Posts Tagged ‘zulm’

Arakanlılar için ‘Türk işi’ propaganda

Çin depreminin kurbanları ve Tibetli Budist in protesto fotoğrafı Arakanlıların katledildiğine dair görüntüler olarak internette dolaştırıldı.

Radikal

Myanmar’ın batısındaki Arakan bölgesinde Budistler ve Müslümanlar arasında mayıs sonunda yaşanan çatışmaların üzerinden bu kadar süre geçtikten sonra sosyal medya ve internet sitelerinde sahte ve alakasız görüntüler eşliğinde ‘Arakan’da Müslümanlar katlediliyor’ diye kampanya başlatılması tartışma yarattı. Özellikle İslamcı sitelerde ve sosyal medyada paylaşılan fotoğrafların eski tarihlerde farklı ülkelerdeki olaylarla bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Okumaya devam et

Reklamlar

Arakan İçin Dua ve Basın Açıklaması/Ankara

Allah’ın Gazabı Daha Büyüktür

”ABD’nin gazabı büyüktür, ama seyirci kalırsanız Allah’ın gazabı daha büyük olur”

Necmettin Erbakan

Afgan Mücahid: Dünya yalan söylüyor!


Aslında her şeyi biliyoruz. Aslında halklar, sokaktaki adamlar, gerçeği berrak ve net görüyor. Amerika yalan söylüyor, televizyonlar yalan söylüyor, profesörler gazetelerde ve televizyonlarda sabahtan akşamlara kadar kritikler analizler yapıyor, hepsi büyük pislik bir yalanın içinde debeleniyor. Halklar her şeyi biliyor, evi bombalanan adamın bakışı net ve berrak…

Üsame Bin Ladin!

Ben hayatımda 2 Üsame tanıdım… Birisi Arabistan’da dogmus bir Türk. İkincisi Arabistan’da doğmuş Arap bir Prens. Birincisi belirli bir yaştan sonra Türkiye’ye geldi. Türkçeyi düzgün konuşamıyordu filan.

Diğeri başka işlerle uğraştı.

ABD, İsrail, Fransa, İtalya filan. Geçmişlerini azıcık kurcaladığınızda en ala katliamları görebileceğiniz ülkeler. bugün bunlar II. Üsame’ye terörist demiş. Desin! Ve bunlar etrafa insanlık, demorasi ve ahlak pazarlamaya kalkan ülkeler. Herkes bilir. Ama Türkiye insanında kronikleşmiş bir durumdur bu artık, düşünmez. TV ve medya O’na ne sunduysa o doğrudur. İşte bu yazıktır.

1.Yakalayacak gücün var. neden bağımsız bir mahkemeye çıkarmadın?

2.Bunu stratejik bir sömürme propangadsı haline getirmeyeceğinizi nereden bileceğiz?

3.Sen, kimin toprağında kimi öldürüyorsun,vuruyorsun, tecavüz ediyorsun be adam?

Birgün devran dönerse, Bush saklanırsa ve özel timler onu yakalarsa benimde gücüm olursa söz veriyorum mahkemeye çıkartacağım veya bunun propagandasını yapacağım. Herkes ne kadar serefsiz olduğunu bilsin diye.

Sen kimsin de müslümanlığı bize öğretiyorsun. Ne amacın vardı gidip O’nu denize atarken. Niye vermedin gömsünler namazını kılsınlar.

Ulan! Madem bu adam terörist idi neden mahkemeye çıkarmadın? Kimi kandırıyorsunuz şerefsizler topluluğu sizi?

Tüküreyim düzeninizin ta ortasına!

Not:

Sayın Abdullah gül,

ABD ve İsrail için de aynı şeyleri söylemedikçe size olan saygımı askıya aldım.

a.k.

Sahi ne olmuştu Sabra ve Şatilla’da!

“Beşir’le Vals”in er Folman’ı yitik anılarını arıyor…

“- Lübnan’a ait görüntüler gözünün önüne gelmiyor mu?
– Hayır, pek sayılmaz.
– Emin misin?
– Hayır
– Ya Beyrut, Sabra ve Şatilla?
– Ne olmuş Sabra ve Şatilla’da?”

