Posts Tagged ‘müslüman’

Kendine Gelmek

“Başımıza gelmeden kendinize gelin.” (Atasoy Müftüoğlu)

Lütfen şunlar üstüne biraz zihin yorun!

1. İklim değişiklikleri hakkında çevrenizde kafa yoran insanlar var mı?
2. Bir ülkenin bir başka ülkeye gidip hem de o ülkeye haber vermeden bir eve operasyon düzenleyebiliyor olması etrafınızda tepkiye yol açtı mı?
3. 2100 senesinde Dünya’nın 10 milyar insan sayısına ulaşması bekleniyor. Etrafınızda bunun için ufacık bir muhabbet döndü mü?
4. Dünya bunca insanı besleyebilir mi diye etrafınızda kafa yoranınız var mı?
5.Atom enerjisi hakkında ufak da olsa bağımsız bir kaynaktan pasaj okudunuz mu?
6. Müslümansanız Kur’an’ı kendi dilinize çevrilmiş şekliyle okudunuz mu? Okumadıysanız kendizi hiç Kur’an konusunda ahkam keserken buluyor musunuz?

Bugüne kadar yormamış olabilirsiniz o naif zihninizi bunlarla! Bunların olumsuz yanları gümbür gümbür geliyor ve kimse bunlar hakkında yorum yapmıyor. Nasıl olsa ABD, AB, Almanya vs. ülkeler uğraşıyor bunlarla… Yani biz nesne durumundayız O’nlar özne.

Saydığımız maddeler sadece birkaçı… bunların olumsuz yanları bize gelmeden kendimize gelmemiz gerekiyor.

a.k.

Cibuti Hakkında Demet Tezcan İle Söyleşi

‘Taşlarla çevrili bu alan, Cibuti’de bir cami…’

Yakın zamanda Afrika’nın kara yazgılı ülkeleri Etiyopya ve Cibuti’ye giden Demet Tezcan ile bu ziyaretlerde yaşadıklarını, gözlemlerini ve fotoğraf karelerinden yansıyanları konuştuk.

Tülay Gökçimen/ Dünya Bülteni

İHH İnsani Yardım Vakfı Kadın Kolları Birimi Başkanlığı yapmış olan Gazeteci-Yazar Demet Tezcan , yıllardır yoksulluk, savaş ve kriz bölgelerine ziyaretler yapıyor. Yakın zamanda Afrika’nın kara yazgılı ülkeleri Etiyopya ve Cibuti’ye giden Demet Tezcan ile bu ziyaretler için “yola düşünce” yaşadıklarını, gözlemlerini ve fotoğraf karelerine yansıyanları konuştuk.

Tülay Gökçimen: Demet Hanım, Cibuti’ye ne zaman ve neden gitmiştiniz?
Demet Tezcan: Kurban Bayramı vesilesiyle Cibuti’ye gitmiştik. Gittiğimizde de elimizden geldiği kadar köylerde evlere misafir olmaya, onlarla konuşmaya ve dertlerini dinlemeye çalıştık.

İlk aklınıza gelen nedir yaşadıklarınız arasında?
İlk aklıma gelen ve hiç unutamadığım durumlardan , Cibuti’de etkilendiğim evlerden iki tanesini anlatayım size. İlki; bir köyün reisine misafir olmuştuk. Köyün en ileri gelenlerindendi. Bize ikramda bulunmak istediler. Reisin bize ikramı, tandırda pişirilmiş kuru ekmekti. Türkiye’de Her gün 12 milyon ekmeğin çöpe gittiği düşünüldüğünde çok acı bir manzaraydı. Reisin evi diğerlerine nispeten daha iyiydi. Ev dediğimiz şeyler çalı çırpıdan oluşmuş, botanik bitkilerle sarılmış, odacıklardan oluşmuş çadırlar.
Bir diğeri de Cibuti’nin Tacora Bölgesi’nde bir hanımın evine misafir olmuştuk. Kadınla kapıda karşılaştık. Hayvanın derisinden su tulumu yapmış, çok uzak bir bölgeden su taşıyordu. Üç yıl önce yaşandı bunlar. Kadının evi, çalı çırpıdan müteşekkil bir evdi. Çadır diyebileceğimiz, bir odacık. Tüm aile aynı oda içerisinde yaşıyor.

