Posts Tagged ‘nuzul’

Sizde Hangi Kulak Var ?

281
1.KULAK

Kimi kulak vardır ki; Mühürlüdür.(2/Bakara-7)(16/Nahl-108)(41/Fussilet-44)
Kimi kulak vardır ki; Ölüm korkusuyla tıkalıdır.(2/Bakara-19)
Kimi kulak vardır ki; Yalana kulak verir.(5/Maide-41-42)
Kimi kulak vardır ki; Vahyi dinledikleri halde kaale almazlar.(6/Enam-25)(17/İsra-46)(18/Kehf-57)
Kimi kulak vardır ki; Vahyi işitmek istemezler.(7/Araf-179)(41/Fussilet-5)(71/Nuh-7)
Kimi kulak vardır ki; Şeytanın vesveselerine verir.(26/Şuara-223)
Kimi kulak vardır ki; Zorbalık,kibir yüzünden vahyi duymazdan gelir.(31/Lokman-7)
Okumaya devam et

Secde Suresi / Bahaeddin Sağlam

secde

Bismillahirrahmanirrahim

( Mekke’de nâzil olmuştur, 30 âyettir.)

[Sûreye Secde isminin verilmesinin sebebi, ortasında secde âyetinin bulunmasından ziyade, sûrenin gerçek bir secde edişin bütün alt yapısını, özellikle 15. âyette tam ve net bir şekilde izah etmesidir.]

1. Âyet: “Elif, Lam, Mim”

Bu kesik harfler, derin işârî manalara baktırmakla beraber, harflerin sayısal değerlerinden bunların vahye ve vahyin etkinlik sürecine baktığı anlaşılıyor. Şöyle ki: Bu “Elif lam mim” kapalı olarak 71 eder. Telaffuzlu haliyle 272 eder. Kur’ân’da 7 kere geçmektedir. Her iki şekilde toplam olarak 497 ve 1904 eder. İslâm vahyinin ilk 300 yıllık tam etkinliğine ve 500 yıllık nisbî etkinliğine ve bu son dönemde yeniden vahyin sırlarının açılmasına bakar. Bunun bir delili de    “Kitabın indirilişi” deyiminin “indiriliş” (tenzil) ifadesinin 497 etmesidir. (Muhakemat, 8. Mukaddime’ye bakınız!)
Okumaya devam et

Nüzul Sürecinde Kavramlar -1

kuran00001

Kur’an’da müşriklerin vahye itirazlarına sık sık şahit olmaktayız. “Rivayet edilip öğretilen bir büyü” (74/24), “sadece bir insan sözü” (74/25), “eskilerin masalları” (68/15) vb. yaftalama ve yargılamalarda bulunuyorlardı. Fakat aynı müşrikler Kur’an’ı anlamadıklarına dair itirazda bulunmamışlardır, Çünkü Kur’an, “ayetleri açıklanmış Arapça okunan bir kitaptır” (41/3) ve öğüt almak için kolaylaştırılmıştır (54/1 7, 22). Kur’an, müşriklerin anlamadığı bir şekil veya dilde indirilmiş olsaydı kuşkusuz vahyin kendisine, kökenine itiraz ettikleri gibi şekline, diline de itiraz edeceklerdi. Oysa Kur’an böyle bir itirazı ortadan kaldırmıştır: “Eğer biz onu yabancı bir Kur’an yapsaydık derlerdi ki, ‘Ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap’a yabancı bir söz mü?'” (41/44).

Okumaya devam et