Bu sözlerle başlıyor hafızası ile birlikte insanlığı da unutturulan bir toplumun belleğini kazanma yolculuğu… 1982 yılında Beyrut işgali sırasında, İsrail ordusunda yer almış eski bir asker olan yönetmen, kendi anılarını ararken, insanlığın gördüğü en büyük katliamlardan birini de parça parça ortaya seriyor. İsrail toplumuna ve dünyanın tepkisiz halklarına kaba çizgiler yardımıyla hatırlatıyor Sabra ve Şatilla katliamlarını…

İsrailli yönetmen Ari Folman’ın Beşir’le Vals (Vals Im Bashir) filmi, bu yılın en çarpıcı yapımları arasında yerini aldı. 90 dakikalık bir animasyon olan Beşir’le Vals, Folman’ın biyografik yolculuğunu konu alıyor. Bir barda kendisi gibi savaşa katılmış asker arkadaşının sorusu üzerine, savaşa dair hiçbir anısı olmadığını fark ediyor Folman. Hafızasını yitirdiğinin bile farkında olmayan Folman, o akşamın ardından kendisiyle birlikte savaşta yer almış eski arkadaşlarının peşine düşerek yaşananları hatırlamaya çalışıyor.

Yazının devamı için tıklayınız.

Cibuti Hakkında Demet Tezcan İle Söyleşi

‘Taşlarla çevrili bu alan, Cibuti’de bir cami…’

Yakın zamanda Afrika’nın kara yazgılı ülkeleri Etiyopya ve Cibuti’ye giden Demet Tezcan ile bu ziyaretlerde yaşadıklarını, gözlemlerini ve fotoğraf karelerinden yansıyanları konuştuk.

Tülay Gökçimen/ Dünya Bülteni

İHH İnsani Yardım Vakfı Kadın Kolları Birimi Başkanlığı yapmış olan Gazeteci-Yazar Demet Tezcan , yıllardır yoksulluk, savaş ve kriz bölgelerine ziyaretler yapıyor. Yakın zamanda Afrika’nın kara yazgılı ülkeleri Etiyopya ve Cibuti’ye giden Demet Tezcan ile bu ziyaretler için “yola düşünce” yaşadıklarını, gözlemlerini ve fotoğraf karelerine yansıyanları konuştuk.

Tülay Gökçimen: Demet Hanım, Cibuti’ye ne zaman ve neden gitmiştiniz?
Demet Tezcan: Kurban Bayramı vesilesiyle Cibuti’ye gitmiştik. Gittiğimizde de elimizden geldiği kadar köylerde evlere misafir olmaya, onlarla konuşmaya ve dertlerini dinlemeye çalıştık.

İlk aklınıza gelen nedir yaşadıklarınız arasında?
İlk aklıma gelen ve hiç unutamadığım durumlardan , Cibuti’de etkilendiğim evlerden iki tanesini anlatayım size. İlki; bir köyün reisine misafir olmuştuk. Köyün en ileri gelenlerindendi. Bize ikramda bulunmak istediler. Reisin bize ikramı, tandırda pişirilmiş kuru ekmekti. Türkiye’de Her gün 12 milyon ekmeğin çöpe gittiği düşünüldüğünde çok acı bir manzaraydı. Reisin evi diğerlerine nispeten daha iyiydi. Ev dediğimiz şeyler çalı çırpıdan oluşmuş, botanik bitkilerle sarılmış, odacıklardan oluşmuş çadırlar.
Bir diğeri de Cibuti’nin Tacora Bölgesi’nde bir hanımın evine misafir olmuştuk. Kadınla kapıda karşılaştık. Hayvanın derisinden su tulumu yapmış, çok uzak bir bölgeden su taşıyordu. Üç yıl önce yaşandı bunlar. Kadının evi, çalı çırpıdan müteşekkil bir evdi. Çadır diyebileceğimiz, bir odacık. Tüm aile aynı oda içerisinde yaşıyor.

Yazının devamı için tıklayınız…