Yazının devamı için tıklayınız…

Vatansız ve umutsuz: Arakan Müslümanları

Çiğdem Aktı-Dünya Bülteni/Haber Merkezi

Bangladeş, Burma ve Hint Okyanusu arasında kalan, bir zamanlar 50 bin kilometre karelik bağımsız devlete sahip olan Arakan Müslümanları, Burma’daki askeri cunta ve Bangladeş’teki mülteci kampları arasına sıkışan, eşi çok az görülmüş bir zulmü yaşıyor.

Irk olarak Rohingya olan ve bu nedenle batıda Rohingyalılar olarak adlandırılan Arakanlar, Arakan Sultanlığı’nın varisleri…..

Arakan Müslümanlarının çilesine Bangladeş’teki Kutupalong mülteci kampında şahit olan Burmalı gazeteci Tony Cliff’in hikayesini anlattığı 27 yaşındaki Mahamuda Hatur gibi yüz binlerce Arakan, açlık, sefalet, “kimliksizlik” ve hastalığın pençesinde hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Şimdilerde Myanmar olarak adlandırılan Burma’daki Budist cuntanın acımasızca yok etmeye çalıştığı bu halk, kurtuluşu komşu Bangladeş başta olmak üzere farklı ülkelere sığınmakta buluyor. Ancak dünyanın bu “devletsiz” en büyük halkının yaşadığı dram, fakir komşu ülkelerdeki hayat şartları nedeniyle artarak devam ediyor.

Yazının devamı için tıklayınız…

Güney Asya’daki Filistin:Patani

timeturk/20.04.2010

İHH’nın Güney Asya Koordinatörü Faruk Aktaş, Patani’yi Vakit’e anlattı. 3 milyon Müslüman’ın Patani’de Tayland zulmü altında yaşadığını söyleyen Aktaş; “Patanililer ümmetin yetimleridir. Ümmet onları unuttu. Aynı İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulüm gibi Patanililere de Taylandlılar zulüm yapıyor. Dünya habersiz, Müslümanlar habersiz, Türkiye habersiz” şeklinde konuştu. İHH’nın Patani ile sürekli ilgilendiğini belirten Aktaş; “Şimdi de bir babaları şehit düşmüş minik yürekler için yetim okulu açma projemiz var. Patani’nin yetimleri bizi bekliyor” dedi. Yaklaşık 3 milyon Müslüman’ın yaşadığı Patani, şu anda Tayland zulmü altında inliyor. Tayland, İsrail’in Filistin’de güttüğü siyaseti Patani’de güderek bölgeye Budist Taylandlıları yerleştiriyor. İHH’nın Güney Asya Koordinatörü Faruk Aktaş; Patanili yetim bir kız ile… Okumaya devam et

Bu Vahşet, Özgürlük Arzumuzu Kıramayacak!

halid-mesal

Benim insanlarım Gazze’de 18 aydır kuşatma altındalar; havadan, karadan ve denizden çevrelenmiş bir halde, dünyanın en büyük cezaevinde hapsedilmiş durumdalar; bir kafesin içerisine kondular, açlığa terk edildiler ve hatta hastalar için gerekli olan tıbbı tedavi dahi onlardan esirgeniyor. “Yavaş Ölüm Politikası”ndan sonra bombardıman geldi… Dünyanın en yoğun nüfuslu bu bölgesinde, hükümet binalarından tutun, evlere, camilere, hastanelere, okul ve marketlere kadar hiçbir şey İsrail savaş uçaklarının saldırılarından kurtulamadı. 540’dan fazla insan öldürüldü ve binlerce kişi kalıcı sakatlıklar yaşadı. Öldürülenlerin üçte biri kadınlar ve çocuklar… Aileler toplu bir şekilde katledildiler; hatta bazıları uyurlarken bu katliama maruz kaldılar.
Okumaya devam et