Posts Tagged ‘Röportaj’

Sevim Kılıçdaroğlu Röportajı – Amberin Zaman

Amberin Zaman, Habertürk, 30.10.2011

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturdu oturalı eşi Sevim Hanım hep geri planda kalmayı tercih etti. Seçim kampanyasında bile eşinin yanında pek görünmedi, hatta bu yüzden eleştirildi. Kılıçdaroğlu’nun siyasete atılmasına pek sıcak bakmayan Sevim Hanım, medyadaki ilk röportajını, Çukurca’daki terörist saldırıdan sonra Van depreminden önce, Habertürk Gazetesi yazarı Amberin Zaman’a verdi. Okumaya devam et

Mustafa Özel Röportajı / Emeti Saruhan

Emeti Saruhan,16.10.2011,Yenişafak Gazetesi

İktisadi düşünce tartışmaları cennetten başlar

İstanbul Şehir Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Mustafa Özel iktisadı salt finansal bir olgu olarak algılamayıp toplumsal ve felsefi yönleriyle bütüncül olarak ele alan bir bilim adamı. Öyle ki iktisadi düşünce tartışmalarını cennetten başlattığını söylüyor. Bilim Sanat Vakfı’nın başkanlığını, Türkiye Milli Kültür Vakfı’nın başkan yardımcılığını yürüten Özel aynı zamanda MÜSİAD ve İHH yüksek istişare kurulu üyesi. Bizse onu daha çok köşe yazıları ile tanıdık. Bilim Sanat Vakfı’ndaki odasında görüştüğümüz Mustafa Özel’in günümüzde giderek artan “site”ler konusunda endişeleri vardı. Bu konu üzerinde özellikle durdu. Kendisini soyutlayan dindarların sitelerde yetişecek çocuklarının diğer insanların dertlerine karşı duyarlı olamayacağını ifade ediyor Özel.

İktidarla birlikte dindar kesimin zenginleştiği söylenir. Siz bu görüşe katılıyor musunuz? Okumaya devam et

Atasoy Müftüoğlu Röportajı / Emeti Saruhan

Emeti Saruhan,25-26.09.2011,Yenişafak Gazetesi

Eskişehir deyince akla gelen isim Atasoy Müftüoğlu’dur. Bunu Eskişehirli olduğumu öğrenenlerin hemen ardından “Atasoy Abi’yi tanıyor musun?” diye sormasından biliyorum. Şehir dışından gelip bürosunda konuk olanlara ikram ettiği 3 çay, bir simit, bir elma, kitap ve lokumun, o güzel sohbetinin yanında sözü bile olmaz elbette ama ben misafirperverliğini anlatmak için yine de söyleyeyim. Kendisi ise öyle duru, öyle sağlam, öyle derin ki anlattıklarını saatlerce dinlemek mümkün. Her ne kadar dertlerimiz hakkında acı reçeteler yazsa da isabetli teşhisler yapıyor. Sorunumuzun üretememek olduğunu fakat bunun farkına bile varamadığımızı, çünkü İslam dünyası olarak aklımızı bir yerlerde unuttuğumuzu söylüyor. Sizi Atasoy Abi ile başbaşa bırakıyorum. Öyle diyorum çünkü o hepimizin abisi…

Tarihsel – geleneksel bir İslam’dan bahsediyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız? Okumaya devam et

BM’de ‘kıvırtmadan’ konuşan bir Başbakan dinledik

Okuyacağınız röportaj hayli kapsamlı. Felsefi ve ahlaki bir düzlemden Türkiye’yi ve dünyayı gözlemleyen Alev Alatlı’nın iktidar partisine, Başbakan Erdoğan’a, Türkiye soluna, Türk milliyetçilerine, Kürt milliyetçilerine, toplum genelinde gördüğü paçozlaşmaya, hasılı Türkiye’ye dair tespitlerini içeriyor.

 

Sizi geçen gün televizyonda -Obama ile görüşme öncesinde- Başbakan Erdoğan için “Allah yolunu açık etsin ve Allah onu korusun” diye dua ederken gördüm. -Yüksek müsaadelerinizle- burada bir “anne” şefkati ve endişesi sezdim, onu onaylıyor ve üzerine titriyor gibi… Öyle mi?

