Posts Tagged ‘liberalizm’

Atasoy Müftüoğlu Röportajı / Emeti Saruhan

Emeti Saruhan,25-26.09.2011,Yenişafak Gazetesi

Eskişehir deyince akla gelen isim Atasoy Müftüoğlu’dur. Bunu Eskişehirli olduğumu öğrenenlerin hemen ardından “Atasoy Abi’yi tanıyor musun?” diye sormasından biliyorum. Şehir dışından gelip bürosunda konuk olanlara ikram ettiği 3 çay, bir simit, bir elma, kitap ve lokumun, o güzel sohbetinin yanında sözü bile olmaz elbette ama ben misafirperverliğini anlatmak için yine de söyleyeyim. Kendisi ise öyle duru, öyle sağlam, öyle derin ki anlattıklarını saatlerce dinlemek mümkün. Her ne kadar dertlerimiz hakkında acı reçeteler yazsa da isabetli teşhisler yapıyor. Sorunumuzun üretememek olduğunu fakat bunun farkına bile varamadığımızı, çünkü İslam dünyası olarak aklımızı bir yerlerde unuttuğumuzu söylüyor. Sizi Atasoy Abi ile başbaşa bırakıyorum. Öyle diyorum çünkü o hepimizin abisi…

Tarihsel – geleneksel bir İslam’dan bahsediyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız? Okumaya devam et

Reklamlar

Parazit İnsan

Parazitlik bir yaşam biçimidir. Tercih değildir aksine mecburiyettir. Çünkü sana verilmeyen ile yaşamını idame ettirmenin bir yoludur. Ve kaderin bir cilvesidir ki üzerinde parazit olarak yaşanılan canlı hep zarar görür. Olayın biyolojisi  böyle. Birde bunun sosyolojik izdüşümü mevcuttur.

Uğraşmadan yaşamak kolaydır. Nasıl olsa birileri bulmuş deyip olanı kullanmak/tüketmek kadar rahat şey yok. Zaten buna meyilli olan insan bir de bu sistem kendisine dayatıldığında öylece kolay kanalize olur ki bu yola. Pirim/şeyhim söyler ben yaparım, üstadım demiş ben kullanırım. “Bir sürü şey var neresinden başlayacağım ve neresini okuyacağım, en iyisi yapılmışı/söylenmişi kullanmak daha iyi vs. vs.”

Görünen o ki parazit olarak yaşamak çoğularını rahatsız etmiyor. Etmesi gerekiyor ama etmiyor. Etmesi gerekmiyor diyen olmayacağını düşündüğüm için bunu ispatlama yoluna girmiyorum ve bu kabul üzerinden devam ediyorum. Parazit olarak yaşamak insanı neden rahatsız etmez? Ya farkına varmıyordur ya da bu o kişi için gayet rahat bir hayat haline gelmiştir. Farkına varmaz çünkü birileri onun yerine düşünüp parsa toplar ve onun farkına varmaması için herşeyi yapar. Parazit yaşam ona kolay gelir ama öylesine kendini kandırır ki şahıs ürettiğini sanır.

Bir de ahlak var ki ahlaki ayırdımın farkına varmak için zihninizi az da olsa kullanabiliyor olmanız gerekiyor. Parazit olan bir bireyin zihni faaliyetlerini az da olsa kullanabiliyor olduğunu kabul edersek işimiz biraz kolay: Bu insan bir şekilde eleştirel gözle hayata bakabilecektir ve parazit olmaktan kurtulacaktır. Ya az da olsa zihnini kullanmaktan uzak ise?

Allah bizi korusun.

a.k.

Liberalizm Üzerine 5

“Liberalizm Üzerine” isimli hızlı-yazılar’a gelen bir tepki üzerine…

1.)Anlatmaya çalışılan şey esasen şudur:
Fransız İhtilali’nin bir yavrusu olan Liberalizm-Özgürlükçülük İmparatorluklara ve Krallıklara karşı bir isyan nutku olarak çıktı. Bu yönüyle elbette iyi bir şey. (Her imparatorluk ve krallık kötü müdür? Bu başka bir mesele) Lakin zaman içinde özgür-liberal düşünce modernizasyon ve sanayi devrimi akabinde evrim geçiren kapitalizm ile harmanlanınca olan oldu. Liberalizm de evrim geçirdi. Her şeye özgürlük dersen sonunda varacağın şey “her şey”in özgür olabileceğine inanmaktır zira. Yani esas korkulması gereken şey libarlizm değil, liberal düşüncenin geldiği noktadır.

Her şeyi alabilen/satabilen/sayabilen zihniyete elbette dur demek gerekir.

2.)Müslümanın liberali olmaz mı? Olur!

3.) Tasnif dışı: Bizi gülerek sömürenlere gül atacak değilim hanımefendi. Bizim prensiplerimiz var bu prensipler o kadar özgür olmamız engelliyor.

a.k.

