıl kanları, tepiklerle, çomaklarla paramparça edilmiş kemikleri! Hasta düştüklerinde kollarından tutulup denize fırlatılan o hamile siyah kadınlar! kolayına yaşayıp gitmek için en iyi yolun, önlerindeki köle gemisinin ardını bırakmamak olduğunu anlamış köpekbalıklarına yem olsun diye denizin göbeğine atılıveren o zavallı kadınlar!”
Okumaya devam et

Dünden Bugüne Hizbullah

“Hizbullah kelimesi, “Allah’ın yolu, taraftarları, Allah’ın safında yer alanlar, Allah’ın partisi” gibi anlamlarını taşıyor, Hizb ve Allah kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor. Hizbullah, örgütsel anlamda Allah adına, İslam uğruna gruplaşma olarak da ifade ediliyor.
Hizbullah’ın amacı; Anayasal rejimi yıkarak Türkiye’de şer’i hükümlerle yönetilen İran benzeri bir İslam devleti kurmak. Örgüt, bu amaca ulaşmak için Tebliğ-Cemaat-Cihat safhalarından oluşan üç aşamalı bir stratejiyi benimsiyor.

Hizbullahi düşünceyi esas alan örgütlenmelerde takip edilen stratejideki en belirgin özellik, yeterli sayı ve imkan bulunduğunda cihat aşamasına geçilmesi ve silahlı mücadeleye özel önem verilmesi. Okumaya devam et

ABD’nin Terörist Yorumuna Reddiye

Görünen o ki:
ABD’ye göre,

ABD’nin küresel politiklarına karşı koyan,
O’nun dikte ettiği özgürlük anlayışına hayır diyen,
O’nun  kirli sırlarını ifşa eden,
O’nun fikriyatına “tü kaka” diyen,

ve bu maddelerin devamı niteliğinde kurabilecek cümleleri kurabilen, fiilleri işleyebilen

şahıslar,
devletler,
kurumlar

teröristtir.

ama ABD’ye ve O’nun yardakçılarına göre…

Peygmaber (sav) yaşıyor ve hak davasını şu an gerçekliyor olsaydı
büyük ihtimal ABD, O’na da terörist derdi.

[a.k.]

Çerkez Ethem

Ayşe HÜR – Radikal Gazetesi -19.02.2007

Tarihimizin her açıdan karanlıkta kalmış bir döneminin belki de en karanlık figürlerinden biridir ‘Çerkes’ Ethem Bey. Mustafa Kemal’e, Yunus Nadi’ye ve Nâzım Hikmet’e göre ‘vatan haini’dir. Cemal Kutay’a göre ‘büyük Turancı’, ‘milli kahraman’; Doğan Avcıoğlu’na göre ‘başıbozuk’, ‘çeteci’; Bolşeviklere göre “Kemalistlerin solun içine yerleştirdiği provokatör”; İngilizlere göre ‘Alman ajanı’, Almanlara göre ‘Antant ajanı’dır. Kendisi ise “Belki çok hatalarım oldu; fakat asla vatan haini olmadım” demişti. Üstelik bu tanımlardan hangisinin doğru olduğuna bugün de karar verilemedi. Peki, Milli Mücadele’ye katıldığı 1919 yılından Yunanlılara sığındığı 1921 yılına kadarki dönemde ne olmuştu ki, Ethem Bey böylesine tartışmalı bir figür haline geldi?
Kafkasya’dan göç eden Çerkes boylarından Adigelerin, Şapsığ Oymağı’nın Dipşov Ailesi’nden gelen Ethem Bey, 1886’da bugün Balıkesir’e bağlı olan Emreköy’de doğdu. Ziraat ve değirmencilikle geçinen ailenin beş oğlunun en küçüğüydü. İki ağabeyi Rum çetecilerle savaşırken ölmüş, Reşit ve Tevfik beylerse Askeri Okul’dan mezun olmuştu. 19 yaşında evden kaçıp İstanbul’a gelen Ethem, Bakırköy Süvari Küçük Zabit Mektebi’nden mezun olduktan sonra Bulgar cephesinde savaştı. 1. Dünya Savaşı sırasında, daha önce babasının da üye olduğu İTF’ye ve Teşkilat-ı Mahsusa’ya katıldı. Kardeşi Reşit’le kendisini Milli Mücadele’ye davet eden kişinin yine Çerkes asıllı Rauf (Orbay) Bey’e bağlı görev yapan Bekir Sami Bey olduğu sanılır. Okumaya devam et

Avaramu – Raj Kapoor

Video,Youtube’dan alınmıştır. Youtube’a giremiyorsanız o sizin bileceğiniz iş.

Raj Kapoor (Hintçe: राज कपूर) (d. 14 Aralık 1924, Peşaver – 2 Haziran 1988, Yeni Delhi) Hintli sinema oyuncusu ve yönetmeni. Bollywood un en gözde sanatçılarındandır. Tanınmış sinema ve tiyatro sanatçısı Prithviraj Kapoor’un dört çocuğunun en büyüğüdür. Kardeşlerinden ikisi de oyunculuk yapmıştır. Türkiye’de özellikle Avare (1951) filmiyle tanınmıştır. Okumaya devam et

Brenna MacCrimmon – Evlerine Varagele Usandım

Video,Youtube’dan alınmıştır. Youtube’a giremiyorsanız o sizin bileceğiniz iş.