Estağfurullah! Bu söylediğiniz Erdoğan ailesini tekaddüm anlamına gelir ki, haddime düşmez. Bu günlerde Sayın Başbakanımızla önceliklerimizin mükemmelen uyuştuğu doğrudur. Ancak, çocuklarını her koşulda sevmek sadece annelere özgü bir haslettir. Bizler için Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanına yönelik sevgi ya da tasvip, rasyonel kriterler üzerinden oluşmak durumundadır. Bu çerçevede annelerden farklı olarak bizlerinki “koşullu” bir sevgidir, maalesef!

DEĞİŞEN DEVLET DEĞİL

Okumaya devam et

Siret-i Meryem

Sibel ERASLAN

Meryem hırkasız.
Meryem taraksız.
Ne sırtını sıvazlayan oldu, ne saçını ören, hem yetim hem öksüz…
Ah üzülme yine de. Rızkı Allah’tan gelir her yetim gibi Meryem’ in de. Allah var ya, ne gam!
Meryem mukarrebtir. Yakınıdır Rabbinin.
Elinde Allah’ın kartını tutar. Onun imzasıyla açılmayacak kapı elbette yok. Tüm kapılar cümle kilitlerini çözer o mukarrebin karşısında. Okumaya devam et

Modern beden siyaseti

Bu hafta Yazar Nazife Şişman’la modern ve post modern dönemlerde insan bedeninin, cinsiyetin, çocukluğun… evrildiği anlamları konuştuk. Bir özgürlük hareketi olarak başörtüsü mücadelesinin feminist söylemin kurguladığı kadın özgürlüğü mücadelesinden farkını vurgulayan Şişman seküler toplumsal yapının insan yaşantısındaki tezahürlerine ayna tuttu.

Aynur ERDOĞUN: İnsanın bedenine verdiği ontolojik anlama göre hem bireysel hayatlar hem toplumsal hayat şekilleniyor. İnsanlık tarihine baktığımızda insanın bedenine verdiği anlamın, bedenin ruhun mezarı sayıldığı anlayıştan insanın kendini bedenden ibaret saydığı modern anlayışa doğru evrildiğini görüyoruz. Şimdi ise birey zaten her şeyiyle sahip olduğunu kanıksadığı bedenini kesip biçiyor, şekillendiriyor. Bu estetik operasyonlar insanın beden algısında nasıl bir değişime karşılık geliyor?

Nazife ŞİŞMAN: Estetik operasyonlar kusursuz beden arayışının bir göstergesi. Biliyorsunuz geçen yıl  ölümüyle de medyanın ilgi odağı olan Michael Jackson, hem kusursuz beden arayışının hem de post modern bedenin bir sembolü idi. Ne beyaz ne zenci, ne yetişkin ne çocuk, ne erkek ne kadın…  Kendi kendini yeniden inşa eden melez bir kimlik. Bunun bir adım  ötesi ise, ne makine ne insan diyebileceğimiz bir melezlik.
Okumaya devam et

Avrupa Parlamentosu başörtüsüne alışıyor

Röportaj: Charlotte Menegaux*

Mahinur Özdemir 8 ay önce Brüksel Bölge Parlamentosu’na girerek Avrupa’nın ilk başörtülü milletvekili olmuştu. İslam’ın yanlış anlaşılmasından ötürü hala üzüntü duyuyor olsa da, göreve başladığından beri zihniyetlerde ‘ufak da olsa bir değişim’ yaşandığını gözlemlediğini kaydediyor.

Mahinur Özdemir, 7 Haziran 2009’da yapılan seçimlerde Avrupa’nın -İspanya’nın Kuzey Afrika topraklarında bulunan, Ceuta özerk ili milletvekili haricinde- ilk başörtülü milletvekili olmuştu. 27 yaşındaki genç kadın, 14 yaşından beri kendi hür iradesiyle başörtüsü takmakta olduğunu belirtiyor. Hıristiyan eğilimli ılımlı bir parti olan, Hıristiyan Demokrat Parti’den seçilmiş olması ise Belçika’da tepki çekiyor. Hatta laiklik karşısında‘tarafsız’ olarak addedilen bir devlette bile. Fransa’nın tersine, laiklik ilkesi Belçika Anayasası’nda açıkça belirtilmiyor. Bu tarafsızlık bazı dinlerin kabulüyle de somutlaşıyor ve bilhassa dini faaliyetlerin finansmanı ve okullarda ders düzenlemesi konularında kendini belli ediyor. Seçilişinden 8 ay sonra bu özel bağlamda Mahinur Özdemir, yaşadıklarını bizimle paylaşıyor.
Okumaya devam et