Liberalizm Üzerine 4- Rakıya Zemzem Katmak veya Dinin İçi Boşalıyor

Müslüman insan, yılbaşı kutlar mı?
Ramazan Ayı yılbaşına denk geldi. Gece içsek de sabah oruç tutsak olur mu?
Kredi kartı ile kurban alınır mı?
Öyle de olur böyle de olur mu?

Ne çok arttı böyle sorular. Aslına bakarsanız bu işin hangi mantık ekseninde serdedildiği önemli. Hangi kaynak şahıslara cesaret veriyor, argüman ve dayanak oluyor da insanlar böylesi sorular soruyor. Yapılamaz diye demiyorum yapan olur. Lakin böylesi şeyler hakkında cevaz aramanın altında ne yatar?

Evvela şunu bilmek lazım: Neo-Liberalizm dinli de yapamaz dinsiz de yapamaz. Mesela bir dikdatör kendisine artı değer üretecek olan şahısları öldürmeyecek kadar besler ya işte zamanın maddeci ruhu da dini istemiyor ama dinsiz de yapamıyor. Zaman zaman dine nefes aldıracak noktaları serbest bırakıyor. Yanlış anlaşılmasın: Din onların rahat bırakmasına bakacak veya bakmayacak değildir. Sadece onların politikalarının ne olduğnunu tartışıyorum.

Bu bağlamda dinin içini boşaltmak deyişini hatırlatmak istiyorum. İçi boşalan şeyin içine istediğini koyabilirsin. Yani birileri dinimizin içini boşaltıp içine bir şeyler koyma derdinde. Bu bağlamda en zenginlerin dindarlardan çıkması da, başı kapalı bayanların seyirlik dolaşması da, oruç tutan adamların geceden kalma halleri de tesadüf ve anlaşılmaz değil.

a.k.

Liberalizm Üzerine-2

Liberalizm özgürlükler üzerine kurulu bir sistem malum. Yani özgür bir zihne sahip olmadan liberal olunmaz. Mesela müslümansınız ama eşcinselliğe tü kaka diyemezsiniz liberazlimde. Küçümsemiyorum sadece durumu izah ediyorum. (Fantazi de yapmıyorum. Bir sabah uyanıp  eşcinsellere hesap sormak gibi bir örnek değil bu) Bu kadar bariz bir örneğin ardından bir önceki yazıda değindiğim duruma gelelim.

Okumaya devam et

Liberalizm Üzerine

İnsanlık çakışmalardan,çatışmalardan,sürtüşmelerden,mücadeleden bıkmış olmalı. Bıkmış olmalı ki çareyi “ne haliniz-halimiz varsa görün-görelim” demekte buldu.

Diğer yandan rekabet kuralları denilen şey çakışmaları,çatışmaları,sürtüşmeleri,mücadeleleri,ideolojileri yaktı-yıktı-attı. Çünkü kuvvetli rekabet arz edebiliyor olmakla paralel.

Buradan çıkışla insanlık sanki artık insan zihninden çıkmış veya dinsel temelli olan hiç bir şeyi düşünmek ve/veya tartışmak istemiyor. Hayatı basit ve tekdüze yaşamak çokçaları tarafından öylece kabullenilmiş ki “bana ne” bu bazılarının en çok kullandığı ünlem olmuş.

Burada bırakalım ve düşünmeye devam edelim bu konuda…Devam edeceğiz.

a.k.

Gayrıresmi Atatürk

Neşe Düzel’in, Taraf  Gazetesi için  Taha Akyol ile yaptığı 17.11.2009 tarihli röportajıdır

NEDEN: TAHA AKYOL
CHP’li Onur Öymen’in, Kürt açılımında kullanılan Atatürk’ün “yurtta sulh, cihanda sulh” sözünün, böyle bir barış girişimine uymayacağını ima ederek Dersim örneğini vermesi, Atatürk’ün “yurtta sulh” konusundaki gerçek görüşlerinin merak edilmesine yol açtı. Bize okullarda okutulan “resmî” Atatürk portresinin dışında bir başka Atatürk portresi daha olabileceği düşüncesiyle, bu konuda titiz araştırmalar yapmış ve
Ama Hangi Atatürk? adıyla bu konuda çok kapsamlı bir kitabı yayımlanmış olan ülkenin önde gelen entelektüellerinden Taha Akyol’la görüştük. Şu sıra Atatürk’ün kişiliğinin ve yetişme tarzının politik görüşlerine nasıl yansıdığını anlatan gene çok ayrıntılı ikinci bir Atatürk kitabını yazmakta olan gazeteci yazar Taha Akyol, bize, Atatürk’ün Kürtlerle, dinle, komünizmle, silah arkadaşlarıyla, muhalefetle, demokrasiyle, Cumhuriyet’le ilgili gerçek görüşlerini anlattı. 12 Eylül döneminde MHP İdare Kurulu Üyesi olarak ünlü MHP davasında idamla yargılanan ve 14 ay hapis yatan Taha Akyol’un ayrıca Medine’den Lozan’a, Mezhep ve Devlet adıyla yayımlanmış kitapları var. Okumaya devam et