Brenna MacCrimmon Kanadalı bir folk müzik sanatçısıdır. Toronto, Ontario doğumludur. 1980’lerin sonundan beri Balkan Müziği çalışmakta, öğretmekte ve söylemektedir. Çok iyi Türkçe konuşan ve şarkı söyleyen MacCrimmon, uluslararası anlamda bir Türk halk müziği şarkıcısı olarak kabul edilmektedir. Okumaya devam et

Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine

ozgurluk(1)

Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine

IV
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim Okumaya devam et

Schrödinger’in Kedisi

2020’li yillar… Postnisinde Yüce Pir’in oturdugu Yeni Dünya Düzeni tarikati iktidarini hizla güçlendirmektedir. Tarikati olusturan vasil, salik, mürid ve talipler, “Son Hakikat” dedikleri dünya görüslerini gezegenin bütününe teblig etmekle yükümlüdürler. Dünya halklari ya “Teklesmis Varolus”ta eriyecekler ya da genleri yok edilmek suretiyle mutlak bir biyolojik ölümle karsi karsiya birakilan Sömürülmezler’in ve Lanetliler’in kaderini paylasacaklardir. Postmodern Fasizm. “Tek bir dünya, tek bir devlet, tek bir bayrak!” sloganiyla özetlenen çagdas degerlerini, evrensel medyanin tüm olanaklarini kullanarak dayatir. Yüce Pir’in Kutsal Koalisyonu ile bas edebilecek tek bir güç vardir: Schrödinger’in Kedisi. Erwin Schrödinger’in kedisi, yeni fizigin maskotudur. Ayni anda ölü ve diri olabilmek gibi akil almaz bir bilimsel gerçekligi temsil eden Schrödinger’in Kedisi. Yüce Pir’in ve onun Kutsal Koalisyon’unun önündeki tek engeldir. Bu karsin, Schrödinger’in Kedisi bir bilim-kurgu romani degildir. Tersine, 1950-2035 yillari arasinda yasayan Çankiri dogumlu psikoterapist Imre Kadizade’nin yildizlarin Iblis’i recmetmekte kullanilan taslar olarak göründükleri bir ortamdan, 21. Yüzyila, yeni fizige, kaos teorisine, saçakli mantiga uzanan zihinsel cenklerinin hikayesidir.

“Alev Alatli’nin uzun yillardir üzerinde çalistigi dev romani, ülkemiz edebiyatindaki ilk çapli ‘Anti-Ütopya’ özelligini altini çizdirecek bir tonlamayla okurun ve düsünebilen Türk insaninin ilgisine sunuluyor. Bir gerilim romaninin tempo ve heyecanini bir an bile elden kaçirmadan, ülke olarak neden ön-insanlar asamasinda kaldigimizin çözümlemelerini yapiyor, acimasiz gerçekleri birer tokat gibi yüzümüze çarpiyor… Schrödinger’in Kedisi’ni tokat yemekten bitap düsmüs, yenik fakat dersler almis bir insanin bilgelesmis, külçelismis, felsefeyle kutsanmis agirbasliligiyla bir kenara birakirken, kendi yasaminiz ve ülkenin acinacak hali üzerine bin bir ant içerek yeni günlerinize basliyorsunuz. 20. yüzyilin acilarla dolu yasaminda yer almis her Türk aydinin muhakkak okumasi gereken görkemli bir yapit.
Schrödinger’in Kedisi”

2020’li yıllar… Postnişinde YÜCE PİR’in oturduğu Yeni Dünya Düzeni tarikatı, iktidarını tüm hışmıyla güçlendirmeye devam etmektedir. Dünya Halkları veya KUTSAL KOALİSYON’a biat edecekler ya da Sömürülmezler’in ve Lanetliler’in kaderlerini paylaşacak, yeryüzünden silineceklerdir. RÜYA, gezegenimizde hayatın KUTSAL KOALİSYON’un dışında kalarak ta sürdürülebileceğine inanan bir avuç insanın, ONARIMCILAR’ın öyküsüdür. ONARIMCILAR, kendilerine “gururlu oldukları kadar da utangaç olan” turnaları örnek alırlar. Dünya görüşünden ödün vermeyen, dünya görüşünü bizim dünya görüşümüze uyarlamayı reddeden; sınırsız çayırlıklardan başka özgürlük tanımayan, kendi yaşam biçiminden gayrısına boyun eğmeyen; yalakalığa tenezzül etmeyen, laubali olmayan, vakur Turnaları…Dünya halklarına çelik bir kapan kuran feodal oligarşinin mutlakmış gibi duran gücüne rağmen, Mucizeler Diyarı’nı kurmayı başarırlar. Mucizeler Diyarı vatandaşları “düşünmesi imkansız olanı” düşünmeyi öğrenirler. Çünkü, Mucizeler Diyarı’nın “Asal Yasa”sı Yeni Fizik’i temel almıştır ve o topraklarda “bir şey ne imkansızdır ne de kesin”KARA KALPAKLI ADAM’ın “eski” Türkiye’nin yangının küllerinden yoğurduğu bir ütopya.